KADIN SUSARSA / Kaan Ali KOLCUOĞLU

 

KADIN SUSARSA…
— anlat kızım kocan seni niye dövdü?

Kadın susar:

— moralim çok bozuktu memur abi ben ister miydim dövmek; ama o da beni hiç anlamıyor…!

Sağa bakma –  sola bakma – sokağa çıkma –  kolsuz giyinme – sen kadınsın anlamazsın –  karışma – konuşma-sus – susmasana – yat – kalk – uyu – zıbar – giyin – çıkar ve sayamadığımız bir ağız dolusu küfür…

— kocamdır döverde, severde…
— kızım şikâyetçi değil misin?

Dizinin birinde kocasından dayak yiyen kadına polis amiri “aman kızım bunlar bu gün özür diler yarın yine aynısını yapar” diyordu…

Kadın susar:

Geride bıraktığımız aylarda düşmüştü Nihal Y…‘nin vurulma haberi. Kocası tarafından cadde ortasında bacağına sıkılan iki kurşunla yere yığıldı.

Kadın susar: 

Alıştınız, hatta sıradanlaşmaya başladı değil mi?
Devlet; polisini yirmi dört saat koruma tahsis etmesi gibi bir lükse de sahip değil ayrıca kaçını kollayabilir / koruyabilir!

Ölümün, korkunun, arkanı kollamanın, paranoyalaşmanın dibe vurduğu bir haldeyiz.

Kadın susar: 

İddiaya göre, adam eski eşini birçok kez ölümle tehdit etti. Tehdit üzerine genç kadın da Cumhuriyet savcılığına ve polis merkezine şikayette bulundu: “Çok korkuyorum. İşe bile gidemez oldum. Daha önce koruma istedim, verilmedi. Ne olur bana koruma verin. Yoksa kocam beni öldürecek ve iş işten geçecek” dedi.

Eski koca bu şikâyetin ardından, üzerine yaptırdığı 55 dönüm araziyi geri vermeyen eşini işe giderken sokakta pompalı tüfekle üç kere ateş ederek öldürmek istedi. Kendini yere atarak ölümden kurtulan genç kadın polise sığınıp, “Beni öldürmesini mi bekliyorsunuz?”dedi…

Koca, nöbetçi mahkeme tarafından serbest bırakıldı!!!

Şimdi üç polis memuruyla dolaşıyor mağdur kadın, korku içerisinde!!! Aklım almıyor!!! Şiddet hayatımızın bir parçası olmuş… Oldum olası silaha karşı bir insan oldum. Sevmedim onun soğuk yüzünü… Ölümün parmaklar arasında oluşunu… Can alışını… Hayat karartmasını…

İşin garip tarafı benim güzel ülkemde devletin polisi kendini müdafaa ederken yaraladığı şahıstan dolayı mahkeme mahkeme sürünüyor…

Eyvallah ya… Siz kurtsunuz ben kurbağa…

Kadın susar: 

Kadın şiddeti ya da cinayetleri geçmişten beri varlığını sürdürüyordu ne zaman otuz iki bıçak darbesiyle bir kadın yaşamını yitirdi medya haberi gerçek anlamda hortlattı…

Kim inkâr edebilir ki toplumu bilinçlendirme hareketi yapılırken aynı zamanda şehvet ve kan tutkunlarını harekete geçirmediğimizi…

Otuz ikiden daha fazla bıçak darbesiyle ölmesi gerekiyor bir kadının da ondan…

Medya karnını şimdilik kana, vahşete, açlığa doyurdu…
Bir daha ki açlığına kadar sessiz kalmayı yeğliyor…

Biz saflarda hemencecik kanıveriyoruz “bakın yaptığımız haberlerle kadına şiddeti bitirdik”…

Kadın susar: 

Aklım hayalim almıyor! Beynim dumura uğramış vaziyette! Yapılan zulmü en sükûn sesle okumak gazeteden; beni daha da hiddetlendiriyor.

Kadına yapılan şiddet bitmiyor gün geçmiyor bir yenisi daha ekleniyor; kadının mal olarak görüldüğü ve kullanıldığı günümüzde birilerinin bu vahşete artık dur demesi gerekmiyor mu?

İlle de ölüm mü gerekiyordu. Gerekte kalmadı zaten mağdur öldü… Hastanede yaşamını yitiren kadıncağız ve kendilerini battıkları b*ktan çıkartmaya çalışan sözde ailesi yani damat tarafı laf salatası yapıyorlar.“Hasta olduğunu bilmiyorduk! İyiydi! En son sonbaharda götürmüştük hastaneye!”

Ulan be utanmazlar… Haddini bilmezler… Sizi adam diye gezdirenler utansın be ben değil… Hani analar kutsaldı… Hani cennet onların ayakları altındaydı… Hani kadınlar çiçekti… Hani severek evlenmeler bir ömür boyu aynı yastığa baş koymalar evet biri yastıkta, biriyse kendi dışkısıyla beraber kenefte!
Haber taa Ağrı’dan ulaşmıştı. Ağrıta ağrıta… Hem acıttı hem kanattı… Olay yine bir gündem yarattı… Gündem dediğime de bakmayın laf ola… Ve kadına şiddeti tekrar tartışmaya açtı… Neye yarar konuşmaktan başka… Şimdi nasıl bir vicdanla yaşamayı düşünüyor bu zulmü yapan aile.
Hadi kocayı anlarım. Rahatsız bir adamdır zevk alıyordur işkenceden. İyide ailenin diğer bireyleri onlarda mı aynı psikomanyak rahatsızlığı içerisindeler…
Hepsi mi hastalıklı bu ailenin? Değillerse neden engel olmadılar? Neden bu nefret bu kin? Hiç mi sevmediniz gelininizi? Azıcıkta olsa… İnsanda mı değildiniz be hilkat garibeleri…

Yuhh yazıklar olsun…

Kadın susar: 

Habere göre 14 yaşında bir kız çocuğu üstelik hamile, sözde kocası büyükler çok biliyor ya imam nikâhlı beyzadem kızı darp ediyor. Yollarda sürüklüyor, hızını ve hırsını alamıyor yola fırlatıyor…

Kız kendini ezecek arabadan zor kurtuluyor… Ezilmediğini gören psikopat koca motosikletle kızın üstünden geçiyor… Kız tedavi için hastaneye kaldırılıyor… Açıklamasında; “bir daha mümkün değil bir araya gelemeyiz” diyor… Bir de geleydin… Ya anasına ne demeli yeminle yayın ahlakı ve yasakları olmasa…!

Anası cırlıyor hastanede “Adalet istiyorum adalete güveniyorum…” İyide adalet sana güvenmiyor…!
Nasıl olur da 14 yaşında bir kızı kocaya verirsiniz… Nasıl bir ana nasıl bir baba bunu kızına reva görür… Okulundan edip geleceğiyle oynar sonra yandı keten helvam… Hoş koca tutuksuz yargılanıyor onu da anlamış değilim ya…
Taahhütname bozmaktan hapis yatıyoruz vergi borcu yüzünden gözaltına alınıyoruz borçlar yüzünden savcı karşısına çıkartılıyoruz!!!
Adam karısını eziyor motorla üstünden geçiyor hâkimse bu adamı sokağa salıyor. Falan zamana mahkeme günü atılıyor!..
İyide adam hırsını alamadıysa ya hasta ise ya evi silahla basarsa aileyi katlederse… Bu vebali kim nasıl öder… Yasa böyle… Hay böyle yas… töbe töbe… İnsan hayatı sudan ucuz bir mermi parası derlerde inanmamayı tercih ederdim…

Tek söz yeter… “Kadın şiddetine taviz yok yapan cezasını çekecek…” Bu kadar basit bir tane adam; meclisten bahsediyorum bu karara karşı gelsin mümkün mü?
Böyle bir şey olsa da görsek kim dediği gibi kadın erkek eşitliğini savunuyor kim şiddetten yana anlardık. Boş laf değil icraata ihtiyaç var…

Akıl bulanıklığı yaşıyoruz adeta…!

Adı, sanı, nedeni önemsizlik taşıyor eylemin gerçekleştiği ana kadar… Sonrası veryansınlar başlıyor… Şiddete hayır sloganları… Şiddete hayır pankartları… Kahrolsun şiddet…
Körebe oynuyoruz toplumca…! Kapamışız gözleri say demişler… Say sayabildiğince. Bitmek bilmeyen milyon gün sayarken uzanmış eski çağlardan bu yana şiddetin her türlüsü…
Kadına vurdu el önce… Zayıflığından haz alır halde… Zarafetine aldırmadan…

Otuz iki yaşında kadın… Dayak yüzünde… Gözlerinde…

Dayakla on beşinde tanışmış kız çocuğu… Baba, ana, abla fark etmemiş dayak yerini ve şiddetini arttırarak işkenceye dönmüş… Dokuz kardeşin birisiymiş, birinci olmuş dayak ve işkence görmede…

Vazgeçmemiş… Tutunmuş yaşama…

Sarılabildiği ve inandığı tüm kutsallara… Kutsallar kirlenmiş! Yarının çocuğu çaresiz büyüğü olmuş… İnadına, sarılmış inadına… Çivisi çıkmış bu dünyanın…

Ama vazgeçmeyenlerin olmuş bu yangın yeri…

Kadın susar: 

Asıl soru şu olmalı?

Neden kadın korunmak zorunda kalıyor… Kimden alıyor bu gücü erkekler; kadına bunca zulmü ve şiddeti uygularken.
Kime güvenip hunharca öldürüyor sözlü ya da fiziksel işkencelere maruz bırakıyor? Kimden ve neden? Kendini ne zannediyor…

Kadından büyük görüyor! Amenna…
Yasalardan büyük görüyor! Amenna…
Devletten büyük görüyor! Amenna…
İnsandan, insan olmaktan da mı büyük görüyor?

Kadının adıdır Ünzile…
İnsan dölüdür…
İnsandır, hayvanlar âleminde…

Hoşça kalın şayet kalabiliyorsanız…                                                                                                                                                                                                            Kaan Ali KOLCUOĞLU

BU İÇERİK BİR KONUK YAZAR TARAFINDAN ÜRETİLMİŞTİR. Yayınlanmasını istediğiniz eserlerinizi yenipapirus@gmail.com ‘a göndermeniz gerekmektedir. Editör onayından geçen eserler Yeni Papirüs okurlarına sunulacaktır.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: