Acı*

Biz şimdi seninle birlikte ağlayacağız Gülizar. Birlikte sulayacağız Ali’nin mezarını, kuruyan çiçeklerin yerine yenilerini ekeceğiz. Evlat acısı bu, dayanılır mı?  Birlikte yanacağız.

Gelin olduğumun ilk yılı, rahmi kuru dedilerdi bana, yarım kadındır bu.  Sen benim üzerime geldiğinde, ben de bir tazeydim daha. Hiç unutmadım. Çemberinin altından dökülen gece karası saçlarının ardında, doğuştan boyalı gözlerinle bakıyordun etrafa, ürkek ürkek. Sonra doğurgan kalçalarınla salına salına geçtin avludan, Ağa’nın peşi sıra. Bizi iyi anlaşır bilirler Gülizar. Bir kusurunu görmedim bunca sene, neme lazım. Çocukların da Büyük Anne bildiler beni. Ama  Ağa senin yanına gittiğinde, bir ateş düşerdi içime.  Yan odadan sesleriniz gelirken ben bahçeye çıkar, yumruğumu dişlerdim. Bazı geceler alevler sarardı iki bacağımın arasını da, utanırdım. Ben sevişirken bağırmayı bilmem ki Gülizar. Zevk almak günah dedilerdi bana.

Ben şehvetle öpülmemiş, okşanmamış bir kadın, doğduğu gün çocuğunu kaybetmiş bir anayım. Kader bu ya, aynı zamanda hamile kaldık seninle. Doğuramaz değilmişim meğer. Yazgısı böyleymiş bebemin, koklayamadım. Ali’ye verdim ben de sütümü, sevgimi, kalan analığımı. Kan davası dedikleri, aldı Ali’mizi bizden. Barış yapalım demişler, yemişler, içmişler aynı sofrada. Yaşı küçük bir oğlanın eline vermişler  bıçağı. Tinerciydi zaten dediler de, ben o yavruya da üzüldüm.

Ali’nin el kadar oğlu da ant vermiş bunu yapanı bulup öldüreceğim diye. Babamın kanını yerde komam, der dururmuş. Anaların bağrı yanık, her yerden kan akıyor. Bir o taraftan bir bu taraftan insanlar yitiyor. Toprak daha fazla çatlıyor, bir orman daha  yok oluyor sanki her seferinde. Durun demek geliyor içimden, acı her yerde aynıdır, diye haykırmak istiyorum ama birden kadın olduğumu hatırlıyorum Gülizar. Bu kerpiç evin bir odası kadarım ben. İşlediğim iğne oyaları, süpürdüğüm kapı önü kadarım. Sesim duyulmaz ötelerde.

Bir kızım var uzakta, Havva. İlk kocasından işkence gördüydü de Ağa kendi ile yaşıt bir adamla evlendiriverdi gül kızımı. Adamın ilk karısı ölmüş hastalıktan.  Bizim damat da hemen haber salmış memlekete, yas tutmamış pek. Havvam da  suçlu sayar kendini, rahmetlinin mevlidini okutur her sene. Pek iş yaptırmazmış kızıma, hoş tutarmış gönlünü.

Bir kadın ikinciye evlendi miydi, seçemez kocasını. Biz ilk erkeğimizi de seçemedik Gülizar. Baba evinden eksilen bir boğaz olduk.

Senin şen kahkahaların vardı Gülizar. İçinde bir kısrak yatardı da, sen razı görünürdün bu sessizliğe, bu gölgesizliğe.

Ben seninle gülemedim ama, seninle ağlayacağım Gülizar.

 

*Benim duyduğum, binlerce gerçekten bir gerçek.

 

 

1988 yılında Çorlu'da doğdu. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Klasik Arkeoloji mezunu. Okur,düşler,yazar,izler. Sabahattin Ali'nin şu cümlesini tekrarlar:''Ben dünyadan ziyade kafamın içinde yaşayan bir insanım.''

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla