BAROK GÜLÜ ASUMAN

No more blues,I’m going back home…
İnce topukları,dolgun hareketli kalçaları,bir sandalyenin üzerinde görseniz hayattan bezmiş olduğuna şahitlik yapacağınız, lakin Asuman’ın kollarında boylu boyunca bir sanat eseri gibi uzanan şalı…. Kalabalık caddelerden ıssız sokaklara, Asuman ve delirtici kokusu.
Asuman, bu kadar yeter demişti, Peter Paul Rubens’in tablosundan ulu orta çıkarken. Yalnızlar partisi de bir yere kadar diye düşündü, sızmış bir kaç ayyaşı ezmemek için bolca dans eder adımlar atarken.
Böyle mühim bir eserin,İtalya’da internet üzerinden satışa sunulan yarı fiyatlı,şehir görmeyi bırakın bir ağaç bile göremeyen ‘manzaralı odasında’ dip not olarak bile sunulmaması canını fevkalade sıkmıştı.Bari odanın fiyatını arttırsaydık diye söylendi. Hayır en son bir iki kuruş daha fazla verdiler diye minnacık odayı on iki kişiye yalnızlar partisi yapmaları için kiraladıklarını da görünce, dayanamadı tabi Barok gülü Asuman.Bir nefesle çıkıverdi…Diğerleri halinden son derece memnundu doğrusu.bunlar nasıl sanat eseri ögesi anlamıyorum diye söylendi, kapıyı çekip çıkmadan önce tablodaki boşluğuna baktı, kıkırdadı bilseydi beni hiç katmazdı sevgili Paul diye düşündü.
‘Zaten meşhur barok döneminin hep karanlık tarafında olan bir figürdüm, yaşasaydı rahmetli boşluğumu anlamazdı dahi. Gerçi iyi ki yaşamıyor yoksa odanın şu halini gördükten sonra muhakkak ölmek zorunda kalacaktı…’ Ah güzel ve karanlık yanıyla Asuman epey bir içlendi, caddelerde rüzgarı ve canlı yaşamı hissetmenin güzelliğine kapılamadı bir an, Sonra sarhoşun birinden yürüttüğü sigarayı ateşledi. Bu işin nasıl yapılacağını iyi biliyordu, eğer sizde ucuz bir italyan otelde asılı barok dönemi tablosu olsaydınız bunun nasıl yapılacağını iyi bilirdiniz. Kafası kıyak rus kadınlarından,odayı sadece sevişmek için tutmuş tek gecelik ter kokularından,hiç durmadan şikayet eden aile kadınlarından, temizlik hizmetlisi yaşlı kadından (ki Asumana en iyi davranan oydu, hatta bir keresinde gözlerini tuvaldeki karanlığa dikmiş Asumanın mutsuz şaşkın bakışlarını gördüğünü düşünmüştü, şimdi sorsanız Paul’dan sonra en çok onu severdi.) Hepsinden sigara nasıl içilir öğrenmişti.Görünmeyen zarif ellerini dudağı olduğunu düşündüğü yere götürmüş derin bir kaç nefesten sonra sakinlemişti… Yolda yürümenin ne denli özlenecek bir şey olduğunu düşündü. Müziğin,dansın,şalının rüzgarla hareket edebiliyor olmasının ve tüm bunlardan öte sokağın ortasında bir kadın gibi yürümenin…
Bugün Barok dönemi hızlıca geçmiş,kilise inançları yıkılmış, Picasso’lar,Rene Magritte’ler doğmuş gibi bir gündü. Ve Rubens’in karanlık tablosunda gizli kalmış bir kadının gün ışığına çıktığı ilk an gibi berraktı.
Bundan güzel doğum olur mu diye düşündü Tanrı, kıskandı. Asuman kendi kendini bir tablodan doğurmanın gururuyla, topuk sesinden başka hiç bir şey duymadı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla