Bir Sanat Felsefi Tanım Olarak “Açık Ve Seçik” / Özkan EROĞLU

 

Bir sanat felsefesi terimi olan “Açık ve Seçik” (klar und deutlich), sanatın ve yapıtının vazgeçemeyeceği “gerçek”lerden biridir. Sanatçının yaratılarını ortaya koyarken yapıtlarında “açık ve seçik” olması neden önemlidir? Çünkü izleyicinin algısına rahatlatıcı yaklaşım bununla gelebilir ancak. Sanat yapıtını direkt ilgilendiren bu sanat felsefi tanım, hem yapıtın pür anlamda ortaya çıkıp anlaşılmasını, hem de ilgili yapıtın sanatın tarihiyle ilgili yanını netleştirmede sanatçıya yardımcı olur. Karşıtı bir hal de akla hemen gelir, yani “açık ve seçik olmama,” işte bu sanatta bir sorun olarak dile gelir. “Açık ve seçik olmayan” bir sorun ortaya koyar ve eleştirmen de kuramsal olarak bu sorunla ilgilenir. Eleştirmenin asal konusu veya görevi bu olur kısaca. Bu tanım karşıtı ile beraber düşünmeyi ister ve neredeyse zorunlu kılar. Bu gerilim, yaratıcı sanatın işine yaradığı gibi, yaratıcı eleştirinin de işine yarar ve eleştirinin bağımsızlaşmasını sağlar.

 

 

“Açık ve seçik olabilmek,” sanatçının veya sanatla ilgili kimsenin sanata tam anlamıyla hem kuram, hem de uygulamada vakıf olmasını bekler. “Açık ve seçik olmak” bir radikalliği de ister. Örneğin bu anlamda çağının önünde gelişmeler ileri sürmüş bütün sanatçıların ileri çıkan yapıtları, radikal ve cesaretli duruşları sayesinde, yine yapıtlarında açık ve seçik olmalarını da sağlamıştır. Bu bağlamda ne kadar karışık gözükürse gözüksünler, onlara giydirilen şematik kostümlerin dışında, örneğin Giotto ve Duchamp birer “açık ve seçik olma” yanlısı sanatçılar olarak sanatın tarihinde dikkatimizi çekerler. Bu tip sanatçılar izleyici zora koşmazlar. İzleyiciyi zora koşanlar hermeneutik, yani bir tür yorumlama sanatıyla, yorum kuramıyla içli dışlı olanlardır. Oysa bunlar üzerinden okumalar da yaparak, bunlara da karşı açık ve seçik eleştiri mekanizmaları geliştirilebilir. Çünkü eski Yunan’da tanrıların açıklamalarının yorumlanması meselesi, ilk kez hermeneutikin başlangıcı olmuştur. Kısaca hermeneutik yapılan; bir nevi tanrı gibi kabul edilebileceği sanısından ötürü, tanrı-sanatçı kavramına karşı durmak için “açık ve seçik olma” meselesinin de tam olarak alımlanması gerekir. Demek ki açık ve seçik olanı engelleyen hemen her tavır, sanatta tanrı-sanat zihniyetinin savunuculuğunu yapar ve bu nedenle de “açık ve seçik olma”nın sanatta bir netliği, anlaşılabilir olanı, görünür, fark edilebilir olanı gündeme getirmesinden dolayı büyük bir değere sahip olduğu vurgulanabilir.

 

 

Özkan Eroğlu

Gastprof. Dr.,

Habilitation Europa 

Philosophie der Kunst  

ozkan@ozkaneroglu.com

BU İÇERİK BİR KONUK YAZAR TARAFINDAN ÜRETİLMİŞTİR. Yayınlanmasını istediğiniz eserlerinizi yenipapirus@gmail.com ‘a göndermeniz gerekmektedir. Editör onayından geçen eserler Yeni Papirüs okurlarına sunulacaktır.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: