Yaşanmışlık Kokan Şarkılar

  • Uzun seyahatler sırasında ya da duygu değişimleri yaşadığımız dönemlerde hislerimize tercüman olacak bir ses duymak iyi hissettirir. Bazen bunu müziğin ezgili gölgesinde ararız ve o ezgiler söylenmeye başladığı sırada bir anda kendi kederimizi yahut mutluluğumuzu unutup o türkülerin ya da şarkıların hikayesine kapılırız. Yıllar öncesinden duygularımıza tercüman olmuş, bugün ismini duyduğumuz ya da internette, radyo da tesadüfen denk geldiğimiz bu şarkıların yahut türkülerin sözlerinin buram buram yaşanmışlık koktuğunu unuturuz. Belki de duymak ve hissetmek çizgisine geldiğimiz sırada şarjımız bitmiştir kim bilir…

 

Zahidem – Neşet Ertaş

Bu şarkının temelinde gerçek bir zengin kız fakir oğlan durumu var. Köyün ağasının kızı Zahide’ye  kimsesi olmayan, parasız Arap Mustafa’nın aşkı. Zahide’nin başka birisiyle evlenmesi ile  Mustafa’nın aşkının sonsuz bir aşka dönüşmesi ve içindeki duyguları Zahidem şiiriyle dışa vurmasıyla oluşmuş. Neşet Ertaş ve daha birçok  Zahide’sine kavuşamayan  aşığın eklemeleriyle şimdi ki halini almış, kavuşamayan birçok aşığın hislerini barındıran bir türkü haline gelmiş ve birçok kişinin aşkına meze olmuş.

 

Elfida – Haluk Levent

9 yaşında kanser hastası bir kızın ismiyle yazılan ve hikayesiyle iç yakan bir şarkı.

“Esmerdi, narindi, yaşı ufacıktı, ismim ile ismi benzeşiyordu. Cerrahpaşa Hastanesi ağrı merkezinde arkadaşımın annesini ziyaret ettiğim sırada annesinin ona seslenmesini duyunca bana seslendi sanarak gayri ihtiyari dönüp baktığımda gördüm onu. Tam karşı yatakta yatıyordu. içim cız etti. Aldığım nefesten, alabileceğim nefeslerden utandım. Gözlerim doluverdi kendimi tutum. Gülümsedim “benim de adım seninki gibi” dedim. Gülümsedi. Elindeki telefonu gösterdi “Haluk abim (Haluk Levent) aldı, bana şarkı yazdı” dedi “Klibinde beni oynatacak, ama oynamak istemediğimi söyledim” dedi.
“Biliyorum yapamam” dedi burkularak.”

Çocuklar hiç ölmese keşke…

 

Ceviz Ağacı – Cem Karaca

İnsanların her koşulda sevebileceğini gösteren bir hikayesi var bu şarkının, şiirin. Nazım sevdiği kadınla buluşmak için sözleşiyor ve Gülhane Parkı’nda bir ceviz ağacı altında beklemeye başlıyor. Sevgilisinden önce polislerin gelmesi Nazım’ı ağacın tepesine çıkarıyor gizlenmek için. İşte o an içinde bulunduğu çaresizlik hissini akıtmış kağıtlara Nazım ve Cem Karaca’da o huzur veren sesiyle bizlere.

 

Ünzile – Sezen Aksu

Bir turne sırasında Aysel Gürel Ünzile ile tanışıyor. Kadın büyümüş ancak hikayesi eskimiyor ne acı. Daha çocukken bir mal gibi görücü yoluyla evlenmiş, kız olamadan çocuk, anne olmuş Ünzile hem de bir kaç koyun karşılığında.

Şarkı muazzam yorum muazzam ancak bu hikayeye alışmış olmak, böyle şeylerin bir yerlerde hala devam ettiğini bilerek yaşamak, Ünzile’lere yardım edememek ne acı.

 

Olanlar Olmuş – İlhan İrem

İlhan İrem askerden döndüğünde sevdiği kadının en yakın arkadaşıyla nişanlanmış olduğunu görünce yazmış bu şarkıyı. Yaşadığı duyguları dinleyenlere çok güzel bir şekilde geçirmeyi başarmış İrem.

Ben mi geç kaldım yoksa,
Mevsimler mi soğumuş?
Görmeyeli buralara
Olanlar olmuş, olanlar olmuş…

 

Çöpçüler – Erkin Koray

Bu hikaye ne kadar doğru bilmiyorum ama hikayeye göre bu bir aşk şarkısı değil. Erkin Koray yeni sardığı esrarı içecekken polisleri görüp mecburen yere atıyor ve polislerin gitmesi için uzaklaşıyor. Geri döndüğünde ise esrarı attığı yerde çöpçülerin olduğunu görüyor.

Kör olası çöpçüler aşkımı süpürmüşler..

 

Hiçbir Şeyimsin – Ahmet Kaya

Atilla İlhan üniversiteli hoş bir bayanla tanışır ve onunla telefon görüşmeleri yapmaya başlar, ikili birbirlerini yakından tanımaya başlayınca kadın sorar “ben senin neyinim” Atilla İlhan ise “Sen benim hiçbir şeyimsin” cevabını verir ve sonra bu şiiri yazar. Önemli olan bir şey olmak değildir aslında.

 

Ah Bir Ataş Ver

Çanakkale Boğazı, Nağra Burnu açıkları 4 Nisan 1953, Saat 02:15…Uzun ve yorucu bir seferden dönen Dumlupınar denizaltısı, Nağra Burnu açıklarında İsveç bandıralı Nabuland Şilebi ile çarpışmış. 81 kişilik mürettebattan 22 kişi hayatta kalabilmiş sadece. Kalanlar torpido bölümüne saklanmış ve kurtulma ümidiyle denizin üstüne bir telefon şamandırası göndermiş. Diğer gemiyle iletişim sağlanmış ve konuşmamaları, sigara içmemeleri gibi talimatlar almış sağ kalan mürettebat. Ne yazık ki uzun kurtarma çalışmaları başarılı olamamış ve yeni gelen talimatta sigara içmeye, konuşmaya yani son anlarını rahat geçirmelerine izin verilmiş ve o telefon bağlantısından bu türkü duyulmuş 22 kişilik bir ateş Çanakkale Boğazına gömülürken.

 

Kıyamam Sana – Leman Sam

Kızından gizli fahişelik yapan bir annenin hikayesinin oldukça duygusal bir şekilde anlatılmasıyla oluşmuş bu güzel şarkı. Zaten sözlerinden de o annenin içinde bulunduğu  çaresizlik hissediliyor.

Birgün anlayacaksın neden sessizce gittiğimi
Senden vazgeçmek uğruna nasıl bir savaş verdiğimi

 

Bitlis’de Beş Minare

Bir baba oğlun kalabalık ve büyük bir şehir olan Bitlis’den 1.Dünya Savaşına katılmak için cepheye gitmesi ve geri döndüklerinde Bitlis’te hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını gördüklerinde söyledikleri acı bir türküdür.

 

Agora Meyhanesi – Zeki Müren

O herkesin dilinden düşmeyen aşıklar yuvası Agora Meyhanesi aslında 19 yaşında bir aşığın kalbine hapsolmuş sevgilisinden kurtulmak için duygularına içki ısmarladığı  bir şiirden ibaret. Ne Balat’ta olan Agora’dan haberi var şairin, ne de şiiri yazdığı kadının bu aşktan. Ve aşk ne büyük ki hiç gitmediği bir meyhaneyi gerçeği gibi tasvir ettirmiş Onur Şenli’ye.

Aysel Gürel  şarkı haline getirmiş şiiri ve birçok sanatçı tarafından seslendirilmiş ancak şiirin ruhunu ve duygusunu özümseyerek söyleyen bir isim var yalnızca.

 

Hey Onbeşli

En büyüğü 18 yaşında olan gencecik fidanların vatan için can vermeye giderken okuduğu acı bir türkü bu. Ruhu ölmeye hazır bedeni daha gencecik erlerle kazanılan bir zaferi anlatıyor bize.

Gidenlerin çoğunun Rumi 1315 doğumlu olması onlara 15’liler denmesine sebep olmuş.

 

Ahirim Sensin – Neşet Ertaş

Neşet Ertaş’ta Mecnun olup Leyla’ya sevdalanmıştır. Babası istemese de aşk engel tanımaz ve Leyla’sına kavuşur Ertaş ama o büyük aşkına karşılık büyük bir aşk bulamaz. Kısa sürede biten evlilikleri sonrası Leyla’nın ardından söylemiştir bu türküyü Ertaş.

Bu aşk Ertaş ve babası arasında aşık atışmaları gibi atışmalara sebep olmuş ve Ertaş’ın bizleri tanımladığı “Analar İnsandır, Biz İnsanoğlu” sözleri bu atışmalar sırasında söylenmiştir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla