Düşünbaz / İsmail TOPÇU

 

İsmail TOPÇU ile İmleç Kitap etiketiyle basılan ilk kitabı Düşünbazı konuştuk sevgili okur.

 

 

Soruları Hazırlayan: Varlık Ergen

Cevaplayan: İsmail TOPÇU

Tarih: 06 Eylül 2017

 

“İnsanı beyninin içine hapseden şey bir düşünce midir yoksa kendi elleriyle kendini teslim ettiği hayalleri mi?”

 

            Merhabalar, felsefehayat.net sayfasında yaklaşık bir yıl önce tanıştım kaleminizle. Düşünbaz’ın yolculuğundan ve kendinizden bahseder misiniz?

             Merhabalar Varlık öncelikle tanışmamıza vesile olan felsefehayat.net sayfasının değerli editör ve yazarlarını gönülden selamlıyorum. Yazma meselesine lise yıllarında yazdığım şiirlerle başladım diyebilirim. Sonrasında şiirlerimin yerini, çeşitli edebiyat dergilerinde matbu yayımlanan kısa öykülerim aldı. Düşünbaz da aslında ilk olarak kısa bir öykü yazma maksadıyla başlamıştı ancak karakterlerden ve hikâyeden o kadar çok keyif aldım ki bunu devam ettirip bir romana dönüştürmeye karar verdim ve yirmi üç gün süren bir yazım sürecinin ardından Düşünbaz ortaya çıktı.

 

            Yanılmıyorsam basıma hazır üç kitabınız daha var ve ilk kitabınız Düşünbaz ile edebiyat dünyasına adımınızı attınız. Önümüzdeki süreçle ilgili neler planlıyorsunuz?

            Düşünbaz bir yayınevi etiketiyle basılan ilk kitabım. Onun öncesinde kendi imkânlarımla çıkardığım Monolog Yalnızlık adında bir romanım ve İçimdeki Fil adında da bir şiir kitabım var. Onlar şu anda kitaplığımın en özel yerinde kızımı bekliyorlar. Önümüzdeki süreçte de, bambaşka bir roman ile karşınızda olabilirim.

 

        “Bir insan nasıl olur da böyle bir evde yaşayabilirdi Allah’ım? Buna da şükür evladım. Evsiz barksızları düşün bir de. Şimdi sırası değil imam efendi. Peki, evladım.”

            Kitabın ilk sayfalarında böyle bir konuşmayla karşılaşıyoruz. Satır aralarında anlatıcıya müdahalesiyle karşılaştığımız “İmam Efendi” karakterinden bahsedebilir misiniz?

            Kitabın bütününe bakacak olursak, sisteme dahil olamayan Nejat karakteri ile O’nu hizaya getirerek sürüye katmak isteyen hayali karakterlerin birbirleriyle olan çatışmalarını görüyoruz. İmam efendi de bu karakterlerden yalnızca bir tanesi. Kısaca sistemin bize dayattığı ahlaklı insan modelinin(!) ve bu modeli dini argümanlarla bize öğretecek olan yegâne insanın, bu romandaki adıdır İmam Efendi.

 

          Konuşma çizgisi olmayan diyaloglarla birbirinden farklı karakterlerin olur olmaz söylevlerini ustalıkla işlemişsiniz. Peki,romandaki anlatıcıyla ilgili neler söyleyebilirsiniz?

           Kitabı akıcı hale getiren detaylardan birinin de, karşılıklı konuşmalarda geçen fikir ayrıklıları ile ayrı bir tat veren bu güzel atışmaların olduğunu düşünüyorum. Romanda da bu detay üzerine yoğunlaşıp bunu kurgulayan bir anlatıcı ile Nejat’ın derdine ortak olmaya çalıştığımı söyleyebilirim.

 

            LGBTİ+ bireylerinin serzenişlerine şahit oldum Düşünbaz’da, kitabınızda hayat bulmuş LGBTİ+ bireylerinin öykülerinden bahsedebilir misiniz?

             Kitabı yazarken ki düşüncem;toplum tarafından dışlanmış, tutunamamış, aykırı ve ayrıksı bir konuma itilmiş, belki yanlarından her gün geçtiğimiz ama fark edemediğimiz, fark etmediğimiz bir karakter üzerine yoğunlaşmaktı. Seksüel kısmı bunun ilgi çeken tarafında olsa da, asıl amacım LGBTİ+ bireylerin de yaşamış olduğu içsel sıkıntılarını duyumsayıp, bunu anlatabilmekti. Toplum baskısı yüzünden cinselliğini yaşayamamış olan LGBTİ+ bir karakterin var olma mücadelesine tanıklık edebilmekti. Umarım başarabilmişimdir.

 

“Tanrı doğurdu annem ve ben onu öldürdüm.
Annemi çok seviyorum
Tanrı’yı değil!”

 

           Çamaşır suyu kokan elleri unutmamışsınız. Anne ve tanrı kavramlarını başka türlü işlemişsiniz hikâyenizde; kutsal olan hangisiydi?

             Bu kavramlar kişiler için değişkenlik gösterse de, ben hayatta hiçbir şeyin kutsanacak kadar tabulaşmaması gerektiğini düşünüyorum. Ancak bir kıyaslama yapacaksam da; yüreğimde duyumsadığım derin sevgisinden ötürü annem her şeyin üstündedir benim için.

 

            En sevdiğim bölümlerden bir tanesi olan “Katil Dilenci”denkonuşalım isterseniz. Yusuf’un çaresizliğini anlatırken intikam duygunuza yenik düştüğünüzü hissettiniz mi?

            Yusuf, hiçbir zaman fikri alınmamış, hep görmezden gelinmiş, insanların aşağılayarak baktığı bir başka karakteri anlatıyor. Bilinçaltında onu çaresiz bırakan bu duruma karşı içten içe insanlara duymuş olduğu intikam duygusundan ve dediğiniz gibi onu kontrolsüz hale getiren bu duruma yenik düşmesinden bahsedebiliriz. Belki de O’nu katil bir dilenciye dönüştürdüğüm için bu intikam duygusuna yenik düşen yalnızca Yusuf değildir, bilemiyorum.

 

           Düşünbazı’ı okurken yer yer Tutunamayanlar  ve Küçük Adama Söylev isimli eserlerin tınısını hissettim. Olrich karakterinin birkaç kez ortaya çıkmasıyla da bu tınıyı korumak istediğinizi düşündüm, yanılıyor muyum?

           Oğuz Atay’ı ve tüm varoluşçu yazarları canı gönülden sevdiğim doğrudur.

 

            Düşünbazı’ın yayıneviyle tanışması ve basım sürecini anlatır mısınız?

             Kitap tamamlandıktan sonra ki süreç daha heyecanlıydı diyebilirim. Hayalinize ramak kala bir başka duyguyu deneyimle fırsatını buluyorsunuz çünkü. Bu süreçte editörünüz ile uyum içersinde olmanız gerekiyor. Ben bu konuda oldukça şanslıydım. Her zaman yanımda olan değerli editörlerim Hasan UYGUN ve Melek ÖZTÜRK’e ayrıca çok teşekkür ediyorum. Onların büyük emeği sayesinde bugün bunları konuşabiliyoruz. Sağ olsun, var olsunlar.

 

           Son olarak Yeni Papirüs ailesine ve okurlarına ne söylemek istersiniz?

            Nitelikli yazarlarıyla gönlümüzü şen eden, ışık olan bu değerli aileye ve bu aileye sahip çıkan tüm edebiyatseverlere selam olsun… Umarım daha nice güzelliklerde yeniden buluşma şansımız olur.

 

             Yolunuz açık olsun, teşekkür ediyorum söyleşiniz için.

            Bu güzel söyleşiniz için ben teşekkür ederim.

 

 

Varlık ERGEN

 

Sabaha karşı başlamış bir doğumun eseriyim_ Cennet bahçelerinden yere düşenlerdenim bir de- Parçalanmış benliklerimin gölgesinde bir bireymiş gibi yaşıyorum_ Tuzlu suyun yakınlarında olmak şanslı kılıyor beni-

2 Comments

  1. Can Murat Demir

    15 Eylül 2017 at 16:16

    Öncelikle Merhabalar;
    Ben felsefehayat.net kurucusu ve editörü Can Murat DEMİR

    İsmail Topçu başarılı ve istikrarlı yazarlarımızdan. Kendisinin ilk öykülerini yayınladığımda “evet dedim işte bu” Sonuç olarak kendisi profesyonelce kurgulanmış metinler üretmeye devam ediyor. Ayrıca eksiksiz bir edebi üsluba sahip. Bana sorarsanız parlak bir yazar olabilir, gayreti de takdire şayan bir yazar. Yolu açık olsun. Başarılar diliyorum.

    • Varlık ERGEN

      18 Eylül 2017 at 22:56

      Yolu açık olsun dostumuzun, kitabını severek okudum.
      Yeni eserlerini bekliyor olacağız.
      felsefehayat.net yazar kadrosunu da alkışlıyoruz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: