Gadjo Dilo Filminin Hegel ve Deleuze Üzerinden İncelemesi

Fransız yönetmen Tony Gatlif’in 1997 yapımı Gadjo Dilo filmi yönetmenin filmografisinde bütünün bir parçası olarak yerini almaktadır. Bütün filmlerinde öteki, azınlık olan çingeneleri anlatan yönetmen Gadjo Dilo filminde de öteki olan çingeneleri, yolları, sürgünlükleri, gezginliği ve elbette müziği filmin temeline almaktadır. Hegel’in özbilinç, öteki diyalektiği ve oluş kavramı çevresinde Gadjo Dilo filminin çerçevesini çizmek gerekmektedir.

 

 

HEGEL

Hegel’in Felsefesi’nde  Özbilinç – Öteki Diyalektiği ve Oluş 
1770-1831 yılları arasında yaşamış olan Hegel 61 yıllık yaşamında Alman idealizmine kesin yön veren, birçok konu üzerine fikir geliştiren, felsefe tarihinin en önemli isimlerinden biridir.
Hegel’e göre felsefenin temel amacı bir sistem, bilimsel, kurgusal bir sistem dahilinde hakikati ortaya koymaktır. Hakikat ise oluşan, gerçekleşen bir süreçtir. Bu anlamda hakikat belirli bir yaşamı olan, kendi kendini kuran bir özne olarak düşünülmelidir. Hegel her şeyin hakiki olanı yalnızca töz olarak değil özne olarak da kavramaya ve ifade etmeye dayanır. Hakiki olma böylece Hegel çerçevesinde öznenin özne olarak kendini gerçekleştirme düşüncesine bağlanmıştır. 
Hegel felsefesinde bilinç özbilince dönüşürken kendi dışına çıkmakta, edimsellik ve somutluk kazanmaktadır. Hegel’de bilincin gelişimi, başlangıçta az ya da çok dolayımsız olandan başlayan, kendi üzerine dönerek daha fazla dolayımlanmış olana doğru ilerleyen bir süreçtir. Bu nedenle, bu süreci başlatmak ve sürdürebilmek için, bilincin kendinde barındırmış olduğu dolayımsızlığın olumsuzlanması ya da aşılması gerekir. Varlığın olduğu gibi, bilincin kendi üzerinde gerçekleştirmiş olduğu bu deneyim, bir oluş sürecini bildirmektedir. Bilincin ve özbilincin oluşumu açısından bu süreç, bilince karşıt bir nesnenin varlığını ve kendi bilincine karşıt bir başka varlığın bilincini gerektirir. Karşıtlık, diyalektik düşüncenin kaynağı ve devindirici özüdür. “Öteki” diyalektik sürecin karşıtlık, dolayısıyla olumsuzluk ve dolayım oluşturucu evresini, bilincin gelişimi için bilincin karşıt varlığını bir zorunluluk olarak oluşturmaktadır. Bilinç, karşıtlığı içermekte, bu karşıtlığı olumsuzlamayla edimsel bir varlık haline gelmekte, onunla dolayımında nesnelleşmektedir. Fakat, bu olumsuzluk salt bir olumsuzlamayla ortadan kaldırılmak, bilinç ya da “ben” içinde tümüyle yok edilmek yerine, bir devinim ve ayrım öğesi olarak korunmaktadır. Bilinç öteki yoluyla ya da olumsuzluk aracılığıyla belirlenim kazanmaktadır. Öteki, “ben” ile karşıtlığında varolurken, aynı zamanda “ben” de öteki ile karşıtlığında varolmaktadır. Hegel diyalektik gelişim basamakları içinde, olumlu ve olumsuz evreyi birbirinden ayırmamaktadır. Bunların her ikisi de birbirinden yalıtılmış karşıtlıklar değil, birbirini tamamlayan, bu yolla soyut gerçekliklerini olumsuzlayan evrelerdir. Hegel bu karşıtlığın kendisinden çok, bu karşıtlık yoluyla, düşünce ve varlığın oluş ve edimsellik sürecini açıklamaya çalışır. Hegel “varlık varlıktır, varlık yokluktur, varlık oluştur.” yaklaşımı ile oluşu anlatır ve diyalektik oluşa hizmet eder.
Hegel’in Özbilinç – Öteki Diyalektiği ve Oluş Yaklaşımı Çerçevesinde Gadjo Dilo Filmine Bakış 

Gadjo Dilo filminden bir kare

Tony Gatlif’in 1997 yapımı Gadjo Dilo filmi öteki olan çingeneler üzerine bir bakışla karşımıza çıkıyor. Stephane gezgin babasının ölmesinin ardından babasından ona kalan kasette  çalan şarkıyı söyleyen Nora Luca’nın peşine düşer. Yolculuğa çıkan Stephane çingene olan İzador ile  tanışır. İzador Stephan’ı köye götürür. Stephane’a çingeneler için” gadjo” (yabancı) olduğu için istenmez. Aralarındaki dil farklılığı nedeniyle çingenelerle anlaşamaz. Köyde Stephane’nın dilinden anlayan çılgın çingene  Sabina ise onlara yardımcı olmaz.  Sabina, Stephane ile bir süre sonra iletişim kurar ve çingenelerle iyi geçinmeye başlayıp Nora Luca’yı aramaya başlar. Nora Luca’yı bulmak için İzador,  Stephane ve Sabina ile bir arkadaşına gider. İzador’un arkadaşı ölmüştür ve İzador toprağa alkol döker Tutti Furutti müziği eşliğinde mezarı başında dans eder. Sabina, Stephane’a  Nora Luca’nın şarkısını söyler. Burada Nora Luca’nın Sabina olup olmadığını Gatlif bize bırakır. Artık Stephane ölü gezgin babası gibi köy köy gezip şarkı kayıtları almaya başlar. Sabina ve Stephane arasındaki ilişki ilerler ve birlikte olurlar. Bu esnada çingenelerin köyü gadjolar tarafından yakılır. Stephane bunun üzerine Sabina ile birlikte yola çıkar ve bütün kasetlerini kırar. Üzerine alkol döküp İzador gibi dans etmeye başlar.
Hegel’in bilinç- özbilinç ve öteki diyalektiği kavramları filmde Stephane ve çingeneler arasındaki ilişkide kendini göstermektedir. Stephane bilinciyle yola çıkar. Filmin ilk başında Stephane’ın yolda yürürken ben bu yolu yürümem demesi ve  ardından yürümeye başlaması karşıtlığı ile başlar. Stephane’ın çingeneler ile karşılaşması ben ve ben olmayan (öteki) arasındaki karşıtlığı bizlere gösterir. Stephane’ın bilincine karşıt, bir  ötekinin varlığı ve bilinci ortaya çıkar.  Stephane tanımdan, bilmeden dolayımsız olarak çingeneleri bilmektedir, kendi üzerinden ve öteki üzerinden çingeneleri dolayımlarak süreç devam edecektir. Çingenelerle tanışan Stephane onlar için gadjo (çingene olmayan)dur. Çingenelerin bilincinde de Stephane “ben” dışındaki ötekidir. Karşılıklı karşıtlıklar ile özbilince ulaşmaları mümkün olacaktır. Bilincin deneyimi, oluşu gerçekleştirecektir. Stephane ve çingeneler birbirlerini tanıdıkça senteze ulaşırlar. Stephane  köye ilk geldiğinde çocuklar tarafından iki metre boyunda, kocaman dişleri olan, tavuk hırsızı, tecavüzcü gibi dolayımsız bir yolla tarif edilir.  Stephane ise çingeneleri yersiz-yurtsuz, hırsız gibi dolayımsız yolla tanır. Birbirlerini zıtlıkları üzerinden tanıyan Stephane ve çingeneler yaşamlarını senteze dönüştürerek birlikte varolurlar. Karşıtlıkları birbilerini yok etmeyi değil aksine tamamlayan soyut gerçeklikleri olumsuzlayıp ortadan kaldırır. Stephane çingenelerle yaşamaya başlar, onlarla birlikte Nora Luca’yı arar ve çılgın çingene Sabina’ya aşık olur. Çingeneler ise Stephane’a gadjo olarak değil, çingene olarak davranır. Stephan’e ayakkabı yaparlar, yemek yaparlar. Ben ve ben olmayan olumsuzlanarak onlar için nesnelleşir. Özbilince kendi içlerinde ulaşan çingeneler ve Stephane oluş halindedirler. Çingenelerin köyü gadjo  olanların köyü basması ile yakılır. Stephane ise Sabina ile o zamanda köyde değildir. Stephane ve Sabina köye geldiğinde yanmış köyü görür. Yolda biten film Stephane’ın Sabina ile yol kenarında durup o zamana kadar kaydettiği bütün kasetleri kırıp, üstüne alkol döküp oynamasıyla film biter. Deleuze göre farklılık ve oluş hep vardır ve devam eder. Stephane kasetleri kırdığında ne gadjodur ne de çingene. Ne varlıktadır ne yokluktadır. Sürekli oluş halinde ve yoldadır.  
Tony Gatlif’in filmlerini çektiği mekanlarda da kimlik sabitlenmiş bir şey değildir çünkü filmler ya yollarda ya sürgünlükte ya da öteki olanın yersiz yurtsuz –geçici-köylerinde geçer. Gidilen yerdeki koşullar filmi doğrudan etkiler ve değiştirir. Stephane’ın Nora Luca’yı araması ancak ardından bundan vazgeçip kendi kasetlerini kaydetmesi buna bir örnek olabilir. Yolun, sürgünlüklerin, ötekinin, yersiz-yurtsuzluğun kendisi belirsiz olduğu için film yol boyunca oluşmaya devam eder. Karakterler, olaylar, müzikler sürekli değişken durumdadır. Stephane kendini aramak, yollarda, ulaşacağı yerde Nora Luca’yı  bulmak için yolculuk ediyordur. Ancak Deleuze’un yolundan gidilerek bu gezgin karakterin amacı sadece içsel bir yolculuk –babasından anı kalan Nora Luca kaseti- değil bir felsefeci gibi iktidara meydan okumak için yeni kavramlar peşinde koştuğu söylenebilir. Stephane ve diğer  gezginler –babası gibi- basmakalıp yaşamdan uzaklaşıp yeni yaşam tarzları ürettiklerini temsil ettikleri düşünülebilir. Temsil ettikleri yaşam biçimiyle hem kalkış noktalarında hem de varış noktalarında ezberi bozup hep oluş içinde devam ederler. Hegel’in “varlık varlıktır, varlık yokluktur, varlık oluştur.” sözü ile gezginleri ve Nora Luca’yı arayan ancak kendini arayan, değiştiren, oluşturan Stephane ve çingeneler ve herkes oluş içindedir.
Zühre YILDIRIM

BU İÇERİK BİR KONUK YAZAR TARAFINDAN ÜRETİLMİŞTİR. Yayınlanmasını istediğiniz eserlerinizi yenipapirus@gmail.com ‘a göndermeniz gerekmektedir. Editör onayından geçen eserler Yeni Papirüs okurlarına sunulacaktır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla