45 Years Üzerine

‘’Ne tür filmler izlersin?’’ sorusunu cevaplamakta zorlanırım her zaman. Filmler türlere ayrılmalı mıdır, bu bile başlı başına bir tartışma konusudur kanımca.
Şunu söyleyebilirim ki:
Ben derdi olan filmleri seviyorum. ‘Sıradan’ addettiğimiz, aslında günlük yaşamımızın büyük bir kısmını oluşturan hikayeleri/anları/ bakışları/susuşları sakince, bir nakış gibi işleyen filmleri izlemeye çalışıyorum daha çok.
Öyle ki; bazı filmler bittikten sonra bile günlerce kafamda dolanır durur. Hatta bazı sahneler yıllarca peşimi bırakmaz. Hatırlıyorum da; Trier’in Dalgaları Aşmak (Breaking the Waves) filmini izledikten sonra, Bess karakterini adeta yaşayan Emily Watson girmişti rüyama.(Çoğunluğa göre korku filmleri rüyama girmeli, değil mi?)
David Constantine’in kısa öyküsünden uyarlanan, Andrew Haigh yönetmenliğinde etkileyici bir drama sunan ‘’45 Years;’’ mideye sağlam bir yumruk sallayan filmlerden.

Kate Mercer (Charlotte Rampling) ve Geoff Mercer (Tom Courtenay) evliliklerinin 45. Yılını kutlamaya hazırlanan, kırsalda yaşayan emekli bir çifttir. Kate, kutlama hazırlıkları ile ilgilenirken, Geoff’e gelen mektup her şeyi değiştirir. Mektup, uzun yıllar sonra İsviçre Alplerin’de cesedine ulaşılan eski sevgili Katya ile ilgilidir. Geoff’in ilk aşkı ve evlenmek üzere olduğu sevgilisi Katya, birlikte çıktıkları bir gezi sırasında elim bir şekilde hayatını kaybetmiştir. Katya’nın cesedine ulaşılamamıştır.
Geoff, bu olayı tüm açıklığıyla Kate’e anlatmış mıdır? Mrs. Mercer tutku duyulan bir kadın mı, yoksa huzurlu bir yaşam için seçilmiş bir eş midir? Mektup, çiftin ilişkisinde yeni bir dönem başlatır. Geoff hayata karşı ilgisini yitirip geçmişe dalmışken, Kate geçen yılların muhasebesini yapmaya başlar. Bunca yıl ‘gerçekten’ konuşmamış olduklarını, hayatlarına dair birçok detaydan haberdar olmadıklarını kahredici bir şekilde öğrenir. Özellikle, Katya ölmeseydi, kocasının onunla evleneceğini öğrendiği sahne oldukça etkileyicidir. Kate bir taraftan bunları sorgularken, bir taraftan yaşamaya devam etmeye çalışır. Yine yeni bir güne başlayacak, yemek yiyecek, kocasına ilaçlarını verecek, yürüyüşe çıkıp kitap okuyacaktır. Lakin o kapı aralanmıştır bir kere. Kate, kocasının tavan arasında sakladığı fotoğrafları karıştırırken, kocasının trajedisini katmerleyen bir gerçekle karşılaşır. Daha ağır bir yükün altına girmiştir artık. Geoff ise 45. yıl kutlamasında yaptığı konuşmada, eşine duyduğu minneti tüm samimiyeti ile aktarır.
Başrol oyuncuları etkileyici bir performans sergiliyorlar filmde. Daha çok Kate’in yüzüne odaklanıyor kamera. Çok sevdiğim Charlotte Rampling, anlamlı yüzü ve doğal oyunculuğu ile güçlendiriyor karakterini. Film, sakin doğası ve pastel renkleri ile ilmek ilmek işliyor senaryosunu. Bu durum filmin yakıcılığı ile bir tezat oluşturuyor. Filmin son sahnesini ise oldukça çarpıcı bulduğumu eklemeliyim. Çiftimiz düğünlerinde çalan şarkı eşliğinde 45. yıl danslarını ederken, akan jeneriğe takılıp kalıyorsunuz bir süre.

1988 yılında Çorlu'da doğdu. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Klasik Arkeoloji mezunu. Okur,düşler,yazar,izler. Sabahattin Ali'nin şu cümlesini tekrarlar:''Ben dünyadan ziyade kafamın içinde yaşayan bir insanım.''

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: