FOTOĞRAF HİKAYELERİ: SOMA

soma

Sizin hiç babanız öldü mü?

Onun bir kez öldü.

301 ölü var diyordu resmi rakamlar. Soma’daki Maden Ocakları Derneği “Devletin rakamlarla arası hiçbir zaman iyi olmamıştır zaten” dedi. 13 Mayıs 2014 Soma faciasından hemen sonra Beşiktaş Çarşı ekibi tüm hazırlıklarını yaptı ve Soma’nın Elmadere köyüne doğru yola çıktı. Bir gece önce çocuklara götürülecek bisikletler için depo bulunamadı diye sokak kenarında sabaha kadar kolilerin başında bekledik hep birlikte. Ertesi gün Çarşı bir karar aldı ve “Acının fotoğrafı olmaz, bir kişi çeksin anlatır herkese.” dedi. Yani o günü anlatmak yolculuğun başında bana düştü.

Otobüsten indik köyün başında. Arkamızdan eşyaları taşıyan kamyon da geldi. Köy halkı merak etti, yavaş yavaş çıktı çocuklar meydana. Birçoğu birbirinin akrabası olan bir köydü Elmadere. Aynı haneden 7 erkek ölmüştü mesela Soma’da. Fotoğraf köylülerle selamlaştığımız sırada ziyaretimizin başında çekildi. Sonrasında dinleyeceğimizin onlarca acı öykünün habercisi gibiydi çocuk. Tek başına ortada gezindi. İçimden “kaldır boynunu” diye haykırmak istedim. “Bu köyde çocuk olmanın fıtratı böyleymiş, öyle dedi büyükler” derse kalkamazdım altından, sustum.

Önünde küçük avlular olan az haneli bir köydü Elmadere. Tek tek selam verdik evdekilere. Biri “Gelin.” dedi “Köy ayranı için, serinleyin biraz.” Karnı burnunda olan bu genç kadına zahmet vermek istemedik ama bahçesindeki ağacının gölgesine de hayır demedik. “Sizden de ölen oldu mu?” diye sordu biri, “bazen ölümden de kötüsü vardır” dedi kadın. Eşi Soma faciasından sağ çıkmış, fakat eve geldikten sonra iki kez intiharı denemiş. Aklını yitirmiş. “Yatak başları olur demirden, onu parçaladı biliyor musunuz?” dedi. Almışlar sonunda tedavi için evinden. Arkadaşları ölürken hayatta kalmak ağır gelmiş yani adama. Bunları anlatırken kadının yüzünde insanın nelere dayanabildiğini gördüm. Utandım sonra, çok utandım. Beklediğim mesaj beş dakika geç gelse sitem ederdim hayata. Tuttuğum takım gol yese isyan ederdim. Yemeğim soğuk gelse önüme öfkelenirdim. İşte tam o an utandım.

Biz köyden çıkarken mutluydu çocuklar. Hepsine topluca el salladı tüm ekip. Hemen geleceğimi söyleyip ayrıldım otobüsün olduğu yerden. Fotoğraftaki çocuğu fark etmiştim, dikiliyordu duvarın dibinde. Hafif eğildim, “hoşça kal” dedim. Başını salladı. Hiçbir şey söylemedik ikimiz de. “Sizin hiç babanız öldü mü?” bilemem ama “onun bir kez öldü” biliyordum.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir