Çocuk Edebiyatı Deyip Geçme

Çocuk edebiyatına ne derece ehemmiyet veriyoruz? Geleceğin büyükleri olacak neslin okuduğu kitaplar elbette çok önemli. Peki, bu kitapların hepsinin içeriği çocukların psikolojilerini olumlu etkileyecek nitelikte mi, değil mi?

Piyasadaki çocuk kitaplarını kardeşlerimize, çocuklarımıza, kuzenlerimize alırken belki de sadece dış görünüşüne bakıp beğenip alıyor, “Canım masal işte ne olacak,” deyip geçiyoruz. Lakin en çok önem verilmesi gereken kitaplar, çocuk kitapları. Çünkü küçük yaşlardan itibaren söylenen, duyulan, okunan iyi kötü her şey insanın bilinçaltında kendine bir yer buluverir ve hiç beklenmedik bir anda açığa çıkabilir.

Durumu somutlandıralım. Uzun sarı saçlı prensesin ne kadar güzel olduğundan, tüm kızların ona imrendiğinden bahseden masalları çocuklara okuyor, okutuyoruz. Esmer bir kız çocuğu da okuyor bu masalları. Ve bu masalı okuyunca kendisinin güzel olmadığını, sadece uzun sarı saçlı kızların güzel olduğunu düşünüyor. Sonra ne mi oluyor? Ergenliğe girdiği gibi siyah saçlarıyla gayet güzelken saçlarını platin sarısına boyayan, bu şekilde artık çok güzel olacağını düşünen bir nesil yetişiyor.

Yahut pahalı, süslü parlak kıyafeti olmadığı için baloya gidemeyen, bir perinin dokunuşuyla yepyeni parlak kıyafetlere büründüğünde baloya giden kızlar anlatılır masallarda. Bunun neticesinde, sadece pahalı ve parlak kıyafetlerin güzel olacağına inanan kız çocukları yetişiyor. Ancak parlak pahalı kıyafetler giyerlerse güzel olacaklarını düşünüyorlar.
Bir başka durum; masal-hikâyelerde aile içinde anne daima yemek yapmak, çamaşır yıkamak gibi ev işlerini yaparken, baba işe gider para kazanır. Anne işe gitmez. Kadının evde oturduğu, kocasına hizmet ettiği ataerkil sistem, aslında çocukluktan itibaren işleniyor zihinlere. Bu tarz kitaplar okutularak büyütülen kız çocuklarının hayattaki tek gayesi evlenip çocuk sahibi olmak olurken, erkek çocukları da yemek, temizlik gibi hiçbir işi öğrenmeyip evlenene kadar annelerine evlendikten sonra da eşlerine hizmetçi gözüyle bakıyor; yemek yapmayı bilmeyen bir kadın görünce “sen nasıl kadınsın?” demekten çekinmiyorlar.

Evet, bu ve bunun gibi karşı karşıya kaldığımız birçok durumun çocukken okunan/okutulan kitaplardan kaynaklı olduğunu düşünmekteyim. Piyasadaki şiddet içerikli yahut başına kötü bir şey geldiğinde prensin gelip onu kurtarmasını bekleyen sarı saçlı güzel prenseslerden, cadı formundaki üvey annelerden, ataerkil sistemden bahseden birçok çocuk kitabının tehlikelerinin farkına varılması, önlem alınması gerekiyor. Beyaz atlı prensini bekleyen, babasının ikinci eşini cadı gibi gören, şiddete eğilimli, ataerkil bir nesil yetişmemesi, psikolojik açıdan sağlıklı bireyler yetişebilmesi için piyasadaki kitapları önce ebeveynler okumalı, bir sakınca görmüyorlarsa çocuklarına okutmalılar. Çocukların hayatına sihirli değnekleriyle dokunanlar periler değil, ebeveynler olmalı.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: