Tıka Basa Şiir

 

Çizim: Nagihan KAZANCI

 

 

Belli ki,

Bir yangından çalmışsın utanan yanağında kırmızıyı.

Bundan belli ki,

Çakmağımın taşının her bitişinde,

Hatta üşüyüşüm yanaklarına doğru uzanır…

 

Kıyamet kalabalığında Nuh’un ek sefer yapacağını öğrendim az önce.

Yetişemeyenler ve yetemeyenler için…

 

Güzelliğin,

Yaratılırken aldatmak adına eklenmiş,

Yanlış bir üst bilgi gibi.

Yoksa,

Kanadı eksik bir melek olarak şeytanlaşman.

Böyle ideolojik bir savaşı başka bir şey açıklayamaz.

 

Neyse kıyamet diyorduk.

Cuma vaazında hoca şeytan diyordu üç cümleden birinde.

Sen daha ilk rekatta,

Sesini kısmadığım telefonuma beni aradın.

(Ne tesadüftür bu)

 

Düş ve uyku.

Buluşma ritimlerini çözmek istiyorum.

Seni bir düşe sığdıramamak, görememek aciz bir uyku.

Ve ölememek.

Ki yaşam ölümden arta kalan zamandır.

Yararsız ve sensiz iken beceremiyor olmak, düş görmek ve ölmeyi.

Yaşamak ve uyanmak gerektiriyor.

(Kahvaltı hazır mı?)

 

Ne diye ağır çekiyor zamanın izafiyeti bazı an.

Ni-ye!

Yetinemiyor ya insan işte.

Ama nasıl yetinsin,

Ölmüş bir dizi karakteri adına yaşanan hüzün

Ve

Yaşadığını aynı sabaha uyanarak kanıtlayan ben.

(Bir yeni okunmamış bildirim!

– “Yaşadığın her dakika aslında ölüyorsun.”)

 

Ne kadar ovalanırsa ovalansın çıkmayan bir kir gibiyim.

İnsan bir yaradır.

Ve ben,

Tanrının akıtacağı kana üşendiği,

Koparmadığı küçük yara.

Hem gördükçe kızıyor yarattığı kazaya,

Hem üşeniyor.

 

Kaynıyor ve taşıyor olacağız elbet bir gün yaşamdan başka bir harabeye.

Ölüm,

Tek yönlü bir geçmiş için sona ermektir.

Tekrar, yeni veya hatırlamadığın bir yaşama dönmek sonuç.

İşte bir şekilde yaşama bağlı kalmaktan sıkılmak lanet.

Tam bu yüzden iki yüzlü insan.

(Hangi yüzden?)

 

Hangi mevzi tutulduğunda mutlu kalır insan?

İçinde bir ateş yakıp kor olsun diye beklemiş,

Umursamadığını üstünde yürüyerek göstermişsin.

 

Bir kez daha suya katmış gibi aroması eksik olmak.

Hatta,

Olmak ya da olmamak.

 

Şöyle tutup yerinden kaldırsam,

Olduğu yerde kalır da,

Kulpunu kaldırırım havaya anca hayatın.

 

Tüm ordular çekilse hayattan,

Bir sen kalırsın gibi olmak.

Dur, ben söyleyeyim

Çok yalnızsın.

 

Çok sıkıldım.

Beklemek gecenin köründe sabahı sokak lambası kadar.

Aydınlatmak aynı zamanda sade dibimi.

 

Duyma yetimi kaybetme isteğimi geliştiriyorum.

Etrafımda,

Aynı şarkıyı yıllardır dinleyip sıkılmayan adamların dertleri.

 

Artık gözlerine baktığımda,

İçimde gram dahi belirmiyor ev sahibi nazikliği.

 

Bir sigara daha yakma isteği ile,

Belediyenin yol yapımında zifti boğazımdan alışı.

Bir yol olmak isteği ile,

Çizdiklerimden vedaların…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir