Bilim Kurgu Öyküleri / DÜNYALILAR

            TBD (Türkiye Bilişim Derneğinin)’nin ülkemiz bilimkurgu edebiyatını desteklemek ve geliştirmek arzusuyla her yıl düzenlediği TBD Bilimkurgu Öykü Yarışması’nda dereceye girmiş öyküleri kitaplaştırma serüveni “Bilim Kurgu Öyküleri / DÜNYALILAR” isimli yayınlanan son kitapla devam ediyor.

            2011-2015 yılları arasında bu yarışmada dereceye girmiş 17 yazarın toplamda 19 öyküsünün derlendiği Dünyalılar, İletişim Yayınları etiketiyle bizlerle buluştu.

 

 

TBD’nin, TBD Bilimkurgu Öykü Yarışmaları’nda ödül almış öykülerinden     oluşan diğer kitapları ise şunlardır:

Bilimkurgu Öyküleri,  2005 / Remzi Kitabevi

Yörüngeden Çıkanlar, 2011 / Rodeo Yayınevi

 

            Dünyalılar Öykü Seçkisine geçmeden önce “Bilimkurgu” kelimesine değinmek istiyorum. Mark C. Glassy, bilimkurguyu pornografiye benzeterek şöyle demiştir: Onun ne olduğunu bilemezsiniz ama onu görünce tanırsınız.  Robert A. Heinlein’ın bu konudaki görüşü ise şöyledir: Gelecekteki olası olaylar hakkında, tamamen gerçek dünya, geçmiş ve gelecek ile ilgili yeterli bilgiye; doğa ve bilimsel yöntemin tam olarak anlaşılmasına dayalı gerçekçi kurgular. Başka bir deyişle bu terime, edebiyatın bilim ve kurgusal yöntemlerle yeniden harmanlanması diyebiliriz. Bilimsel gelişmelerin takip edildiği, bu alanda ARGE çalışmalarının ve yatırımların hız kesmeden yapıldığı ülkelerde haliyle bilimkurgu edebiyatı ve bu alanın yansıması olan sinema ve dizi sektörlerinin de ülkemizle kıyaslanamayacak kadar iyi olduklarını görebiliyoruz.

            Ne yazık ki ülkemizde çeşitli sosyal medya hesaplarında paylaşılan ve birçoğu bahsi geçen yazara ait olmayan özlü sözler, insanlarımızın edebiyatla olan tek bağı gibi görünüyor. Oysa ülkemizde bilimkurgu alanında az olsa eserler üretilmesine rağmen, en başta “edebiyat çevrelerince” görmezden geliniyor. Haliyle yukarıda bahsettiğim sosyal medyada paylaşılan yazılar kıvamında bir edebiyat dünyası yaratılıyor ya da yaratılmaya çalışılıyor. Bu kitaplar o kadar çok satıyor ki yazarları zenginliklerine bir yenisini ekleyebilme fırsatını yakalıyorlarken gerçek anlamda ülkemizi temsil edebilecek eserler kaybolup gidiyor. Bilimkurgu okurları bilir ki ülkemiz yerli bilimkurgu edebiyatında basılmış pek çok kitap Avrupa ve Amerika kıtalarında yaratılmış olsa, kesinlikle film ya da dizi sektörlerinde el üstünde tutulurdu. (Bakınız; Orkun UÇAR kitapları.)

            Bu bağlamda, Bilim ve teknolojiden kopuk bir eğitim sisteminde yetişen bizler için yazım alanı en zor edebiyat türünün bilimkurgu olduğunu düşünüyorum. Başta Amerika ve Avrupa olmak üzere yazılı ve görsel alanlarda yaratılan on binlerce eserin yanında yerli bilimkurgu yazarlarımızın varlığını ortaya koymaları önünde sayısız engelin bulunduğu su götürmez bir gerçek.

 

            Tüm bu karamsarlığa rağmen, TBD gibi oluşumların cesur ve güçlü yazarlar yaratma hayalini alkışlamak gerektiğine inanıyorum.

            Dünyalılar isimli bu öykü seçkisini okurken, her kısa öyküde başka bir dünyanın varlığına şahit olacaksınız.  Kitabın arka sayfasındaki tanıtım yazısına baktığınızda sizi bekleyen olay örgüsü hakkında daha fazla bilgi sahibi olma şansınız var: Galaksiler, androidler, eşçipler, virüsler, bitimsiz kıyametler, helijetler, neon pigmentler, tekno operalar, kronal giyotinler, çıtırdayan moleküller ve tabii ki muammalı uzaylılar… Ve karşılarında endişeli, öfkeli ve rekabetçi türdeşlerimiz… Sonra insanlığa mesajı olan çirkin bir karpuz şarkı söylemeye başlıyor. Sonra Akbil basıp Laleli tramvayına binerek ışınlanıyorlar… Biraz insan biraz robot, biraz dünyalı biraz uzaylı, biraz hologram biraz gerçek…

Funda Özlem ŞERAN

 

            Türk Bilimkurgu Edebiyatının önümüzdeki yıllarda çok daha büyük projelerle atılım yapacağı gerçeği ile yerli bilimkurgu yazarlarımıza gerekli desteği göstermek zorunda olduğumuzu söylemek isterim.

 

Gelelim öykü seçkisine ve imzası bulunan yazarlarımıza:

 

            Kitap, Murat BAŞEKİM’in Salyangoz isimli öyküsüyle başlıyor. Zamanın derinliklerine doğru yol alan öykü, maddenin en küçük yapılarına değin sürerken sürpriz bir sonla bitiyor.

 

            Funda Özlem ŞERAN’ın Kullanım Kılavuzu isimli öyküsünde günümüz aile yapılarında sıklıkla karşılaştığımız “teknolojiyi kullanamama” kavramı üzerinden gelişiyor. Olay örgüsünde teknolojik yabancılaşmayı mizahi bir dille anlatan ŞERAN, türdeki uzmanlığını yeniden gözler önüne seriyor. (Yazarla yapmış olduğum Yeni Papirüs röportajının ayrıntılarına BURADAN ulaşabilirsiniz.)

 

            Burçin TETİK’in Eşçip isimli öyküsünde sevgi ve ölümsüzlük fikrinin bir insanı yaşamdan nasıl soğutabileceğine dair ilginç bir fikri işlemiş. Oldukça başarılı bulduğum bu öyküyü okumanızı umut ediyorum.

 

 

            Deniz UYMAZ, Gitmek: Bir uzaylıyı hayal edin. Dünyamızda insanlık adına sorguya çekiliyor. Öyle büyük yeteneklerin sahibi bir yabancıdan bahsetmiyorum, iyisi mi öyküyü kendiniz irdeleyin, keyif alacağınıza şüphe yok.

 

            Can ORAL, Benden Geriye Ne Kaldı? isimli öyküde ise usta elleriyle sanatı icra eden bir kimsenin hazin  hayatını konu edinmiş. Hazin derken herkesten yani hepimizden uzun yaşama fırsatı bulmuş bir sanatçıdan bahsediyorum. Başarılı bir öykü sunmuş ORAL.

 

            Blnt ZGN, Sssz: Yazr bu öykd ldkça frkl br yntm benmsmş. Ksa fkt tkli br öyk oldgn blrtmkte fyd vr!

 

            Özgür HÜNEL, Olmak Ya Da Olmamak: Sanatın çok ama çok farklı bir biçimde ifade edildiği ya da emildiği bir gelecekten bahsediyor öykü. Kaçırmayın derim.

 

            Murat Kaya BEŞİROĞLU, Anlam Satan Android: Hüzünlü bir robot hikâyesi ile karşı karşıyayız. Varoluşumuzun anlamına dair soruları satmak için yola çıkan bir robotun ruh haliyle baş başayız.

 

            Sinan İPEK, Çivi: En sevdiğim öykülerin başında geliyor Çivi. Düşünsenize tüm kıyamet senaryoları büyük felaketlerle resmedilmişken bir düzine makineyle başlayan küçük paradoksal bir problem sonumuzu getiriyor! Olmaz demeyin, Çivi ’de resmedilen dünya o kadar da uzak değil bize!

 

            Murat MIHÇIOĞLU, Suçların En Büyüğü: “Kondom takmayı unutmuş bir babanın evlatlarıyız hepimiz.” Atom altı parçacıklarla ilgili başlayan küçük bir sorunun sonumuz olduğu ya da yepyeni bir başlangıca neden olduğu bir yaşanmışlığı anlatmış Mıhçıoğlu.

 

            Emel ATAY, Laleli’den Dünya’ya, Laleli’den Dünya’ya: Yorgun bir insan ve dünyevi şiirlere büyük anlamlar atfetmiş bir yabancıdan bahsediyor öykümüz. Bu birleşmenin anlamı ve sonucu sizleri de şaşırtacaktır.

 

            Murat BAŞEKİM, Sosyal (ve ilahi) (ko)Medya: Yazarın kitaptaki ikinci öyküsü. Kısacık bir öykü ile hayatımızın merkezine yerleşmiş sosyal medya kullanıcılığının geleceği son noktayı resmetmiş. Söz Bitti!

 

            Özgür TIRPAN, Tarak: Oldukça başarılı bir öyküyle karşı kaşıyayız. İç içe geçmiş duyguların ağırlığında gelecekte yaşanması muhtemel bir öykü “Tarak”.

 

            Ümit Yaşar ÖZKAN, Süleyman Dilmaç’ın İsimsiz Meseli: Gizemli bir dilin incelenmesi umuduyla başlıyor öykü. Öyle ki o dili kullanan son insanın ölmesi ihtimali araştırmacı açısından son derece büyük bir riski de beraberinde taşıyor.

 

            Tevfik UYAR, Fırıldak: Okurken kesinlikle öykünün bir parçası olacağınıza eminim. Birkaç küçük kusur dışında oldukça başarılı bir öykü. Kedileri sevin!

 

            Özgür HÜNEL, Tosca V2.0: Dünyaca ünlü bir eserden ilham alınarak yazılmış güzel bir öykü Tosca V2.0. Teknoloji çağında yaşanan büyük bir aşkın peşinden sürükleneceksiniz.

 

            Tolga AYDIN, Zafer: Sürpriz bir şekilde insanlığın sonu hakkında konuşmaya başlayan umulmadık yaratıklar! Şimdiye kadarki elçilerden çok farklı, mutlaka okuyunuz.

 

            Emrah KOÇAK, Çember: gibi garip bir ilerleyişe sahip küçük bir öykü var karşımızda. Okurken dikkat etmelisiniz. Başarılı ve eşine az görülür nitelikte olay örgüsüyle adı

 

            Savaş Zafer ŞAHİN, Cennet: Zaman ve solucan delikleriyle insanlığın serüvenini anlatan bu öykünün, türün sevenleri tarafından beğenileceğine şüphem yok. Âdem’den bu güne; cennet!

           

İyi okumalar dilerim.

 

 

Daha Fazlası İçin:

Bilimkurgu Kulübü

Wikipedia

Varlık ERGEN

 

 

 

 

 

 

 

 

Sabaha karşı başlamış bir doğumun eseriyim_ Cennet bahçelerinden yere düşenlerdenim bir de- Parçalanmış benliklerimin gölgesinde bir bireymiş gibi yaşıyorum_ Tuzlu suyun yakınlarında olmak şanslı kılıyor beni-

1 Comment

  1. Pingback: TBD Bilimkurgu Öykü Yarışması – YeniPapirüs

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: