Aslı Erdoğan- Kabuk Adam Üzerine

“Bazen insana hiçbir şey hatırlamak kadar acı veremez, özellikle de mutluluğu hatırlamak kadar. Unutamamak. Belleğin kaçınılmaz intikamı. Herhangi bir iz taşınıyorsa eğer, bu bir zamanlar bir yara açıldığındandır.”

Kitapların giriş cümleleri nadiren etkileyicidir. Daha en başından,kitabın sonuna kadar sizi alıp başka okyanuslara, düşüncelere itecek kadar açık uçlu mesajlar verir. Sizde yarattığı his, dünyanın girintileri arasında çıplak zeminde yalın ayak yere basmak gibidir. Nitekim Aslı Erdoğan bunu başarabilen ender yazarlardan bir tanesi.

1967 doğumlu yazar İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Bilgisayar mühendisliği ve fizik bölümü okuyan Aslı Erdoğan, yüksek lisansını CERN’de ( Avrupa Yüksek Enerji Fiziği Laboratuvarı) hazırlamıştır. Rio de Janeiro’da başladığı fizik doktorasını yarıda bırakarak yazmayı tercih etmiştir ( iyi ki de öyle yapmış).  Kapatılan ”Özgür Gündem’‘ gazetesinin Yayın Danışma Kurulu üyesi ve yazarı Aslı Erdoğan, 2016 yılında tutuklanarak 136 gün ceza-evinde kaldı.  Yazar, dört deneme yazısından dolayı “örgüt üyeliği” ve “devletin bütünlüğünü bozmaktan” ağırlaştırılmış müebbet ile yargılandı. Aslı Erdoğan, ”Lire” dergisi tarafından “geleceğin 50 yazarı” arasında gösterilmektedir.

‘Kabuk Adam,” yazarın ilk öykü-romanı. İlk kez 1994’te basılan kitap, o yıllarda pek ilgi görmemiş. Özelikle 2006 yılından sonra hemen hemen her yıl farklı yayınevleri tarafından  basımı yapılmaya başlanmış. Aslı Erdoğan aynı zamanda ; bale, modern dans, tango, salsa, klasik müzik âşığı. Yani tam bir sanatsever ! Ayşe Arman yazar için, “O bu dünyaya ait değil,” diyor.

Kitap, Karayipler’de geçen on beş günlük bir zaman dilimini anlatıyor. Türk ve Müslüman bir  fizikçi bilim kadınının, katıldığı seminerlerden bahsediyor. Anlatıcı olan karakterimizin bir adı yok. ( en azından kitapta herhangi bir isim belirtilmemiş). Birçok kişi Kabuk Adam’da, Aslı Erdoğan’ın kendi hayatından bir kesit anlattığını düşünmektedir. Anlatılan hikaye, bir otobiyografi gibi çünkü. Fakat bunun doğruluğuna ilişkin yazardan herhangi bir açıklama gelmemiştir.

Tekrardan kitaba dönecek olursak eğer, yazarın ilk öykü-romanı olan bu eser teknik açıdan yetersizdir.  Şöyle  ki, betimleme ve tasvirler yok denecek kadar azdır.  Sadece jeopolitik olarak tasvir edilen yerlerin betimlemeleri ön plana çıkmıştır. Karakterlerin dış görünüşleri, hatta daha önce belirttiğim gibi kahramanımızın adı dahi belirtilmemiştir.

Daha çok, bir kadının kendi düşünceleri ve hisleri arasında sıkışıp kalan bir çatışmayı anlatıyor kitap. Bir insanın siyah ile beyaz arasında kalıp özellikle birini seçme zorunluluğu olmasını…

“Tropiklerde, o gözden ırak adada öğrendim ki, cennetle cehennem iç içedir. Ancak bir katil bir peygamber olabilir ve insan bir başkasına, aynı kara büyü ayinlerindeki gibi dönüşebilir. Çünkü insanın tam zıddı gene kendisidir.”

Kabuk Adam ve kahramanımızın dostluğu oldukça ilginçtir. Birbirini tanımayan ve tamamen zıt olan bu iki karakter, ilk görüşte birbirlerinin “karanlık” yanlarını sezer ve aralarında bir etkileşim meydana gelir. Karayipler’de geçen günler boyunca bu dostluk, ilk andan itibaren bir aşkın kıvılcımlarını başlatır. Lakin kahramanımız bu aşktan, kavurucu bir güneşten yayılan ateşli oklar üstüne geliyormuşcasına kaçar. Kendi benliğinde ve bedeninde…

Kitapta ayrıca toplumsal cinsiyet, din-mezhep, ırkçılık, tecavüz, şiddet, illegal kullanılan-satılan maddeler ve “toplum tarafından dışlanmış veya hor görülen insanlardan” bahsedilmektedir. Bu konuları ustaca bir üslupla işliyor Aslı Erdoğan. Bu nedenle, Kabuk Adam‘ın onun  ilk öykü-romanı olduğuna inanmak zorlaşıyor. Zengin ile fakir, güzel ile çirkin gibi zıt karakterlerin, bir kutup ile birbirini nasıl çektiğini anlatıyor. Ancak bir kadının ne zaman kadın olup olmadığını bilen ve toplumsal cinsiyeti eserinde işleyen yazara şöyle bir eleştirim olacak: kitabın iki ayrı yerinde “bilim insanı” yerine “bilim adamı” terimi kullanılmış. Bunu bir hicivle yazmadığı açıkça belli. Bilim insanları sadece erkeklerden oluşmuyor. Bir kadın da bilim insanı olabilir ve ülkemizde çok olmasa da dünyada örneği oldukça fazladır. Böyle bir terimi cinsiyetleştirmeye gerek yoktur.

Aslı Erdoğan için “dişi Oğuz Atay” diyen bir kesim var. Kesinlikle böyle bir durum söz konusu değildir. Aslı Erdoğan eril dilden tamamen uzaktır. Karamsar bir yazar olmasına karşın yaratıcıdır. Tasvirleri kısadır, sıkıcı değildir. Kabuk Adamda işlediği tasvirler ise oldukça  etkileyicidir.

” …başımı kaldırdım. Soğuk, ıslak yıldızlarla dolu bir gök kubbe,okyanusun sonsuz karanlığın üzerine asılmış duruyordu. Siyah bir tülbente iğnelenmiş mücevherler gibi.”

Kabuk Adam için söylenebilecek  son söz ise, her insanın hayatında bir ”Kabuk Adam” olabileceğidir. Sadece bakmak ile görmek arasındaki ayrımı yapabilen insanlar onların hayatına dokunabilecektir.

"Galaksinin Batı Sarmal Kolu'nun bir ucunda, haritası bile çıkarılmamış ücra bir köşede, gözlerden uzak, küçük ve sarı bir güneş vardır. Bu güneşin yörüngesinde, kabaca yüz kırk sekiz milyon kilometre uzağında, tamamıyla önemsiz ve mavi-yeşil renkli, küçük bir gezegen döner. Bu gezegende yaşayan Eftalikus isimli yazar,okur,çizer ve kendimce düşünürüm."

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla