Kafka-KAFA-Makine! Düşüşteyken Yazılanlar

Onları düşünürken yazdım ben bunları, şiir misali, dilsiz:

 

Kafka

Gilles Deleuze

Felix Guattari

 

Kafka’nın temsiller oluşturan bir yazar olduğuna inanmıyoruz. Şunu söylemek istemiyoruz artık : ‘’Gregor Samsa’nın böceğe dönüşmesinin sebebi, toplumdur, yabancılaşmadır, kapitalizmdir’’ Bütün bu basit okumaların amacı Bay K.’nın bedenini alana zincirlemiş olur. Elbette ki Kafka’nın eserlerinde bir anti-kapitalist eleştiri vardır fakat bu eleştirinin ben ‘şu şudur’a indirgenmesinin Kafka’yı anlamak olarak yansıtılmaması gerektiğine inanıyorum. Kafka gibi bir yazarı şu üç kavramla (yabancılaşma, toplum ve kapitalizm) anlamaya çalışmak (anlamak kavramı da sorunludur ona da değineceğiz) indirgemeciliktir. Ne Marx’ın kırık gözlükleri ne de diğer filozofların ‘aparatları’  Kafka’nın yaratmaya çalıştığı düşünceleri kısıtlayabilir. Kafka’nın ‘ürünleri’ bütün bu ‘sözde okumalara’ direnir, çünkü onun yarattığı ‘ürünlerin’ hepsi birer canlıdır. Kımıldarlar, akarlar, süzülürler ve sürekli sürekli kendi kendilerini yenilerler

 

Kafka denen makinenin, savaş makinesinin, ürettiği ürünlere dair bir şeyler söylemek yahut onları (ürünleri) anlamaya çalışmak gerçekten de zor. Bay K. (Kafka) gibi bir yazarın ürettiği eserleri neden ‘ürün’ kavramı ile betimledik? Bu betimleyişin yazınsal dünyaya herhangi bir etkisi oldu mu? (Olduğunu sanmıyorum) Bütün bunları düşünmem beni hangi ‘noktasızlığa’ yahut ‘akışa’ ulaştıracak, bilemiyorum. Ürün olarak herhangi bir şey adlandırdığında yazar o kişiyi yahut eseri kalın çizgilere mahkum etmiş olmaz mı? K. Böylesine bir kavramın çekim alanına sığdırılabilir mi? Hatta şu soruyu bile sorabiliriz kendimize :

 

 

‘’Kafka okunabilecek-ki okuma eylemi belli bölgeler oluşturur- bir yazar mıdır yahut bizler okurlar olarak Kafka’nın anlamlandırmaya çalıştığı anlamları, tam olarak anlayabilecek miyiz?’’

 

 

Kafka’yı bir makine olarak düşlememizin sebebi ise, neredeyse, tamamen politik. Bu politik söylemi haykırmamızın amacı da bellidir. Temsil fikrine karşı durmak. Yani bizler Kafka’nın temsiller oluşturan bir yazar olduğuna inanmıyoruz. Şunu söylemek istemiyoruz artık : ‘’Gregor Samsa’nın böceğe dönüşmesinin sebebi, toplumdur, yabancılaşmadır, kapitalizmdir’’ Bütün bu basit okumaların amacı Bay K.’nın bedenini alana zincirlemiş olur. Elbette ki Kafka’nın eserlerinde bir anti-kapitalist eleştiri vardır fakat bu eleştirinin ben ‘şu şudur’a indirgenmesinin Kafka’yı anlamak olarak yansıtılmaması gerektiğine inanıyorum. Kafka gibi bir yazarı şu üç kavramla (yabancılaşma, toplum ve kapitalizm) anlamaya çalışmak (anlamak kavramı da sorunludur ona da değineceğiz) indirgemeciliktir. Ne Marx’ın kırık gözlükleri ne de diğer filozofların ‘aparatları’  Kafka’nın yaratmaya çalıştığı düşünceleri kısıtlayabilir. Kafka’nın ‘ürünleri’ bütün bu ‘sözde okumalara’ direnir, çünkü onun yarattığı ‘ürünlerin’ hepsi birer canlıdır. Kımıldarlar, akarlar, süzülürler ve sürekli sürekli kendi kendilerini yenilerler. Böylesine bir canlıya (ürüne yani) biz şu sorularla yaklaşmamalıyız:

 

 

  • Gregor Samsa neden bir böceğe dönüşmüştür?
  • Gregor Samsa neyi temsil etmektedir?
  • Kafka aslında Gregor Samsa mıdır?

 

Temsili arayan papazlar ‘tanrıya’ yahut ‘tanrılara’ ulaşmayı arzulamazlar. Onların arzuladıkları (temsili arayan papazların) şey kendi tanrılarıdır. Kafka’nın yahut William Burroughs’un ürünlerinde de bunu yaratmaya çalışırlar, ararlar.

Dönüşüm isimli ürünü (Kafka’nın) bu yüzeysel sorulara yanıt verecek kadar boş ve anlamsız değildir. Bu tarz soruları ‘temsili arayan’ papazlar sorar ancak. Onların tanrıları belki daha biçimsiz ve kutsallıktan uzaktır. Temsili arayan papazlar ‘tanrıya’ yahut ‘tanrılara’ ulaşmayı arzulamazlar. Onların arzuladıkları (temsili arayan papazların) şey kendi tanrılarıdır. Kafka’nın yahut William Burroughs’un ürünlerinde de bunu yaratmaya çalışırlar, ararlar. Kısmen yaratıcı bir ‘figür’ olarak hayal edebiliriz onları. Bu hayalin, yüzey üzerinde kıvrılarak aktığını söyleyebiliriz. Yüzeyin üzerinde gerçekleşen akışın aksine bizler, çoklaşan ve hatta betimlenemeyen bir hareketin Kafka’nın ürünlerini, tam olarak olmasa da, tanımlayabileceğini düşünüyoruz. Temsil Arayan Papazların diktatörlüğüne direnen bir ‘ürün’ ve ‘canlılık’ oluşturabilmiştir Kafka. Balık (Dönüşüm ‘ürünü) yani ürün (o sonsuz, mavi ve soğuk denizde, içinde yüzen) temsil canavarlarının denize attığı oltanın ucunda gezinen o pembe solucanı asla ama asla kemirmeyecek, süzülüşün daireler çizmeye, ilerlemeye devam edecektir.

 

 

Kafka, Gregor Samsa falan da değildir. Kafka o ‘ürünün’ içerisindeki hiç bir karakterle özdeşleşemez. Kafka bürokratik yapılarla, diktatörlüklerle ve zulümlerle hayatı boyunca yüzleşmek zorunda kalmıştır. Fakat bu yüzleşmeyi Gregor Samsa ile yahut baba figürü ile imlemeye çalışmak indirgemecilikten başka bir şey değildir. Böylesine bir indirgemecilik bize Kafka’nın çokluklarını yansıtamaz. Aynı şeyleri yineletmenin ötesine de varamayız, bu yaklaşıma devam edersek biz; Kafka, hiç bir zaman Gregor Samsa olmadı çünkü Kafka’nın kendisi ayrı bir makinedir Gregor Samsa ayrı. İkisinin de kendisine özgü yaşayış biçimleri, kaçışları ve fantazileri vardır. Gregor Samsa kaçışı ‘hayvan-oluşta’ buldu (yani Gregor Samsa bir böceğe tam olarak asla dönüşemedi ki dönüşse bile bu bir kaçış olmazdı sadece bir yer değiştirme olurdu. Kaçış tam olarak bir yer değiştirme değil bedeni işlevsiz hale getirmektir) Kafka ise ürünler saçtı sağa sola ve diğer bütün yönlere. Farklı, ama birbiriyle kesişen, varlıklar olduğunu varsaymak hem yönlerini hem de içeriklerini çoklaştıracaktır ürünün. Böylece ürün, yani Dönüşüm, potansiyeline ulaşacaktır, belli sınırlama ve kelimelerin ötesine varacaktır. Kısacası Kafka eşittir Gregor Samsa denklemini reddettiğimiz zaman bizler, Gregor Samsa ve Kafka’nın daha önce kimsenin göremediği yönlerinin gerçekliğinin farkına varacağız. Yani iki varlık da, bağımsızlaştırıldığında, özgürleşecektir. Hem Kafka’nın hayaleti  hem de Gregor Samsa’nın bedeni.

 

Temsiliyetin yarattığı dikatörlüğe karşı mikro faşizme direnen ‘ürünler’ sunar bize Kafka. Kafka’nın ürünleri, daha önce de belirttiğimiz gibi, organiktir. Bu organikliği, ürünlere belli bir hız katar ve bu hızın kendine göre durma noktaları, sessizleştiği alanları vardır fakat bu alanlar ürünü yavaşlatmaz, tempo düşüşü söz konusudur. Temponun düşmesi ‘güçsüzlükten ötürü’ değildir fakat. Tempo düşüşü Kafka’nın ürünlerindeki canlılığı gösterir bizlere. Ancak canlı olan bir şey (yahut kendisine canlılık atfedilen şey) yükselip alçalmayı tecrübe edebilir. Örneğin bir canlı, yaşama istencinden ötürü temposunu düşürebilir ama bizler bunu yavaşlama olarak düşünmeyiz. Tempo düşüşünü tecrübe eden bir ‘yapıyı’ görürüz. Yavaşlamak diye bir şey yoktur yani kısacası. Tempo, canlılık için geçerlidir.

 

Temsiliyet nedir peki?

Bu soruyu da ‘yaylaların içerisinde’ yanıtlamalıyız veya yanıtlar gibi yapmalıyız. Temsiliyet ‘yüksek imleyeni imleyendir’. Yani üstte duranı gösterir bize. Üstte duran kimdir? Bütün üstte duran kimliklerdir. Bu kimliklerin yarattığı yazınsal mikro faşizmleri altında ezilen okurun sesini duyan bir ‘ürün üretenidir’ Kafka. Kafka ‘ürününün’ alanlarını genişletmiş, daraltmıştır. Bu daraltmaları ‘yaşatırken’ de anlamın çokluklarını, saldırganlıklarını ve vahşetini gösterir fakat bir gözlemci değildir K. Bu noktada. Ürünü kendisi olmadan, dönüşmeden Kafka içe girmiştir ve temsilleri reddetmiştir. Yani ‘Kafka X ile aslında şunu söyler’ demek ürünün dünyasını ‘temsilciye’ ve ‘temsiliyete’ heykelleştirir. Papazların hep yaptığı da buydu. Papazlar temsil fikrini kutsadılar, temsili ‘arkada’ yahut ‘tepede’ olanı yaratır, arzular. Çoğu zaman bu yaratı aslında yoktur, illüzyondur. İktidar kuran bir illüzyona artık hiçbir okurun ihtiyacı yok. Temsilin alacakaranlığına gömülmüş bütün bedenleri, ürünlerin organikliğiyle diriltmek, organları organsızlaştırmak ‘gerçekleştirilebilecek’ en radikal eylemdir. Bu eylemin yarattığı sıcaklık, bütün o beden taklidi yapan bedenlere saldırır, aşındırır. Bu aşınmalar da bütün yapıları imkansızlaştırır. Şeylerin arkasında durduğu iddia edilen kutsal obje, erir gider böylece. Kafka’nın her sabah cebinde kibrit taşımasının sebebi de budur.

 

 

Soluş:

 

Kafka’nın ürünleri hala mutlak dışarısı ile ilişkilenememiştir. Onun ürünlerini sonsuz bir bombaya dönüştürmek hepimizin görevi. Bir kıvılcımın binlerce ormanı, kök-eseri yok edebildiğini biliyoruz. Geriye doğru, hep beraber, sayalım.

 

3

2

1

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla