Feminizm Üzerine: Doğru Bilinen Yanlışlar

İlk kez Fransa’da 18. yüzyılda Marquis de Condorcet ve Mary Wolstonecraft tarafından, “Artık kadınların yaşam şekillerinde bir devrim gerçekleştirilmesinin zamanı geldi. Kadınlara yitirdikleri onurlarını yeniden vermek ve insan soyunun bir parçası olarak dünyanın dönüştürülmesine katkıda bulunmalarını sağlamak için geç bile kalındı. Kadın ve erkek arasında, cinsel arzulama dışında hiçbir fark kalmayıncaya kadar mücadele!” diyerek Kadın Hareketi adına ilk hamleyi yapmış sayılır.

Kadınlar adına ilk bilimsel topluluk Hollanda’da 1785 yılında meydana gelmiştir. Feminizmin bir yayın olarak hayatımıza girmesi ilk olarak, İngiliz kadın yazar ve filozof Mary Wollstonecraft’ın “A Vindication of the Rights of Woman” adlı kitabı olmuştur. Bu kitap 1792 yılında feminizme kazandırılmıştır.

Kadınlara adaletsiz davranıldığının fark edilmesi ya da böyle düşünülmesi 19. yüzyılda gerçekleşmiştir. Bu inanç çoğaldıkça feminizm organize hale gelmeye başlamıştır. Oluşan bu harekete “feminizm” ismini veren sosyalist ve filozof, Charles Fourier olmuştur. Kadınların ilk toplantısı New York’da 1848 yılında gerçekleşmiştir.

20. yüzyılın başlarında, tüm dünyada kadınların oy kullanabilmesi ile ilgili tartışmalar sürüyordu. Özellikle Amerika’da ırkçılık karşıtı hareket yükselişteyken, kadınlar kendilerine karşı ayrımcılık yapılmaması için de seslerini çıkarır oldu. Oy kullanma, eşit iş ve maaş imkanları, cinsel denetim (doğum kontrolü ve kürtaj özgürlüğü) gibi konularda tartışmalar devam etti. “2. Dalga Feminizm” olarak bilinen akım, özellikle 40’lı ve 50’li yıllarda Simone de Beavuoir’ın öncülük etmesiyle kadın bedeni üzerinde kurulan erkek egemenliğine karşı bir duruş sergiledi. Toplumsal cinsiyet kavramı da bu dönemde ortaya çıktı. Amerika’da ve Avrupa’da süren mücadeleler sonucu, doğum kontrolü yasallaştı.

90’lı yıllara gelindiğinde ise “3. dalga feminizm” ile yeni görüşler ortaya atıldı ve feminizm, kadınların sahip oldukları farklılıkları da göz önüne almaya başladı. Çünkü tek bir kadın tipinden söz edilemezdi, farklı ırk, inanç ve cinsel tercihlere sahip olan farklı kadınların da hakları ve tercihleri saygı görmeliydi.

Feminizm, en basit tanımıyla cinsiyet ayrımcılığına karşı çıkan ve kadınların haklarının korunmasını hedefleyen bir dünya görüşüdür. Kadınların ve erkeklerin doğal olarak eşit haklara sahip olması gerektiğini öngörür. Feminizm, kadınların daha üstün olduğunu empoze etmeye çalışmaz. Sadece “erkeğin daha üstün olduğunu varsayan sisteme” karşı çıkar.

Temeli kadın özgürlüğü olması koşuluyla feminizm, birçok alt dalı da bulunan ve güncel olarak da gelişen bir kavramdır. Bütün cinsiyet rollerine ve ataerkilliğe karşı çıkan radikal feminizm, doğaya hükmetme hevesini kadınlığa hükmetmek ile bağdaştıran ekofeminizm, ve anarşist dünya görüşünü temel alan anarko-feminizm gibi çok çeşitli alt dalları vardır.

Doğru Bilinen Yanlışlar

Yanlış: Feministler evliliğe karşıdır.
Gerçek: Feministler çocuk yaşta evliliğe, rızasız olan, içinde şiddet bulunan tüm birlikteliklere karşıdır.

Yanlış: Tüm feministler lezbiyendir.
Gerçek: Elbette bir feministin lezbiyen olabileceği gibi bir lezbiyenin de feminist olması mümkündür. Ancak her feminist lezbiyen demek değildir.

Yanlış: Feministler erkek düşmanıdır.
Gerçek: Feministler ataerkil düzene ve bunu savunanlara karşıdır.

Yanlış: Feministler kadın üstünlüğünü savunur.
Gerçek: Kadın- erkek- trans fark etmeksizin, cinsiyetten bağımsız bir şekilde herkesin eşitliğini savunur.

Yanlış: Feminizmi yalnızca kadınlar savunur.
Gerçek: Feminizmi eşit haklara sahip düşünen herkes savunabilir.

Yanlış: Feminizm, terörizmi beraberinde getirir.
Gerçek: Hayır! Feminist teori, cinsiyet eşitsizliklerini sorgular ve güç dengesizliği yaratmış cinsiyetçi politikaların değişmesi için çabalar.

Yanlış: Feministler, kadınlara pozitif ayrımcılık gösterilmesini isterler.
Gerçek: Feministler, kadınların erkeklerle aynı sosyal ve hukuksal haklara sahip olmalarını isterler. Sadece yasal haklar değil, “Erkek adam yapar” denilen her şeyin kadınların da hakkı olduğunu vurgularlar. Yani kadın da çalışabilir, kadın da gece dışarı çıkabilir.

Kaynak: Yeni Başlayanlar İçin Feminizm – Duygu İslamoğlu
"Galaksinin Batı Sarmal Kolu'nun bir ucunda, haritası bile çıkarılmamış ücra bir köşede, gözlerden uzak, küçük ve sarı bir güneş vardır. Bu güneşin yörüngesinde, kabaca yüz kırk sekiz milyon kilometre uzağında, tamamıyla önemsiz ve mavi-yeşil renkli, küçük bir gezegen döner. Bu gezegende yaşayan Eftalikus isimli yazar,okur,çizer ve kendimce düşünürüm."

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: