SANAT: SANIP ATMAK SORUNSALI

6313868_orig_770x430_770x430

Tarihin en eski tartışmalarından biridir ‘sanat ne içindir?’ sorusu. Ve genellikle iki başlık altında masaya yatırılır: Sanat sanat için midir, sanat toplum için midir?

Bence her ikisi için de değildir.

Sanat toplum için değildir.

Sanat devrim için değildir.

Sanat insan için değildir.

Sanat sanat için bile değildir hatta!..

Sanat, hesapsızca kendi kendini olduran ‘şey’dir!

Sanatçı ise, o sanatı yapmazsa ol’amayacak olan kişidir!

Sanatçısı ya da toplum istesin ya da istemesin, ol’an ‘şey’dir sanat!..

Sanatın ancak yaşamdaki ve insandaki izdüşümlerinin toplumu değiştirme ve dönüştürme gibi ‘kendiliğinden’ işlevleri olabilir; ki bunun gerçekleşebilmesi için de zaten onun ‘hiçbir şey için’, kendisi için bile olamayacak kadar sınırsız bir ‘özgünlük ve özgürlükle’ meydana gelmesi gerekir.

Öbür türlü, yani salt verili olandan yola çıkarak ve belirli bir amaç güderek ortaya çıkarılan ürünler, sadece o verili olanı yeniden yeniden üretmekten ve aynı fasit daire içinde dönüp durmaktan öteye geçemez.

Toplumsal işlevin sanatın olmazsa olmazı olduğunu iddia edenlere şunu söylemek isterim, devrim, belki de onu çok büyük bir sözcük haline getirdiğimiz için bu kadar uzak!

Oysa ki aslında, önce kendi iç dünyalarımızdan, kendi küçük yaşama alanlarımızdan başlayarak tümevarmamız ve bunu yaparken de sanattan olabildiğince feyz almamız gereken alçakgönüllü bir kavramdır devrim.

Sanatsal duyumsama insanları evriltir, evrilen insanlar yeni yaşam algıları oluşturur, yeni yaşam algıları oluşturan insanlar ise zaten devrimcidir.

Buradan bu tartışmanın en yoğun olarak karşımıza çıktığı şiir sanatına gelecek olursak, sanatın insanın hücrelerine nüfuz etme, onu ol’durma sürecini yok sayıp, diğer tüm üretimsel yönelimleri tu kaka ilan edip, sadece şekil ve dil şartlarına özgülü, direkt kitlelere yönelik, hiçbir imgesel zenginlik, yaratıcılık, özgünlük ve derinlik içermeyen, kuru, hamasî, ajitatif ya da ucuz umut ticareti yapan söylemlerle yazılan tırnak içinde ‘dizeler’ şiir değildir.

Onlara olsa olsa ‘kurgusal söz dizimleri’ ya da ‘marş’ diyebiliriz…

Marşlar eşliğinde galeyana gelebiliriz, marşlar eşliğinde savaşabiliriz, marşlar eşliğinde belki bazı şeyleri devirebiliriz; ancak, marşlar eşliğinde evrilemeyiz.

Evrilmemiş insanların devriminden ne çıkacağını ise söylemeye gerek yok sanırım.

Sen san at, düşleyebildiğin kadardır hayat.

Rabia Mine

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: