“İNSAN NE İLE YAŞAR?”

Çizim:Nagihan Kazancı

 

 

“İNSAN NE İLE YAŞAR?”

 

İnsan ne ile yaşar?

Kitabını da okudum. Düşündüm de durdum yıllar yılı. En çok da bu sorusunu sevdim, kitabın.

Mevzu bahis kendim de değil hani, insan denilen varlık ne ile yaşar?

Yazımı yazarken ilham almak için şehrin merkezinde bir kafeteryada oturdum, pinekledim birkaç saat boyunca.

Baktım, bakındım.

Utandım insanlık için.

Kendim için de. Bir kez daha rezil rüsva oldum caddeleri dolduran insanlar adına.

Bir de bayat çaya ödediğim para için canım sıkıldı.

İnsan ne ile yaşar?

Gelin de görün ”bizim” olan insan neyle yaşar?

Bir kısım esnaf gördüğü kadını ufukta yitirene kadar ayırmaz gözünü kadının kalçasından. Bir diğer kısmında ise sanki dayak atmışsın da zorla alışveriş yapıyorsun gibi asık bir surat…

Dayanamadım terk ettim orayı. Yürümek istedim, elimde not defterim.

İnsan ne ile yaşar? Alımlı alımsız fark etmez, yoldan geçen bir kadına derin derin bakan adamı izledim; kadın istese, tek bir fısıltısıyla yakar dünyasını dedim. Ama evdeki çocuğunu duymaz, ona para yetiştiremez, ona verecek zamanı ve sabrı da yoktur derim böylelerine. Bu apayrı bir başlık konusu artık.

Yazık der içerlenirim.

Bizim olan insan en çok da terli geceler için yaşar ama insan olduğunu unutturduğu karısı için değil tabi ki. Henüz yirmili yaşlarında olan bir kadına ilişti gözüm. Örneklerine eminim ki sıklıkla rastlamışsınızdır; anneanne gibi giyinmiş, bedenini ve ruhunu ilk çocuğunu doğurmadan öldürmüş, alımlı ya da bakımlı olmayı cüzamlıymış gibi bilmiş, Er’inin arkasını toplamayı görev edinmiş bir kadından bahsediyorum. Elbette suçun büyüğü her türlü hovardalığı kendisinde hak gören zavallı erkek ırkının fertlerinin beslendiği kültür denilen şeyde buluyorum lakin neredeyse doğduğu gün mezarlığa bırakılmışçasına yaşayan bu kadınlara üzülmekten de alıkoyamıyorum kendimi.

İnsan ne ile yaşar?

Bak ne gördüm şimdi? Şehitler geldi aklıma. Hemen anlatayım biraz. Biliyorum evet, şehitlerle ilgili çokça yazıldı ve yazılıyor yazılmasına da ben başka türlü bir şeylere dikkat çekmek istiyorum. Trafikte kuş cinsi araçları görmüşsünüzdür mutlaka, üzerine yazılar giydirilmiş araçlardan bahsediyorum. Buram buram bela kokan, zibidilik kokan 96/2 bilmem ne süslemeli araçlar… Sıkça şahit olduğum bir kısım asker yolcusu gencin, toplumun yumuşak karnı üzerinde tepinerek serserilik yapmasını konuşmak istiyorum ki bunlarla, tanrı korusun, eşiniz, sevgiliniz ya da çocuklarınızla karşılaşmak istemediğinize de eminim. Aşırıya kaçan hareketler, son günlerin muhtemel şarkısı Cevapsız Çınlamayla (Bu şarkının neden bu kadar popüler olduğunu anlatmaya gerek yok sanırım.) geçtikleri her yerde insanlara sataşan, kadınlara laf atan bir güruhtan bahsetmek istiyorum esasında.

Erkek egemen toplumda bebeklikten itibaren davullu-zurnalı, küfürlü ve sözüm ona ”ahlaklı” yetiştirilen bu genç, eğer varsa, bütün eğitim/öğretim hayatı boyunca sınıf arkadaşlarına akran zorbalığı yapmış, öğretmenlerinin de canını sıkmıştır. Evde babasına karşı mesafesini korurken, annesine ve varsa kız kardeşine karşı her zaman şiddet yanlısı olmuştur. Velhasıl babasının uyguladığı şiddet karşısında sessizliğini koruyarak safını da belli etmiştir.

Peki, neden böyle?

Neden, 18 yaşlarında bir genç böylesine öfkeli ve öldürmeye bu kadar istekli olabilmiştir?

Şimdi düşünün bir kere; sade bir vatandaş yüksek ses müzikle trafiği tehlikeye sokacak davranışlarla aynı caddede turlamaya başlasaydı ne olurdu?

Bu akıl ve ahlak dışı davranışları yapana karşı toplum neden sessiz kalıyor?

Özellikle fakirleri öldürmek üzerine kurulu sistemde cansız bedenlerin kutsanması ve din, bu gençlere müdahaleyi imkânsız kılıyor. Altını çizmek istiyorum, evet doğru yazdım, fakirleri öldürmek üzerine kurulu bir sistem var diyorum. Örneğin; Çatan Ailesi ve benzer ailelerin evlatları ”şehit” düşmezler bahsi geçen sistemde. Her nasılsa onlara nasip olmaz o çok yüceltilen ”şehit”lik! Allah mı koruyor onları, para mı koruyor yoksa? Varın siz karar verin artık! Ayrıca ne hikmetse ölen her bir gencin ailesi de birbirlerine benziyor. Hayır hayır! Benziyor demek yanlış olur, tıpatıp aynı demem gerekirdi, özür diliyorum.

Magandalık değilse nedir dostlar?

Evet, biraz önce şahit olduğum durum bu. Kuş serisi araçlardan birindeki dört genç ellerindeki çöplerin tamamını yola savurdular ve lağıma batıp da çıkarılmış ağızlarıyla sataştılar yoldan geçenlere. Bu araçların bir de yüz binlerce liralık değerinde olan modelleri vardır ki Çatan Ailesi ve türevleri kullanırlar onları. Serserilik daha ne kadar sorumsuzca yapılabilir sorusunun yanıtıdırlar kendileri. Tüm bu sapkınlığı elde ettikleri güçle zorlaya zorlaya yedirirler bu topluma.

Bir kere olsun var oluşa katkı sunmamış, sadece ve sadece asalak bir tüketici olmuş bu zatların bırakın vatan savunmasını, kirli çoraplarını nereye koyacaklarını bile bilmediklerinden de eminim dostlar.

Vatanseverliği; aşağı olmaya, zır cahil olmaya, güce tapmaya, ağzında cinsel organ kelimeleriyle konuşmaya, homofobik olmaya indirgeyenlere ve buna müsaade edenlere izninizle güzelim var oluşumuz adına hainler diye hitap etmek istiyorum.

Peki, bu nasıl olabiliyor? Diye soranlarınız da vardır şimdi.

Ülkemizde bir birey ortalama 8 ile 12 yıl süren eğitim/öğretim sürecinden sonra mezun oluyorken kendi ana dilinde, Türkçede yani, yine kendisinden istenen özgeçmiş formunu doldurmaktan acizse birileri gerçekten bilerek ve isteyerek maganda kültürünü harlamak istiyor derim. Cahilliğin kutsandığı, bilgisizliğin kutsandığı, paraya ve kaba güce tapınmanın en doğrusu olduğu gerçeğinin dayatıldığı bu günlerde yaşamak ağır geliyor bana da dostlar.

Bahsi geçen gençler; ağzı bozuk, pisliğin içine düşmüş, ömrü hayatında tek bir kere dahi kitap okumamışlar ki buna inandıkları kitapları da gönül rahatlığı ile dâhil etmek istiyorum, kendilerine hedef gösterilen başka başka ırklara ve dinlere karşı büyük bir nefretle bağlanmışlar. Her konuda konuşur dururlar da en son okudukları kitap, ilkokul yıllarında tahta cetvel korkusundan elinde sıkı sıkı tuttuğu Cin Ali’dir bunların. Yüzüne vurmak istiyorum; kitapla değil ama cetvelle, oku lan oku artık. Bunalttınız canım insanlığı, çekilmez kıldınız yaşamı…

İnsan ne ile yaşar?

İnsan sanatla yaşar derim güzel insanlar.

İnsan müzikle yaşar.

İnsan ”Kendisini Aşmakla” yaşar ancak.

Ölümdür yoksa pisliğin içinde tepinmek!

Kalın sağlıcakla.

 

Varlık ERGEN

 

 

Sabaha karşı başlamış bir doğumun eseriyim_ Cennet bahçelerinden yere düşenlerdenim bir de- Parçalanmış benliklerimin gölgesinde bir bireymiş gibi yaşıyorum_ Tuzlu suyun yakınlarında olmak şanslı kılıyor beni-

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla