Mısraların ve boyaların dilinden anlayan adam…

bedri-rahmi-eyuboglu-kimdir_646x340

 

Asıl adı “Ali Bedrettin” iken daha sonraları Ali ismi kullanılmamaya başlanmış ve ardından Bedrettin ismi yavaş yavaş bir değişim sürecine uğrayarak önce Bedir son olarak Bedri Eyüpoğlu olarak anılmaya ve bilinmeye başlanmıştır.

Babasının kaymakamlık görevini yaptığı Giresun’un Görele ilçesinde takvimler 1911 yılını gösterdiğinde dünyaya gelmiştir. Resimle olan uzun soluklu serüvenin başlamasını sağlayan Trabzon lisesinde ki hocası ünlü ressam Zeki Kocamemi olmuştur. Onun resme olan eğilimini fark etmiş ve derinlere gizlenmiş olan resim ilgisini uyandırmıştır. Resme olan dürtüsü dikkat çekse de onun kalbinde ve aklında yıllarca alev alev yanmakta olan ve bulduğu her fırsatta ya şiir yazıp, yayınlamış ya da bir gazete de yazmaya çalışmıştır. Lise sıralarında edebiyata olan ilgisi ona o sıralarda ilk şiirlerine yazmak için en güzel ilham olmuştur. Ardından güzel sanatlar akademisini kazandığında edebiyat ilgisini daha sağlıklı bir serüven üzerine kurgulamak için Ahmet Haşim’den estetik ve mitoloji dersleri almıştır.

Abisinin Fransa da ki bursunu onunla paylaşması sanat hayatı ve adını duyurmak için attığı büyük bir adımdır. Van Gogh, Gauguin, Cezanne ile tanışması onu resim sanatına bağlayan sağlam bir bağ olmuştur. 1934 de yurda geri döndüğünde Türk kilimlerini ve minyatürlerini incelemiştir. Babasının mesleği nedeniyle Anadolu’nun her bir köşesini seyyah gözüyle detaylı inceleme fırsatı bulmuştur. Gözlemlerini resimlere yansıtıp insanlığa mal etmiştir.

bedri_1

“Büyük şehirlere bağlanma,
öyle bir şehre yerleş ki,
küçük olsun fakat bizim olsun.
sokaklarında tanımadık yüz,
ensesine şamar atmayacağın kimse dolaşmasın.
her ağacına elin,
her karış toprağına terin değsin.
ve kuytu evlerden birinde
senden habersiz ölenler olmasın…”

Adının duyulmasını sağlayan 1933 yılında yapmış olduğu” yavuzlu” ve “gülcemalli ” resimleri ses getirmiştir.

Önceleri aralıklarla daha sonra sık sık yazmaya başladığı Tan gazetesi, ardından 1938 de Ses dergisi, 1951 Yeni Sabah gazetesi sonrasında 1952-1958 yıllarında yazı hayatına Cumhuriyet gazetesinde devam etmiştir.

Sanatla bu kadar iç içe olan Bedri Rahmi, yenilikçi sanat hareketini hakkıyla yerine getirenler arasındadır. Öyle ki resim sanatında durağanlıktan kaçınmış ve yaptığı resimlerde tema olarak da farklı yönler yansıtmıştır. Örneğin; CHP’nin yurt içi gezi programına katılarak ikinci kez Çorum’a ve İskilip’e gittiğinde çok etkilenmiş ve resim anlayışı değişmiştir.
Resimlerin de sıklıkla rastlanan temalar halay çekenler, han avluları, çocuk emziren kadınlar, saz çalan aşıklardır.

“En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azından üç dil
Çünkü sen ne tarih ne coğrafya
Ne şu ne busun
Oğlum Mernus
Sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun.”

Ardından 1933’ten sonra ilk kez çıktığı yurt dışı gezisinde insan müzesine yaptığı ziyaret sırasında çok etkilenmiştir. Başörtüsü veya kilimin hem güzel, hem işe yarar olması gibi sanat eserlerinin bir iş görmesi gerektiği düşüncesi sanat anlayışında ki değişimi tetiklemiştir ve “güzel yararlı olmalıdır” düşüncesi eserlerine yavaş yavaş sızmaktadır.

Ülkemizde resimleri kadar ünlenen Bedri Rahmi aslında duvarlara yaptığı resimlerle de bilinmektedir. Vakko fabrikası, Karaköy tatlıcılar, İstanbul Manifaturacılar Çarşısı panoları yanında çeşitli malzemeleri denedi. Son panosu Etap Oteli girişinde ki “Güvercinler”’ olmuştur.

Sanata kazandırdığı bunca eserin ardından onu içten içe üzen 12 mart olaylarında kardeşinin göz altına alınması ve pankreas kanserine yakalanması sanatla olan bağını pamuk ipliğine bağlamaya başlamış ve en sonunda yeryüzüne sığmayana sanat aşkını göklerde huzurlu bir ruh eşliğinde sürdürebilmek için 21 eylül 1975 tarihinde aramızdan ayrılmıştır. Ardında duvarlara sarılan tabloları, bize de o tabloların derin hikayelerini bırakarak…

“Biz dünyadan gider olduk
Kalanlara selam olsun
Ama hep böyle gidecekse
Kalanlara haram olsun”

Merhaba, 2013 yılında başladığım Selçuk Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat bölümünde eğitimime devam etmekteyim. Sanat, yüzyıllar öncesinden keşfedilmiş bugün ne kadri ne de kıymeti bilinmese de, ona değer verenlerin nesli tükenmekte olsa da bizim gibi sanata gönül verenler ruhumuza hala iyi geldiğine inanıyoruz. Ve biz ümidini kesmeyenler olarak geçmişimizi de geleceğimize katarak Yeni Papirüs ile karşınızdayız…

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: