Limon Ağacı

Bir sınırı vardır ya her şeyin, belki de o sınıra ulaşmıştık. Doğru, çoğu şeyin ne olduğu anlaşılmadı, daha doğrusu anlaşılmasından kaçıp önce zamanı, sonra da birbirimizi tükettik, ya da birbirimizdeki miadımız dolmuştu belki de. Her şeyin sınırlı bir sayısı var herhalde, güzel anların, tartışmaların, gülümsemelerin, birlikte sarhoş olmaların, birlikte yıldızları izlemenin, dudağa dokunmaların bir sayısı var, ve o sayıya ulaşınca artık yapacak bir şey kalmıyor. Hani çıkmaz bir köy yolunda yürürken sonuna gelirsin, karşına bir limon veya portakal ağacı çıkar ya, tıpkı onun gibi.

Bir şeyi çok merak ettim, bu sürede kaç kez tutuldu ay? Tuhaf, değil mi? Bir kadeh rakı için devinmek gibi. Ki gerek kalmadı, üç duble içmiştim devrilmedim. Sonra kapının önünden geçen köpekleri izledim, yanımda durup kendilerini sevdirdiler. Dün gece ilk defa doğru düzgün uyuyabildim. Kafam karışık değildi, yoklamadım aklımı. Böylece tadım kaçmadı. İlk defa belki de yabancılaşmadım etrafıma. Çimlere uzandım, dönmedi ilk defa yıldızlı gökler. İçime doldu gökyüzü, içimden geçti ama bulutlanmadım. Bazı şarkıların yasağı kalktı, plaklar yeniden dönmeye başladı. Bir anlığına da olsa gökyüzü şehrin pis grisi değil de simsiyah bir huzurdan ibaret oldu. Ne değerliydi o an! Dündü aslında, yakın geçmişti ama geçmişti geçeceği kadar. Dün ya da on yıl, ne fark eder? Önemli olan gecelerden önceki gündüzlerdi, asıl yaşanılanlar o zamandı çünkü.

Gündüzünde de mendireğe gittim, gerçeğe tuz basmaya. İfadesizliği ancak böyle ifade edebildim belki de.  

22.05.2018

 

Jasmin Aslı AKALIN

Görsel: Ümit Yiğit

BU İÇERİK BİR KONUK YAZAR TARAFINDAN ÜRETİLMİŞTİR. Yayınlanmasını istediğiniz eserlerinizi yenipapirus@gmail.com ‘a göndermeniz gerekmektedir. Editör onayından geçen eserler Yeni Papirüs okurlarına sunulacaktır.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: