BU ÜLKE TOPLUMUNUN ÇIKIŞI VAR MI, YOK MU

 

Ülkemizdeki sanatta ve sanat gibi derinlik isteyen hemen her olgusal alanda büyük bir zayıflık söz konusudur.

 

Bunun en büyük nedeni; iradeye bağlı bir şey olan “karar” mekanizmasının zayıf olmasıdır.

 

Karar” hayatın önemli dönüm noktalarına ait seçme ve başlama eylemidir. Ülkemiz toplumunda “karar” aşamasında bilgi, görgü eksiklikleri, insanı ve sanatçıları bir kararsızlığa, hatta yanlış ve yersiz düşüncelere sürüklemiş durumdadır. Bu olagelenler, ayrıca karar mekanizmasının etkenlerle çevrilerek, çok zayıflatmasına neden olmuştur.

 

O nedenle ülkemizdeki insanların-sanatçı diye görülenlerin büyük bir kısmı ya bir takıntı içine düşmüş durumdadır ki, buna bilinç alanının aşırı genişlemesi adı verilmektedir veya karşıt durum; insanların-sanatçı diye görülenler, sabit bir düşünceye saplanıp kalmış, bu saplantıyı gerçekleştirmeden de duramamaktadır ki, burada da bir düşünce darlığı söz konusu olup, gerçekleştirme sınırlılığı olduğundan; buna da bilinç alanının aşırı daralması adı verilmektedir.

 

İnsanımız, dolayısıyla sanatçı diye bize sunular, söz konusu uçlardan birini yaşamakta, fakat bu iki ucu bir birlik ve uyuma götürememektedir yazık ki. Yazık, çünkü asıl, iradeye dayalı eylem denen ve her alanda yaratıcılığı körükleyen olgu, ancak tam bu noktada ortaya çıkabilme şansına sahiptir.

 

Bunun ortaya çıkabilmesi içinse şunların olması gerekmektedir : 1

 

1. İnsanın kendisini durduracak, kendisine ket vuracak şeylerden öncelikle uzaklaşabilmesi. Gözlemde bulunduğumuzda ülkem insanı bunun tam tersini yapmaktadır. Ayrıca hayatın çift kutuplaştırmalardan uzaklaştırılıp, kurtarılması da gerekmektedir.

 

2. Ruhsal hayatın his bakımından derinliklerini oluşturan “tutku”ları (Passion) (çünkü yaratma için en gerekli şeylerin başında gelir “tutku” meselesi) ne engelliyorsa, onlardan da kurtulmak gerekmektedir.

 

Şimdi asıl buraya dikkat, bize sunulan ve sunulması düşünülenler üzerinden düşünürsek : 2

 

1. Laik siyasi düzen “tutku”ları, özellikle statülü bir toplum için tehlikeli bulur. Çünkü “tutku”lar insanın haddini aşmasına neden olabilir.

 

2. Din devleti (teokrasi) ise, düşünceleri, “tutku”ları kendi düzenine rakip görür ve “tutku”lar sonsuzu istedikleri için onları şeytani olarak değerlendirirler.

 

 

 

Özkan Eroğlu


1- Hilmi Ziya Ülken, Varlık ve Oluş, Ankara, Doğubatı Yayınları, 2014, s. 25-26.

2- A.e., s. 27.

 

ozkan@ozkaneroglu.com http://www.ozkaneroglu.com/

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: