Yıllandıkça Güzelleşen Kitap: Nietzsche Ağladığında

 

Bazı kitapları şaraba benzetirim; zihinlerimizde yıllandıkça güzelleşirler. Nietzsche Ağladığında da benim için böyle bir kitap olmuştu. Yıllar önce ilk okuduğumda, her ne kadar Nietzschenin bazı kitaplarını severek okumuş olsam da, bana çok fazla şey ifade etmemiş, hatta sıkılarak okuduğum bir kitap olmuştu. Zamanla, belki de bir birikime sahip oldukça, sıkılarak okuduğum kitap değer kazandı zihnimde. Adeta zihnimin içerisinde bir çocuk gibi büyüdü.

Kitabın benim için öneminden bahsettikten sonra bir de neden benim için bu kadar değerli hale geldiğinden bahsedeyim sizlere. Öncelikle kitap kurgusal bir kitap olmakla birlikte karakterleri ve hatta içerisinde geçen olaylardan birkaçı gerçek. Irvin Yalom, bu kitapta geçen karakterler üzerine yıllarca çalışarak, kurgusunu gerçekle birleştirmiş. Hatta öyle ince bir çizgiyle dokumuş ki eserini, okuduktan sonra bu kitabın kurgusal olduğuna inanmakta bir hayli güçlük çektiğimi de söylemeliyim.

 

Edvard Munch, Portrait of Freidrich Nietzsche, 1906

Baş karakterlerinden birisi o zamanlar çok beğendiğim ve küçük yaşımda bir-iki kitabını okuduğum Nietzsche. Kitap temelde Nietzschenin Salome takıntısına/sorununa bir çözüm bulmayı konu alıyor. Nietzschenin kimselerin teşhis koyamadığı bir hastalığı var. Şüphesiz, hastalığının kaynağı Salome tarafından reddedilmek. En sonunda, Salomenin zoruyla, ünlü ve başarılı Doktor Breuere başvuruyor. Breuer, psikanaliz ile Nietzscheyi tedavi etmeye çalışırken bir anda kendisini kendi sorunuyla yüzleşirken buluyor. Kendi sorununun kaynağı ise bir zamanlar hastası Berthaya olan bastırılmış sevgisinin Nietzscheyi dinlerken su yüzüne çıkmış olması. Breuer, Nietzscheyi tedavi ederken Berthaya olan takıntısından da kurtulmaya çalışıyor. Adeta, Breuer ile Nietzsche rolleri değişiyor ve Nietzschenin tedavisi esnasında Breuer kendisini de tedavi etmeye çalışıyor.

Kitabı okuduktan sonra Breuer ile Nietzschenin gerçekte hiç karşılaşmamış olduklarını, hatta o dönemde psikanalizin adının dahi duyulmadığını öğrendim. Ancak Breuerin, her ne kadar notlarında Anna O. olarak geçse de, gerçekte Bertha isimli bir hastasının olduğu ve ona karşı bir sevgi duyduğu, hatta onu tedavi ederken arkadaşı ve öğrencisi Freud ile birlikte çalıştıklarını öğrendim. Kitap her ne kadar kurgusal olsa da Nietzschenin Lou Salomeye yazdığı mektupların da gerçek olduğu bilgisi kitapla ilgili beni büyüleyen bilgilerden birisiydi. Sanıyorum ki, zamanla kitapta geçen bu karakterlerin ne kadar değerli insanlar olduklarını ve kitabın gerçekten ayırt edilemeyecek kadar iyi kurgulanmış olduğunu farkettikçe kitap benim zihnimde daha da çok değer kazandı.

 

Kitapta özellikle ilgimi çeken bir diğer husus da Niezschenin baş ağrılarını Zihninin doğum yapmasıolarak tasvir etmesiydi. Tabii bu doğumda doğan bir kitaptı. Hatta kitabın sonunda da Böyle Buyurdu Zerdüşt isimli kitabını ‘Oğlum Zerdüştolarak tasvir eder. Bunca zaman içinde biriktirdiği yalnızlığını da Zerdüşte aktararak yoluna devam eder. Sanıyorum kitaptan bir alıntı bu durumu sizlere benden daha iyi tasvir edecektir: Oğlum, Zerdüşt, bilgelikle olgunlaşacak, ama bu yolda ona yalnızca bir kartal eşlik edecek. Dünyadaki en yalnız adam o olacak.  Hatta hazır alıntılara geçmişken, kitabın sonlarına doğru, Lou Salomenin hayatındaki rolüne biçtiği değer de üzerinde düşünülmesi gereken bir konu diye düşünüyorum: Belki bu da onun alın yazısı, verimli beyinleri büyük kitaplara hamile bırakmak. Şüphesiz bu alıntılar yazarın, tüm bu karakterlerin hayatlarını ince eleyip sıkı dokuduktan sonra çıkarımlarına dayanıyor; ancak Salomenin hayatı ve ilişki içerisinde olduğu erkekler (Nietzsche, Freud, Rilke, Paul Ree, hatta rivayetlere göre Tolstoy) düşünüldüğünde, Salome için en güzel tasviri Irvin Yalomun yaptığını düşünmek de pek yanlış olmaz diye düşünüyorum.

Bu kitapta geçen Nietzschenin kitaplarını Zihnin doğum yapması” olarak nitelendirmesi kitabı okuduğum andan beni etkileyen bir nitelendirme olmuştu. Hatta kendi halimde yazılar yazarken bile yazıyı yazdıktan sonra gelen rahatlama ile bu nitelendirme zihnimde daha da pekişti. Benim gibi, sizlerde de bu kitaptan izler kalacağından veya kaldığından, hatta yer yer bu izlerin sizlere rehberlik edeceğinden/ettiğinden eminim.

 

Serenay AGİN

BU İÇERİK BİR KONUK YAZAR TARAFINDAN ÜRETİLMİŞTİR. Yayınlanmasını istediğiniz eserlerinizi yenipapirus@gmail.com ‘a göndermeniz gerekmektedir. Editör onayından geçen eserler Yeni Papirüs okurlarına sunulacaktır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla