KALEMDEN SIZANLAR: SÖZDE KIZLAR

KALEMDEN SIZANLAR : SÖZDE KIZLAR

İlk baskısı 1923 yılında yayımlanmış “Sözde Kızlar” mütareke yıllarının karanlık günlerini gençlerin dilinden ve bakış açısından anlatır. 1990 yılında filmi çekilmiş olup  film yeşilçam arşivinde yerini almıştır.

Mütareke yıllarında kaybolan babasını aramak için Anadolu’dan çıkıp İstanbul’ a gelen Mebrure’nin akrabalarının yanına sığınmasıyla başlayan olayları anlatan roman, o dönemin çatışmalarını güçlü yönlerini ve toplumun yanlış anladığı  öğretileri ele almıştır.

Romanda toplumun aksak yönleri ele alınırken akıl, erdem ve ilim  kavramlarıyla beslenen roman karakterlerine yer verilmiştir.

 

“Sözde Kızlar” ne demek peki? Türk burjuvazisinin “kadın” ve “değerler” e bakış açısını anlatırken “söz-öz” çatışmasını ele alarak bu temlerin doğurduğu profilleri çizmek demek. Peyami Safa, bu profilleri çizerken  “İstanbul-Anadolu” , “hafif meşrep-namuslu” çatışmaları üzerinde durmuştur. Bu çatışmalarda takdire şayan bir duruşu olmuştur Safa’ nın. Zira toplumun yanılgılarından biri olan “namus” kavramının sadece kadınlara özgü değil de erkeklere özgü bir duruş olduğunu “Behiç “ tipiyle gözler önüne sermiştir.

Romanı okurken o dönemin İstanbul’unda Şişli ve Cerrahpaşa sokaklarını geziyor; gezdiğiniz sokaklarda evlerin ışıklarının kimleri aydınlatıp kimleri karanlıklaştırdığını  tanrısal bir bakış açısıyla sanatçımızın kulağımıza fısıldayışlarıyla dinliyorsunuz.

Romanda dikkat çekenlerden birisi de Safa” nın “salon haydudu”  ifadesi olmuştur. Bu tamlama Tanzimat’ tan mütareke yıllarına kadar olan romanlarımızda görülen “Yanlış Batılılaşma”  tezini anlatır. Batılılaşmayı ne kadar yanlış anladığımızın kanıtı olarak da toplum olarak bir türlü sanatı içselleştiremediğimizi  öne sürer.

Gerçek sanatın insanı ehlileştirdiğini yapay sanatın ise asaletle dahi ilgisinin olmadığını belirtir.

 

 

Peyami Safa deyince aklımıza gelen temlerden birisi de romanlarında değindiği  “intihar” temini de unutmamak gerekir. İntihar, Safa’ nın romanlarında adeta kaos içinde yüzen toplumdan kaçış gemisidir.

Sanatçının bu eseri, diğer romanlarıyla mukayese edildiğinde bu romanda, psikolojik çözümlemelere pek az yerdiğini görmekteyiz. Bu anlamda hayal kırıklığına uğramakla birlikte dil ve yazım tekniği açısından nerdeyse kusursuzdur. Safa’ nın “Sözde Kızlar” ı 20’ li yaşlarda yazdığını biliyorsak eğer o yaşta genç bir sanatçı için romanda kullanılan güçlü ifadeler ve yalın dil küçümsenmeyecek kadar başarılıdır.

GÜLŞEN ÇELİK

Nisan, 2018

Bir sonbahar günü, bulutlar öğle güneşini ararken doğmuşum. Adımın anlamına inat güzden kalma bir yaprağım esasen. Toprağa değil, bir gün gökyüzüne karışmayı bekleyen.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: