Der Sensenmann – Tırpanlı Adam

Şık giyinmesini sever, kendine göre bir Dandy tarzı var -ölümü çağrıştıran soğukyüzlü adam. Yaşadığı o görkemli felsefe kentinde dönemin ülke çapında en zeki bayan entelektüellerinden ve “Özgürler Kulübü”nün en çekici hatunu Marie ile evlenir. Uzun sürmeyen bir beraberlik.  Yalnızdır Sensenmann, tek başına ve tutkusuz biridir, soğuk yürekli, taş kalpli, tam bir analitik filozof. Paradoks ve çelişki gibi karmaşık edebiyatla işi olmaz. Sensenmann’ın Hiç’i yalnızca düşüncede, dilde, imgede olmakla yetinmez; onun Hiç’i duyumsanandır ve yaşanılandır. Aristo’ya göre nasıl ki birey “ineffabile”, ifade edilemeyen idiyse, Stirner’e göre de Biricik’tir dillendirilemeyen. Ve yarattığı içerik an’da yaşar. Böyle olunca da “bir şey” olmak olanaksızdır, mantıksızdır ve ayrıca tatsızdır. Ne Tanrıdır Biricik’i belirleyen ne de madde. Hegel ile birlikte tüm izm’leri ve dinleri başsızlaştırmak gerekirdi. İşte bunu başardı Sensenmann. İzm saplantısında bocalayan diğer hiyerarşik düşünce kırıntıları Biricik’in solipsist olduğunu ilan etmekte gecikmediler. Ancak Sensenmann bunları da tırpanlamaktan çekinmedi ve felsefe tarihinde eşine rastlanmamış bir mantıksal hazla mantığı son aşamasına kadar götürebilen, sözcükler yaratıp ve hemen ardından yarattıklarını tırpanlayan Sensenmann şehvet içinde şöyle der: “‘Kutsal’ı mideye indirirsen, Senin-Olan’dır’, o zaman senin kaldırıp atabileceğin bir Şeydir (örn: pislik). […] Biricik, seni ve beni ifade eden son ve ölen ifade (yüklem) olmalıdır: Artık ifade olmayan bir ifade, dili tutulan, dilsiz ifade.[…] Sen – Biricik! Burada hâlâ her hangi bir içerikli düşünce, içerikli bir yargı mevcut mu? Hayır, hiçbir içerik! – Her kim Biricik’ten, tıpkı bir kavramda olduğu gibi herhangi bir düşünce içeriği türetmek isterse, her kim “Biricik” ile senin neolduğunun ifade edileceğini düşünüyorsa: Sadece boş laflara inandığını kanıtlamış olur, çünkü o boş lafların boş laflar olduğunun farkında değildir ve boş laf içinde kendine özgü bir içerik aradığını kanıtlamış olur. Sen, düşünülemeyen ve söylenemeyen, sen boş lafın içeriğisin, boş lafın malikisin, boş lafın bizzat kendisisin. Sensin boş lafın kendisi Kim diye sorulan, sensin O’dur denilen. Bilim Biricik ile yaşam olarak ufukta yükselebilir, eğer buşuna ve şu da ona dönüşerek, o da kendini sözcükte, logosta, yüklemde aramazsa artık. […]” Biricik “ikinci bir kez var olamayan, dolayısıyla söylenemeyendir; çünkü eğer söylenebilseydi, gerçekten ve tam olarak söylenebilseydi, ikinci kez var olurdu, “ifade”de var olurdu. Biricik’in içeriği düşünce içermediği için, işte bu nedenle de düşünülemeyen ve söylenemeyendir, söylenemeyen olduğu içindir ki, tepeden tırnağa kadar boş laftır ve aynı zamanda da – boş laf değildir.

Ne zaman ki, hiçbir şey seni ifade etmezse ve sen sadece adlandırılırsan, o zaman sen, sen olarak kabul edilirsin. Herhangi bir şey seni ifade ettiği sürece, sen sadece bu şey (insan, tin, Hıristiyan vb) olarak kabul edilirsin işte. Oysa Biricik hiçbir şey ifade etmiyor, çünkü o sadece bir addan ibarettir, sadece şunu söyler: Sen sadece sensin ve senden başka bir şey değilsin, sen biricik sensin, sen kendinsin. Bununla sen yüklemsizleşirsin ve aynı zamanda da belirlenimsiz, mesleksiz, yasasızlaşırsın vb.” (Stirners Rezensenten, çev: HİT).

H. İbrahim Türkdoğan
BU İÇERİK BİR KONUK YAZAR TARAFINDAN ÜRETİLMİŞTİR. Yayınlanmasını istediğiniz eserlerinizi yenipapirus@gmail.com ‘a göndermeniz gerekmektedir. Editör onayından geçen eserler Yeni Papirüs okurlarına sunulacaktır.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: