PALTO

Kirpiklerimin köküne bağlı çekingen burnumla
Kokladım grinin eriştiğim adını
Kokusunu alır almaz bu şehrin
Masanın ucundaki bir bardak gibi hissettim
Sonra yazılmamış bir şiirin üstüne soğuk sular içtim
Kader gibi bekleyişler geçti içimden
Yırtık çorabından utanan çocuk gibi utandım delik deşik kalbimden
Bir kuş gördüm
Bakışlarıyla kuşluğundan utan der gibi koşan insanlar arasında
En çok da benim gibi bir his duyan
Hüznü yeşil bir levha diye kalbine asan
O da mı hezeyan içinde geçirirdi aylarını
Bunca insan içinde soluk alıp verirken
Bana benzeyen
Kaygılı korkusuz kumrum benim

Ağaçlarla sarılır, çiçeklerle konuşur gibi yaşadım hayatı
İncitmeden
En çok yaşımı ve bu mevsimi sevdim
Düzen içinde kaybolmuş aşkımı aradım uzun gecelerde
Ararken boş odalarda yankılanan içimi dinledim tenimde
Bu hali yalnız kumrum anlar
Ankara’da insanlar eski anılarını çöpe atamadıkları için mi temizdir çöp kutusundan yoksun sokaklar?
Sahte bir borç gibi duran ölümsüz duvarları mı saklar onların anılarını benim kadar?

Bir gün insanların sesleri yükselince kuşların ağaçları terk ettiğine rastlarsa gözlerin, şaşırma

Gideceğim derken önünde diz çöküp yanaklarını öpüşümü düşün
Kuşları seslerimizle incittiğimiz için giremediğimiz cennetler gelsin aklına
Umutsuz da olma, olanca binayı atla
Serpme dalgaların Kız Kulesi’ni nasıl öptüğünü düşün

Yorgunluğumu koklasan da otoyollarda
İzlediğin ilk çizgi filmleri hatırla, resmi binaların duvarlarında
Kremşantiler dök bulutların arasına
Oyunlar oyna hep
O gök senin bu gök benim
Benim temel reis kadar güçlü sevgilim
Ki senin ıspanağın bendim

Bambu Dergi/ Sayı 15

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla