Absürdizm Üzerine

 

 

“Her başlangıç zordur” derler ve elbette bu yazıya başlangıç için de bu durum geçerli. Başlamamaya sebebiyet veren durumlar karasızlık ve amaçsızlık olarak ele alınabilir. Fakat bu yazıda hedef tahtasına oturtulacak konulardan birisi amaçsızlık olacaktır.  

 

Bilince sahip ve bu sahipliğin farkında olan her canlı için varoluş amaçsızdır. -varoluş özden önce gelir- Çünkü sınırlarını bilemediğimiz evren denilen karanlıkta, sıfır bilgi ile, küçücük bir yıldız sisteminde, tahayyül edilemeyecek bir zaman zarfında, rastlantılar silsilesi ile birlikte varoluştuysak; bunu net bir amaca bağlayamayız ki zaten en akıllıca görülen amaca bağlama çabası bile mantıktan çok uzakta bir yerde. Tam da bu sebepten amaçsızsa bulunuyoruz ve tam da bu sebepten bilincimiz ve içinde bulunduğumuz beden hatalı bir korelasyona sahip. Bu hatalı korelasyonu sentetik bir bağ ile düzeltmek isteyen insan, yok denilecek bilgisiyle din gibi teste tabi tutulamayan kavramlara başvurmak zorunda kaldı. Bugün, din etkisi altındaki insanların sayısı giderek azalsa da modern dünya kendine yeni yaşam amaçları üretmekte zorlanmıyor. Dinin insanı yaşamaya zorlama yeteneği, kapitalizm’de de vücut bulmuş durumda.  Ekonomik sistemden dışarıya çıkmak çoğunlukla ölüm, hapis, sefalet gibi sonuçlar doğuruyor. Dinlerin egemen yönetici sınıf olduğu eski dünya’da benzer bir durum söz konusuydu. Eski dünya derken Helenistik Yunan ya da her ne kadar azınlıkta olsalar Arap Yarım adasındaki bir takım bilginleri ayrı tutuyorum, çünkü helen ve arap bilginleri mevcut sıkıntılardan uzak steril bir haldeydiler. Sermaye’nin ve otorite’nin tehtidleri altında olmadan bile varoluşumuzu anlamlandıramayan insan nasıl bu çileye katlanabilir? Birlikte cevap arayalım. Kapitalizm varoluşmuş bireye bir öz verme çabasında olmasa da, sermayenin sınırlarını genişletme hevesi sebebiyle girmediği alan kalmamış durumda. Modern dünyanın tüm bireyleri sermaye işgali altında ezilirken, kendilerinin tercih etmediği ve çoğunun bitmesini istediği ekonomik terörün mecburi neferi durumunda.

Kapitalizme ekonomik terör demek birçoğu için işleyen bir sisteme yoktan yere bok atmak anlamına gelebilir. Bu sebeple neden terör dediğimi obskürantizm’den uzak daha yalın bir dil ile anlatayım. En basitçe; İstemediğimiz saatlerde kalkıyoruz. İstemediğimiz işlerde istemediğimiz şartlarda çalışıyoruz. İstemediğimiz evlerde istemediğimiz şartlarda kalıyoruz. Geleceğe dair planlar yapamayacağımız paralara çalışıp açlık tehtidi ile zorlanıyoruz. Açlık tehtidi ile zorlandığımız için işgücümüzü olabildiğinden daha azına satıyoruz. Hep daha lüksünü istememiz için lüks içerisindeki insanlara ve kullandıkları ürünlere özendiriliyoruz. Toprak sahiplerinin sermaye kazanmasını izliyoruz. Sermaye sahiplerinin eserlerine sanat adını veriyoruz. Sözde anarşist ve sözde sanatçı kişilerin banka reklamlarına hayran hayran bakıyoruz. Üstelik bütün bu rezaletin içerisinde amaçsızca bulunuyoruz. Çünkü varlık var olmasına var fakat özümüzde hepimiz bütün bu acıyı sırtlamak için yaşıyoruz. Peki ama neden? İşten çıkmış eve doğru dalgın dalgın yürürken kafamda anlattıklarıma benzer düşüncüler dolanıyordu. Dalgınlığımı dağıtan önümde yürüyen kadının kalçaları oldu. Varoluş sorgusu, ekonomik ve sosyal eleştirilerimin tamamı, o an anlamını yitirdi. Bu anlattığım öylesine bir ayrıntı değil. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisine göre seks, hiyerarşinin en alt katındadır. Kendini tamamlama isteği ise en tepede. İşte bu hiyerarşinin iki kutubu arasında bir metodoloji kurulmuş durumda. Bu kapital metodoloji insanlara temel ihtiyaçlarını çay kaşığı ile verdiğinde özgürlük, kendini tamamlama isteği ve benzeri ihtiyaçlar yok olup gidiyor. Basitçe; aç bir insan için Tolstoy bir anlam ifade edemiyor. Onun için en anlamlı şey bir kase çorbadan ibarettir.

 

Modern dünyayı ekonomik sistemimiz ve yaşayışımız ile birlikte ele aldığımızda bir uyumsuzluğun olduğu çok açık. Uyumsuzluk içerisinde yaşayan bizler, dağın tepesine dev bir kayayı sonsuza kadar yuvarlamakla cezalandırılmış Kral Sisifos’tan farksızız.

 

 

 

AHMET AVCI

 

BU İÇERİK BİR KONUK YAZAR TARAFINDAN ÜRETİLMİŞTİR. Yayınlanmasını istediğiniz eserlerinizi yenipapirus@gmail.com ‘a göndermeniz gerekmektedir. Editör onayından geçen eserler Yeni Papirüs okurlarına sunulacaktır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla