Çehov’un Yanılgısı

Tüm mahalle bu gece de intihar etmeye hazırlanıyordu. Bu esnada Yusuf odasında dönüp duruyor, karanlıkta kendisine sinsi gülüşler fırlatan çelikten, gözlerini kaçırıyordu. Freud’a okkalı bir küfür savurduktan sonra kapıya yöneldi. Yatak odasından gelen sessizliği dinlerken, camdan vuran araba farının sarı ışığıyla irkildi. Annesini daha acısız bir yöntemle öldürmeliydi.
Müteahhitlerin çirkin ruhlarından fırlayıp kenti kuşatan bu apartmanların içindekileri, gölgeleri dahi tanıyamazdı. Bazılarının gölgesi bile yoktu. Bazen bin parçaya bölünürler, bazen de matruşka bebek gibi iç içe geçerek bir zerreye dönüşürlerdi. Herkesin payına düşen kötülük, amcalık, babalık, iyilik, analık başkaydı.
Hacı İlyas; gözlerini tavana dikmiş, altında hareketsizce bacaklarını aralamış karısının üzerinde tepinirken, komşu kızı Hacer’i düşlüyordu. Sabahleyin İlyas amca olarak, kızın bir çiçek gibi tomurcuklanmaya başlayan memelerine halini hatırını sormuştu. Ona zamanın kötü olduğunu, dikkatli olmasını salık verdikten sonra arkasından bir süre onu izlemiş, önce sağ ayağıyla adım atarak abdest almak üzere eve dönmüştü. Nezahat Hanım her sabah olduğu gibi, o sabah da kapıcıyı iki dirhem bir çekirdek karşılamış, gazetesini ve ekmeğini bin bir teşekkürle almıştı. Tahsilli oluşu ve ‘hanfendi’ kişiliği mahallide saygı uyandırıyor, sen sıfatı ağızlarda utanıp saklanıyor, siz olarak söyleniyordu. Nezahat Hanım mahalle kızlarına hep akıl verir, bunu hep onların iyiliği için yapardı. Onların eğlenmesini değil, hep iyi olmalarını isterdi. Sesini hiç yükseltmez, tokatlara diğer yanağını da uzatarak karşılık vererek İsa’yı gözyaşlarına boğardı. Herkesçe incelikli bir kadın olarak tanınan Nezahat Hanım, aslında mağdur olmaktan tuhaf bir haz duyardı. Haksızlıklar karşısında ‘hanfendi’ duruşunu sergilemek için can atardı adeta. Sabahleyin gönüllü piyano dersi verdiği alt kat komşusu Sevim’e geç kaldığı için hiç kızmamış; o gelmeden kemirdiği manikürlü işaret parmağını, genç kadına meseller sıralamak için kullanmıştı.
Kofti Nuri, soluk soluğa koltuğa attı kendini. Yayları çıkmış koltuğa vurdu kollarıyla. Pat pat sesleri annesini uyandırmasın diye durdu. ‘’Dönmenin tekiydi zaten,’’ diye söylendi. Nuri’nin delikanlılığı, kıyafetleri gibi koftiydi. Ya polis gelirse kapıya, ya mahallede duyulursa bu olay? Eskinin ‘’incelikli haytalarının’’ diline düşmek vardı işin ucunda… Sadece geceleri, eniştesinin taksisinde çalışırdı Nuri. Para vermeden bir kadını okşamamıştı daha. Yüzlerce yıldır olduğu gibi; bu yüzyılda da erkek çocuklarına fütursuzca çüklerini göstermeyi öğreten topraklar, henüz bir kadını sevmeyi öğretememişti. Aylardır aklındaydı. Bir ‘dönme’ ile yatmak nasıl olur, merak eder dururdu. Bu gece arabasına binen ‘dönme’ ile göz göze gelmekten çekindiyse de sonra sağa çekti. Ona Azize dediklerini de öğrendi, boşalırken ismini ünleyebilmek için. On dakika sonra arabada bağırışlar yükseldi. Parasını istiyordu Azize. Vermemekte direndi Kofti. Torpido gözünden aldığı bıçağıyla, daha spermleri Azize’nin yüzündeyken bıçakladı onu. Bir çuval gibi sürükleyip yolun ortasına fırlattı. Kimsenin bir ‘dönme’nin ardını aramayacağından emin, sürdü arabasını. O sabah Nuri; karşı evdeki Hatçe anasına yardım edip evini boyamış, ‘’Allah senden razı olsun evladım’’ dilekleri arasında Hatçe ananın yüzüne saçtığı tükürüklerle evine dönmüştü.
Mahalle hala çirkin, Yusuf haklılığından emindi. Safi acıdan oluşan annesinden kurtulmak istemesi, suç muydu? Annesinin başına gelen felaketler, Yusuf’u yaşayamamışlığının tepesine zincirlemişti. Annesi her gün daha da fazlasını anlatıyor, Yusuf bilmenin sefaleti içinde kayboluyordu. Hayır, bu kuyuya daha fazla düşmeyecek, annesini itekleyecekti.
Tik, tak, tik , tak, hav hav hav,rınnnnnnn,tik tak, hav tik tak hav hav tik…
Çıt, çıt, tıkkk,çıt, çıt çıt!
-Yusuf koş Yusuf, baban nefes alamıyor Yusuf!

1988 yılında Çorlu'da doğdu. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Klasik Arkeoloji mezunu. Okur,düşler,yazar,izler. Sabahattin Ali'nin şu cümlesini tekrarlar:''Ben dünyadan ziyade kafamın içinde yaşayan bir insanım.''

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla