Modern Hayatın Edebiyata Katkısı: Modernizm

 

            Yaşantımızdan pek çok güzelliği aldığını düşündüğüm modern hayatın, edebiyata bir katkısı, bir getirisi olduğu kanısındayım: Modernizm.

 

            Peki nedir modernleşme, modern hayat, modernizm? Modernleşmeyi anlatarak başlayayım işe. Modern dönem, gelenekten bir kopuştur. Zıtlıkların, çatışmaların başladığı dönemdir. Modernleşmeye tanım olarak “kendinden öncekini farklılaştırma işlemidir,” diyebiliriz.  Peki neden eskiyi farklılaştırma ihtiyacı duyuldu? Bu sorunun cevabı basit: O döneme kadarki yaşam tarzı insanları artık tatmin etmiyordu. Eski yaşam tarzı insanları artık tatmin etmeyince yeni arayışlara gidilmesi, toplumda artık “sorgulayan” bireylerin varlığı, “akıl”a önem verilmesi ve sorulan sorulara akılla cevap bulunması modern hayatı, modernleşmeyi getiren unsurlardandır, diyebiliriz. Aynı zamanda modernleşmeyle birlikte bilim, sanat, felsefe, düşünce ve en önemlisi de hayat değişmiştir. Artık düşünce yapısı, sanat, felsefe anlayışı, dünya görüşü, bilime, akıla bakış açısı değişen insanın yaşam tarzının da değişmesi kaçınılmazdı, elbette.

 

 

            Modernleşmeyle birlikte farklı bir yaşam tarzı başladı Batı’da. Pasajlar, renkli sokaklar, apartman daireleri oluştu artık. İnsanlar büyük, bahçeli evlerini terk edip, yan dairesinde oturanı dahi tanımadığı, herkesin birbirinin evindeki sesi duyduğu ama kimsenin birbiriyle konuşmadığı küçük apartman dairelerine taşındılar. Pasajlarda gezmeye, ışıklı sokaklarda eğlenmeye, sergilere gitmeye başladılar.Taşrada yaşayan insanlar da merkeze geldi. İnsanlar çoğaldıkça binalar dikildi. Yaşam tarzı, düşüncesi, konuşma şekli birbirinden farklı olan insanlar aynı yerlerde yaşamaya başladılar. Şehirler, caddeler kalabalıklaştı. Ve tüm bu kalabalıklar içinde kendini yalnız hisseden, bir yere ait görmeyen, bu yaşantıda bir yere konumlandıramayan insanlar oldu. İşte tam bu noktada yeni bir akım doğdu: Modernizm. Kendini modern hayatta konumlandıramayan insanların oluşumu oldu bu. Peki, nedir modernizm?

 

Modernizm; modern hayatın içinden çıkmış ancak onun ortaya koyduğu pek çok değere karşı çıkarak gelişmiş bir sanat dalı, bir akımdır.

 

 

            Modernizmin başladığı bu süreçte sanatçı özgürleşti, okurun tepkisini düşünerek değil, sadece hislerine göre icra etti sanatını.Bir fayda beklmeden sunabildi eserlerini, kendi gerçekliğini yaratabildi. Yani, sanatçının özgürlüğü üzerindeki ölü toprağı alınıp  sanatta, edebiyatta ısmarlama eserler verilen dönemin üzerine atıldı, demek mümkündür zannımca. Ezbere bilgiler bozuldu.

 

“Şiir, edebiyat yalnızca güzeli anlatır” algısı yıkıldı. Baudelaire kötülüklerin içindeki güzellikleri damıtarak “Kötülük Çiçekleri”ni yazdı. Modernitenin başkenti Paris’e “Seviyorum seni rezil başkent” diyerek belki de ilk defa “sevgi” ve “rezil” kelimlerini bir arada kullandı belki de. Ardından edebiyatımızda “İstanbul Ağrısı”nı yazdı Attila İlhan. “Kanatlarımdan kan fışkırıncaya kadar yine senin emrindeyim,” dedi.  Zıtlıklar iyice yerleşti artık edebiyata.

 

 

            Modernist romanlar geldi ardından.  Önceki romanlarda bulunan geçmiş-şimdi-gelenek düzlemindeki zaman algısı bertaraf edildi. Anokronik bir zaman algısı yerleşti. Modern insanın zihninin karmaşası anlatılmaya çalışıldı. Böylece “Dönüşüm”ü yazdı Kafka. “Dava”da, aslında hepimizin modern hayatın içinde esir olduğunu anlattı. Tutunamayanlar, Tehlikeli Oyunlar, Korkuyu Beklerken dedi, Oğuz Atay; Anayurt Oteli, Aylak Adam dedi, Yusuf Atılgan. Bu eserlerin ortak bir yönü vardı: Hemen hepsinde modern hayatta kendini konumlandıramamış, ispatlayamamış yahut ispatlamış ama kendimi topluma ispatlayacağım derken mutsuz olmuş insanlar, yani “modern insan” anlatılıyordu.

            Hülasa; bizi apartman dairlerine sıkıştıran, sekiz-beş işlere gitmeye mecbur eden, kendimize ayıracak vakit bırakmayan, akıllı telefonlara ve internete hapseden, zaman kavramımızı altüst eden, köleleştiren, emekli olmadan öldüren bu modern hayattan beslenerek, lakin modern hayatın bize dayattığı tüm bu şeylere karşı olarak doğmuştur, modernizm.

 

Yani, kendisiyle pek iyi anlaşamadığım bu modern hayatın edebiyata büyük bir katkısı var: Modernizm.

 

Gizem Demir

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: