Bilinmeyen Aşka Mektup

Çizim : Merve Ulutaş

 

Seni hiç tanımadan yazıyorum bu cümleleri. Sözlerim, içinde ismin geçmeden çıkmıyor boğazımdan ve ben bu kaçınılmaz sona hapsolmuş bir şekilde buluyorum kendimi. Nereden geldin ki sen kış uykusuna yatmış rüyalarıma, neden yüzün gözlerimi her kapattığımda çıkıyor karşıma. Kimse sevdiğine mektup yazmıyor artık ama insan nasıl ulaşır ölü bir ruh gibi içinde gezinip duran aşkına. Sen bugün eline hiç ulaşmayacak bir mektubun misafir kahramanı, sen dert masasında kadehlere koyulan aşk şarabı, sen yağmur yağarken gelen sokağa çıkma isteği, sen bayram kahvaltısı sevinçleri, sen çocukluğumun sobalı ev atmosferi, içimi öyle ısıttın ki ne yapsam da bulsam seni. Saçlarını, yüzünü hatta kokunu bile yazabilirim o yedi saniye sürüyor denilen rüyalarımdan, iki milyon yıl uzaktan baksam yine doyamam diyerek açılmak istemeyen gözlerimi anlatsam, seni göremediğim iki gece arasına sığan özlemi yazsam kağıtlara.

Dün gece ismini sordum bir kez daha sana, söyle ismini bilmeden nasıl çağıracağım seni yanıma. Ruhum bir boncuk tanesi misali bu dünyada ve sen parçalara ayrılmış bir inci kolye, o narin parçalarının arasına sar beni, değerlendir tenime temas eden ellerinle, ne olur al parçaların arasına, kucakla o saf, beyazlar içindeki ruhunla. Karanlık bir sokakta ağlayan bir çocuk sesi duymak ya da bir ağacın tepesinde mahsur kalmış bir kedi görmek gibi bir şeydi seni tanımak, tanıdığım yerde bırakıp kurtulamıyorum senden, kaçamıyorum yüreğimde yarattığın meltem esintisinden,

söyle bana kimsin sen?

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir