Kırık Parçalar/Mırıldandı: Akan, Süzülen Bir Deneme Denemesi

 

 

1

Ölümü, yaşam ile birlikte, yaşamak istiyorum. Ben. Seninle. Benseninle. Yaylalarda. Senin kim olduğunu bile, bilemiyorum.

 

2

Sen oradasın, ora orada değil fakat. Değişim bile değişiyor. Her şey ‘şey’ olmayı arzuluyor. Fakat her şey, isimsizliğin alanına mahkum ediliyor, özgürleşiyor ki böylece.

 

3

Sen, geliyorsun. Gelemiyorsun.

Sen, gidemiyorsun. Gidiyorsun.

Sen, alanın ‘ikisini’ ikiye bölüyorsun.

Sen, ayrılansın ruh ve bedenden

Sen, ruha ve bedene oluşlaşansın

Sen yığınlara yığılmayan bir ‘oluşsun’.

 

4

Karartılı dağların hemen ötesinde beliren yaylalara yürüyoruz. Dağların ‘olanlığını’ da parçalayacağız bizler bir gün elbet.

 

5

-Binsuratlıların yarattığı bir cehennem burası.

Haklısın.

 

6

Mağra bile yok burada. Kaktüsler diyarından çoktan uzaklaştık, seninle biz.

 

7

-Nerededir gri mızraklar, biliyor musun.

Buradalar. Tam da kafessiz göğümün üzerinde.

 

8

-Ağaçsızdır bu yayla. Çiçeklere mavi, kıpkırmızı kıpkırmızı dokunalım.

Belki de.

 

9

-Uyumak istemiyorum.

Uyuyalım.

 

10

 

Yemyeşil yaprakları, yemyeşil yemyeşil, kemiriyoruz. Dişlerimiz kocaman pembe bir makinenin parçası. Işıldıyorlar. Otuziki kadarlar. Öylece bekliyorlar, öyleceyi.

 

11

 

Sapsarıydı, altın sarısıydı, ölümümüze uzanan yollar.

 

-Burası, orası değil fakat.

Bilemiyorum.

 

İlerledik. Önümüzde belirdi, o çirkin bembeyaz ve uzun kule. Bütün o sarı kıvrımları içine almıştı sanki. Bir organdı. Çirkin ve biçimsiz ve yaşamsız. Amansız belki de.

 

-Aç kapılarını.

Aç değilim açamam bundan ötürü kapılarımı size.

-Aç! Aç! Aç!

Belki de.

 

Susmaya devam ediyor, susmayı eylemleştiriyor. Suskun savaşçılar yaratıyor, maddeleşmiş zihninde. Baküs’ün kellesi geziniyor, onun avcunun içinde. Binlerce desenin, derinin ve kumaşın içine/dokusuna girmiş bir ‘ceset’ gibi sanki o. Onu bir ‘anıt-mezara’ dönüştürmeliyim ben. Anıt mezar olsana sen. Hayır anıt mezar olmayacağım ben. O zaman mahkum ol kıvrımlara. Peki.

 

12

 

-Neden uyandırdılar bizi.

Bilmiyorum.

 

-Uyanmak istemedik ki biz hiç.

Farkındayım.

 

-Rüzgar derimizi yüzecek bizim.

Olabilir.

 

-İnsanın üşür mü hiç kemikleri?

Çok, hemde.

-Sen nerden biliyorsun?

Duyumsadım da ondan.

-Ne zaman peki?

Savaş zamanlarıda.

-Hangi savaş?

Çöllerdeki, hani.

-Şimdi hatırladım/k.

 

-Geri dönmemeliyiz bizler yurdumuza.

Evet, evet.

 

-Burada mutluyuz çok.

Çok.

 

-Çalışmayalım.

Evet, evet.

 

-Yolculuğa çıkmayalım bizler artık, hiç.

Evet,evet.

-Hareket kötüdür, zalimdir.

Evet, evet.

 

-Duralım artık burada, bizler ‘olanlar’ olarak.

Evet, evet.

 

-Evimiz burası bizim.

Evet, evet.

 

-Yinelemek, devrimcidir.

Evet, evet.

 

-Toprak, o minik siyah noktasına çekiyor bizi.

Nihayet, nihayet.

 

-Daralıyor o karartılı koridorlar.

Sonunda, sonunda.

 

-Kımıldamıyoruz, kımıdamayalım.

Evet, evet. Bence de

 

Sırtımızda kırmızı yarıklar beliriyor, açık yeşil kılıçlardan ötürü. Öylece boyuyoruz göğü, okyanusa.

 

13

 

-Evimi sırtımda taşımak istiyorum, minik bir kaplumbağa misali, kırmızı. Organsızlığımın üzerinde gezinsin o ‘şeyliğin’ varlığı.

Demek öyle.

-Evet.

 

14

 

-Kuyruğu on ikiye saplanıyor onun.Bir olanın içine giriyor iki. İki-bir’i dünyaya getirdiler onlar. Üçgenleştiler. Alanları işgal ettiler. Bütün bir insanlığı köleleştirdiler. Ama, biz, sen-ben yani, onların zulmünü aşıyoruz. Burada, bekleyerek, kanayarak ve yarılarak. Parçalanmayı arzuluyorum. Orada olacağım ama sen endişelenme. Gitmiyorum, buradayım.

Belki de.

-Evet.

 

15

 

-Bembeyaz bir uçurumun sonsuzluğunda geziniyor bakışlarım. Uçurum bana, ben de uçuruma dönüşüyorum. Cesedimi bir ‘sonun’ ihtimaline, biçimine hapsediyorlar. Peki onlar kimler? İnan bilemiyorum.

 

Uçurumun dibinde yemyeşil sürüngenler geziniyor. Pespembe dilleri yalıyor bembeyaz taşları. Sizler de iz bırakmak istiyorsunuz benim gibi, farkındayım. Ama gelemem. Önce ciğerlerimi söküp atmalıyım, gri-leşmiş bir kılıçla.

 

Peki diyorsunuz, peki. Kendi imparatorluğunuzu kuracaksınız siz burada. Şu iri olanınızı seçin lider olarak. Şişkin bir ‘içyapıya’ sahip gibi kendisi. Sizi düşmanlardan da korur hem o.

 

Peki diyorsunuz, peki.

 

Sürünmeyin. Ayağa kalkın. Kocaman kocaman atın adımlarınızı.

 

Yürümek öldürür biz ölmek istemiyoruz, peki.

 

O parlak obje uğruna öldürün ruhunuzu.

 

Biz sadece yaşamak istiyoruz, peki.

 

Yaşamı yaşayamazsınız.

 

Yaşarız, peki.

 

Yaşam ölümleşiyor, duymuyor musunuz onun sesini.

 

Duymak istemiyoruz, ondan ötürü ‘kestik’ kulaklarımızı bizler, peki.

 

Peki.

Peki.

Peki.

 

16

 

-Uyumak, uykunun ötesine varmaktır. Uyumak, uyanmamaktır. Uyumak ‘logos’ denen yarattığı katletmektir. Uyku, bambaşka dünyalar açar. Gecedir, gecenin ‘gecesini’ parçalayan. Uykunun kıvılcımlarını kovalayalım bizler, uyuyarak. Uykunun bembeyaz sabahlarını daha da çok beyaza boyayalım bizler. Uykunun bizleri ‘merkezin’ soğuk ve gri çizgilerine zincirlemeyeceğini biliyorsun değil mi? Vakitleri dolduralım boyutsuzluklara. Dışarısını işgal edenlere ancak böyle direnebiliriz. Yoksa…

 

Yoksa yoktur. Algılanmayan şey yoktur. Onu kocaman bir göz ‘algı alanına’ sokuşturur.

 

-Evet, öyleydi sanırım.

Evet kesinlikle öyleydi.

 

17

 

-Gökyüzünün grilmiş yüzünde seviyorum seni.

Yeryüzünün sefaletinde sev beni.

 

18

 

-Zamanla birlikte biz de eskiyebiliriz belki.

Aşağıya inelim o zaman. O noktaya.

-Belki de.

 

19

 

-Üç kellelilerin ‘cennetlik’ dişleri parçalıyor bizleri.

Kim bilir, belki de.

 

20

 

-Yirminci kısma vardık biz. İzle bizi izleyenlerin gözlerini. Çirkin çirkin gülecekler. Fakat onlar bizim dünyamıza, kurgumuza asla ama asla erişemezler. Burada, kelimelerin boşluklarında yani, güvendeyiz. Sevebiliriz. İçin içinde. İçin için, belki de. Bu adanın, bu adavari alanın, boşluklarını doldurmasınlar. Biz yorulmayaylım, artık.

 

Ama ben korkuyorum.

 

-Korkma. Kocaman bir parşomen koruyor bizi zaten, sapsarı. Veba sarısı. Onun üzerinde yazanları okuyalım bizler.

 

Olabilir.

 

-Kim bilir.

Kim.

 

-El sallayalım, maviliklerimize.

El sallayalım.

 

 

El salladılar, ellere.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla