Andrei Belıy

1880’de Moskova’da dünyaya gelen Andrey Belıy(asıl adı Boris Nikolayeviç Bugayev) Rus simgecileri arasında önemli bir konumdadır. Fransız simgecileri Mallarme, Baudelaire, Huysmans’a ilgi duymuş; şiir, roman, anı ve deneme türlerinde yazmıştır. Rus modernizminin öncülerinden sayılır. Şiiri yirminci yüzyılda Mayakovski, Yesenin ve Tsvetayeva’yı etkiler. Kitapları ancak 1980’lerde Rusya’daki tüm toplumsal alanlardaki reform hareketleri(perestroyka) ile geniş kitlelerce tanınabildi. Türkçe’de 2006’da Everest’ten çıkan hacimli Petersburg romanı, Yapı Kredi’den 2008’de çıkan Gümüş Güvercin ve Glossolalia ile 2011’deki Senfoniler bulunmakta. Edebi biçemi bakımından kübist olarak da adlandırılmıştır. Matematik, antroposofi ve fokstrot dansıyla da ilgilenen yazarın babası da matematik profesörüdür. Yazar toplumsal konularla ilgilenir; sosyalistlerin toplantılarına, dini toplantılara, çayhane ve meyhanelere devam eder. Rusya’nın dünyadaki yeri sorusuna yanıt arar. Avrupa’da antroposofinin kurucusu Rudolf Steiner’in izinde birçok ülke dolaşır ve filozofun konferanslarına katılır. Bu felsefe gizemli ve bilimsel kavrama arasında uyum sağlama ve manevi ideallerin sistemli somutlaşmasını araştırıyordu.                     

1912’de yayınlanan Petersburg romanı Nabokov tarafından dünyada yazılmış en iyi dört romandan biri sayılmış, İlya Ehrenburg Belıy’i bir deha olarak nitelemiştir. Zamyatin de bu romana ön söz yazarak Petersburg şehrinin Gogol ve Dostoyevski’den sonraki ilk gerçek sanatçısını bulduğunu belirtir. Belıy’ı okuyanların ‘aşırı entelektüel elitler’ olduğunu da yazar. Yaşamı gibi yapıtlarını da acayip ve alışılmadık bulur. Zamyatin’e göre Belıy ‘Rus Joyce’ olarak edebiyat tarihine geçer. Belıy; Kafka ve Proust’un da önceli sayılagelmiştir. Petersburg çevirmeni Sabri Gürses de Belıy’in Soyvetler’deki yeraltı edebiyatı samizdat ile özdeşleştiğini yazar. Buna kanıt olarak da 1978’de samizdatçı Çasi( Saatler) dergisinin Andrey Belıy ödülünü başlatmasını gösterir. Günümüzde bu ödül Rusya’nın en önemli edebi ödüllerinden sayılıyor. Bir kazananı da Puşkin Evi ile tanınan Andrey Bitov.  Uzun süre dostluk ettiği Aleksandr Blok da Belıy’i bir dahi ve aynı zamanda tuhaf bir insan olarak niteler. Belıy Rus devrimini övgüyle karşılamış, Rusya’nın yenilenmesini sağlayacak mistik bir kaynak olarak görmüş, okullarda Proletkult(proleterya kültürü) üzerine dersler vermişti. Belıy, 1904’te dostu Blok’un eşi Lyubov Mendeleyeva-Blok’a aşık olur. 1906’da Lyubov’un kendisini terk etmesiyle üçlü gerginlik son bulur. 1910’da ressam Asya Turgenyeva ile evlenir. Beraber Roma, Venedik ve Palermo’ya seyahat ederler. 1911’de ileride Soyvetler’in muhalif yazarlarından olacak olan Mihail Bulgakov ile görüşür. Tunus, Kahire, Filistin, Kudüs ve İstanbul’a seyahat eder. Kant, Goethe, Tolstoy, Dostoyevski, Gogol, Puşkin ve eserleri hakkında yazılar yazar. Yoga, okült, Budizm, Brahmanizm gibi öğretilerle ilgilenir. Yazar 1934’te beyin damar tıkanıklığı sonucu öldüğünde ardında yoğun bir verim bırakmıştır. Ölümünde halen tamamlayamadığı tarih felsefesi yapıtı hayatı boyunca kapıldığı entelektüel akımların bir toplamı niteliğindeydi denebilir.

 

UMUT HANİOĞLU

BU İÇERİK BİR KONUK YAZAR TARAFINDAN ÜRETİLMİŞTİR. Yayınlanmasını istediğiniz eserlerinizi yenipapirus@gmail.com ‘a göndermeniz gerekmektedir. Editör onayından geçen eserler Yeni Papirüs okurlarına sunulacaktır.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: