SOKAĞIN SESİ CİĞERCİNİN KEDİSİ

Merve Ulutaş Çizdi

Yıl 2016 koca Amerika ırkçılık tartışmasının tam ortasında!

 

Leydiler beş çayını yudumluyor, bürokratlar puro tüttürüyor. Ortadoğu kan çanağı dolmuyor nedense!

 

Bizde Ohal uzatmaları oynuyor… Ağlanacak halimize gülüyoruz masallarındayız ne dert ne kasavet sahibi gibiyiz.

 

Bugün görüş gününün soğuk demirlerinden, cumartesi annelerinin kayıp çocuklarından bahsetmemeli…

 

Şefkat bekleyen kimsesiz çocukların yapmacık ziyaretçilerini hiç anlatmamalı…

 

Gözleri tanıdık bir simaya hasret bekleyen terk edilmiş, unutulmuş sanki yaşlılığın mecburiyetleriymiş gibi bırakıldıkları güçsüzler yurdunun kapı eşiğini taramamalı yaşlılar…

 

Sormalı aslında terk edilen mi yoksa terk eden mi daha güçsüz diye…

 

Kepenklerin keyfiyete kapatıldığı bir süreci arzularken mecburi istirahatlara kalem çalmamalı…

 

Çocukların elleri kadınların tabakları boş kalmamalı…

 

Bürokratlar ille de istiyorlar diye el kaldırılarak verilen savaş teskerelerinin kurbanı insanların mezarları ziyaret edilmemeli…

 

Yasaların gevşekliğine aldırmaz tavırla katil olan sürücüleri adam vurmanın marifeti altında hukuk’un tıkandığı noktadan yatarım üç beş ay çıkarım katilleri dolaşmamalı elde, belde silahla ve ben bunların hiçbirisinden bahsetmemeliyim bugün…

 

Ölüm oruçlarından, sağlıkçıların sendikal haklarından, bankalardaki dosya masraflarını alamayanların çaresizliğinden, zam umuduyla hayal kuran emeklilerin hayal kırıklıklarından, atamaların yapılamamasından yıllardır yapılan haksızlıkların hiç birisinden bahsetmemeli.

 

Cumhuriyetin üstüne gölge düşürenlerin adı geçmemeli bu sayfalarda…

 

Dini değerlere sahip çıkmakla laiklik kavramlarını aynı raflara tıkıştırmamalı…

 

Sivilleşmeyi demokrasi kılıfına sokarken bazı kurumları sindirip pusturmamalı…

 

İrkiltmemeli olan biten ne varsa…

 

Acıtmamalı, dünyanın herhangi bir yerinde birbirini tanımayan iki insan herhangi bir nedene kurşun sıkmamalı…

 

Ölmemeli öldürmemeli…

 

Yok arkadaş bugün börtten böcekten bahsedip kuş kelebek uçurmalı dağ bayır…

 

Sokağın sesi!

 

Bir radyo programı dinler gibi geliyor kulağa sokaktan gelen, yükselen sesler…

Kimisi mırıl mırıl kimisi ise homur homur!

 

Kimi komik bir anısını paylaşıyor takma dişlerini gıcırtadarak…

Kimi kendini terk eden kızın arkasından atıp tutarak avunuyor, avutuyor düşlerini…

 

Güvercinleri kovalıyor bir çocuk elinde dondurması, anneannesi sıcaktan mayışmış gölgede “Orçun koşma düşeceksin” telaşı…

 

“ Hay bu ne bitmez intibak yasasıymış” diyor amcam bir diğer amcaya.

Diğer amca ise tecrübeli “mezarlık ziyaretine gelir artık” diyor “iadeyi ziyarete”

 

Emekli teyzeme zam vurmuş yetim ve dul aylığı alıyor evde bayram havası. Yirmi üç lira! “bayrama herkes benden!”.

 

“Yazıklar olsun bu belediyeye” diyor bir terzi abim “hayvan barınakları bu kadar mı küçük yapılır sanki arazi yok bir de üstleri açık yandı kavruldu bu güneşte hayvancağızlar”!

 

Cezaevleri de yanıyordur şimdi!!!

 

Terzinin Oğlu bir kediyi ayağıyla kovalıyor “pıssssttt” diye!

Bir delikanlı kovulan kediye çilekli süt veriyor yanına poğaça…

 

Bir köşe yazarı çalakalem sallıyor babam sallıyor görsen memleketin tek doğrucu davutu…

Bir abimse “adam ne yazıyor be ne cesur” diyor…!

 

Asıyor, kesiyor okurken ürküyorum aman bize de bulaşır çamuru diye…

Allahtan ottan b*ktan muhabbetler yapıyorum da yoksa!!!

 

“Türkiye’nin en büyük düşmanı İngiltere” diyor yaşlıca bir amcam!

 

Bir başka amcam İngilizlerin asilliğinden bahsediyor!

Havuzda boğulmakta olan çocuğu kurtarmak para cezasına neden oluyormuş!

Sebep?

Kişi kendi hayatını da riske attığın için!

 

“Neden silah taşıma gereği hissediyorsun?” diye soruyorum bir delikanlıya: iki yıl önce kızın birine takılmış biraz çıkmışlar bir zaman sonra kız demiş “ben nişanlıyım!”

Gitmiş oğlan nişanlısına demiş bu kız böyle böyle yaptı yarın senide boynuzlar gerisi sana kalmış senin hikâyen…

Sarmışlar oğlanın etrafını inanmamışlar o gün bu gündür el tetik göz arpacık dolaşmakta sokaklarda Azrailini beklemekte esas oğlan…

 

Sokak konuşuyor duymak isteyene anlatıyor meramını…

 

Adam köpeğinin ismini sote koyuyor!

Ciğercinin kedisi yok artık ortalıklarda gözükmüyor!

Ucuz et ucuz tavuk yok canım daha neler…

O kadar da değil at, martı anladık da…

Yiyin efendiler yiyin aksırıncaya tıksırıncaya!

Minnoş karnın mı acıktı gel kızım pisi… pisi…

 

Hoşça kalın…

DÜŞBAZ

 

 

 

1 Comment

  1. Muharrem Soyek

    28 Ekim 2016 at 14:49

    Siyaset hepten sokakta yapılmasa da siyasetçinin muhakkak sokağı dinlemesi gerekiyor anlaşılan. Sokağın dilinden anlamayanı seçmemeyi sokak sakinleri görev edininceye kadar bu böyle gider.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla