Suç Kanalı / Orkun UÇAR

Yazarın diğer yazıları için bağlantıyı tıklayınız.

 

Adam karanlık bodrumunda, sadece tezgâhını aydınlatan lambanın sarı ışığında, karışık bir mekanizma üzerine eğilmiş tüm ciddiyetiyle çalışıyordu. Bir sanatçı titizliğiyle eserini hazırlarken ıslığıyla bir reklam cıngılını tekrarlayıp duruyordu.

Bir kasanın üzerine koyduğu küçük ekran televizyonda birden kendini, tezgâhı, eserini gördü. Küfretti. Hızla etrafına baktı ama kameraların birini bulsa yenisi devreye giriyordu. Boşuna bir çabaydı bu.

Ekranda bir yazı belirdi:

“Suikastçı yeni kurbanı için bir bomba hazırlıyor. Yarın akşam canlı yayında kim ölecek?! Suç kanalında izleyin!”

“Sizin de sıranız gelecek,” diye mırıldanıp, eseri üzerine eğildi.

***

NSA’den emekli olmasına birkaç ay kalmıştı Gary Wood’un. Büyük kısmı FBI’da geçen iş yaşantısı hep küçük odalarda geçmişti. İş arkadaşlarının çoğu ne yaptığını bilmez veya anlamazdı. Yemekhanede yeni çaylaklara “Düğümcü” diye fısıldar ama çok da açıklayamazlardı. O da severdi bu takma ismi… Çocukken keşfetmişlerdi: Otizm’di kaderini çizen hastalığın adı.

Dıştan fazla belli olmuyordu ama kafasının içinde derin etkisi olan hastalığının hediyesi düğüm yeteneğiydi. Birbirinden bağımsız gibi görünen olaylardan bir sonuç ortaya çıkarırdı ve başlangıç aşamasındaki terör hareketlerini tespit ederdi. Yakında emekli olacak ve balık tutmakla vakit geçirecekti.

Kapı aniden açılınca irkildi. Bölüm şefi Conrad’ın iri kafası belirdi aralıktan. “Benimle gel, acil bir durum var.”

Acil kelimesinin onun yaptığı işle alakası olamazdı ama emri ikiletmedi Gary. Peşinden geldiğini kontrol bile etmeyen amiri dar koridorlarda hızla yürüyordu. “Senatör Ted Lebnon şu anda başkente gelmek için özel uçağı ile havada ve bir bomba ile patlamasına yarım saat var.”

“Biz bunu nereden biliyoruz efendim, bir ihbar mı var?”

“İhbar değil ama Suç kanalında yayınlanıyor.”

“Anlamadım efendim.”

“Suç kanalını duymadın mı sen?”

“Duydum ama pek ilgilenmedim efendim.”

Zaten şu anda neden bu işe dâhil edildiğini merak ediyordu.

“Bir Suikastçının Günlüğü adlı bir program yayınlıyorlar. Bir kısmı bant yayın… Katilin bombayı hazırlaması hatta görevli kılığında uçağa mekanizmayla girişi gösterildi ve canlı yayında da senatörün ölümü yayınlanacak. FBI ve CIA da olay üzerinde çalışıyor.”

Gary bu kanalı seyretmiyor ama sık sık karşılaştığı sokak reklamlarındaki ünlü sloganını biliyordu: “Sizi arıyoruz, buluyoruz, gözlüyoruz!”

Suçluları buluyorlar; gözlerine kamera yerleştirilmiş insanlar, robotlar, böcekler… Her türlü yolla takip edip program yapıyorlardı. Ama sadece tanıklık yapıyorlar, onların yakalanmaması için ipucu vermemeye dikkat ediyorlardı. Sokak tabelalarını, yüzleri, kıyafetleri, bazı mekânları, çevreyi değiştiriyorlardı.

En meşhur programlarından biri de “Bir Katilin Günlüğü”ydü. Üç yıldır yakalanmayan bir seri katil ve kurbanlarıydı konusu.

Nefes nefese kaldığı hızlı takip, bir sorgu odasının kapısında sona erdi.

“Amirim beni neden çağırdığınızı söylemediniz.”

Conrad kapıyı açarken bir an durup şaşkınlıkla ona baktı. “Ben mi? Hayır, ben çağırmadım. Onlar istedi seni.”

İçeride beyaz saçlı bir kadın ve takım elbiseli avukatı vardı. Kadın, Gary’nin çok sevdiği eski bir film yıldızını andırıyordu: Charlotte Rampling.

“Müvekkilim bu çabanızın boşuna olduğunu iletmemi istedi,” diye söze girdi avukat. “Uçaktaki bombayı bulup, etkisiz hale getirmeye odaklansanız daha iyi olur. Suç kanalı sadece gözler, hiçbir bilgi vermez. Yasalar…”

Conrad kadını işaret edip, “Müvekkiline şunu ilet, başlatmasın yasalarına… Senatör Ted Lebnon ölürse bir daha gün ışığını göremeyecek.”

Avukat gülümsedi. “Yanlış anladınız… Müvekkilim Marina Obserk değil. O sadece, klonların da insan sayıldığı Haiti hariç bütün dünyada müvekkilimin malıdır. Ona bir zarar verilirse, eşyaya zarar vermeden dava açarız.”

Gary amirinin yüzünün öfkeden kıpkırmızı kesildiğini gördü. “Yayınlarınız birçok yasayı ihlal ediyor efendim. Eninde sonunda gizemli sahiplerine de ulaşırız,” diye lafa girmek istedi.

Kadın, yumuşak bir jestle konuşmak için ağzını açan avukatı durdurdu. “Suç kanalı ABD yasalarına bağlı değil, kendine ait özel uydusundan ve internetten yayın yapıyor.” Gözlerini Gary’ye dikmişti, sanki bu küçük odada sadece ikisi vardı. ”Buradaki varlığı sadece aracı şirketler üzerinden kiralama sözleşmeleri ile. Program kahramanlarımız olan suikastçıları veya seri katilleri yakalamayın demiyoruz. Biz bulup kameralarla sürekli gözleyebiliyorsak, siz de yakalayabilirsiniz. Beceriksizliğiniz için organizasyonumuz suçlanamaz.”

Sorgu odasının kapısı açıldı ve NSA’ın genç programlama dâhilerinden Peter Reiner, “Bir dakikanızı alabilir miyim efendim?” dedi. Gary ve amiri dışarı çıktı.

“Şirketi takip edemiyoruz efendim. Burada bir varlıkları yok. Hollanda’daki bir avukatlık şirketi üzerinden kiralamalar gerçekleşiyor. Onlar da İsviçre’deki küçük bir şirket üzerinden ortakları gizli bir bankaya… Mali yapıdan merkeze ulaşmak imkânsız. Yayın ve sinyallerden bir ipucu arıyoruz.”

“O uydunun maliyetli ucuz olamaz,” dedi Conrad. “Araştırmalarınızı uydunun yapıldığı tarihlere odaklayın. Üzerinde baskı uygulayabileceğimiz gerçek bir isme ulaşmalıyız. Belki de lazerle uyduyu vurmalıyız.”

“Amirim bu neyi çözer ki?” diye konuştu Gary. “Kanal onları yönlendirmiyor, sadece izliyor. Ellerinde istemedikleri kadar suçlu var. Belki baskı yerine pazarlık yapmayı denemeliyiz.”

Amiri bir süre düşündükten sonra elini omzuna koyarak, “Seni boşuna istemiş olamazlar,” dedi. “Bir dene bakalım.”

Gary içeri girdiğinde Marina Obserk, avukata, “Bizi yalnız bırakın,” dedi.

Işıldayan bileziğindeki bir çıkıntıya dokundu. “Şimdi bizi dinleyemezler.”

“Sorguda olmam için ismimi vermişsiniz,” dedi Gary. “Benden istediğiniz nedir?”

Kadın fazla dudak hareketi yapmadan kısık sesle konuştu. “Senatör mutlaka ölecek. Bunu hak etti ama uçakta olmasına gerek yok. Bilgi verebiliriz, suikastçıdan da kurtulabiliriz ama karşılığında bizimle çalışmalısınız.”

“Sizinle çalışmak mı?”

“NSA’yi veya devleti kastetmiyorum. Bir süredir sizi izliyoruz, yeteneğinizi biliyoruz. Geliştirdiğimiz bir kask vasıtasıyla bizim için en tehlikeli suçluları tespit edebilirsiniz.”

Kadının doğru söylediğine inanıyordu ama amaç neydi?

“Yakalamak ve yok etmek için mi?”

“Hayır, büyük bir gösteri… Ölümcül suçlularla dolu bir ada. Dünya çapında izlenecek bir mücadele.”

“Düşünmem lazım.”

Kadın duvardaki saate baktı.

“Çabuk karar vermelisiniz. Patlamaya birkaç dakika kaldı.”

“Kabul edersem nasıl olacak?”

“Amirinize sorunu çözeceğimizi söyleyin. Uçakta bir adamımız var. Bombayı bulacak ve durduracak. Ben de çıkıp gideceğim. Birkaç hafta sonra sizinle temas edeceğiz.”

Gary birkaç saniye düşündükten, “Tamam,” dedi. Bu da bir çeşit balık tutma sayılırdı. “Telefon mu istiyorsunuz.”

Kadın parmağıyla gözünü işaret etti. “Gerek yok. Zaten bizi izliyorlar. Birazdan haberi alırsınız.”

Gary sorgu odasından çıktığında amirine, “Bombayı etkisiz hale getirecekler,” dedi.

“Ne dedin ona?” diye sordu Conrad. “Buradaki aletlerde bir sorun oldu, hiçbir şey duyamadık.”

“Sadece bütün gücümüzle üstlerine gidebileceğimizi, bütün para kaynaklarını kaybedebileceklerini söyledim. Sonuçta karşımızda kar amaçlı bir organizasyon var.”

Amiri hala kuşkuluydu, tatmin olmamıştı. Gözlerini kısarak Gary’e bakıyordu, yeni sorusu için ağzını açmıştı ki, telefonu çaldı.

“Buyrun efendim. Evet anlıyorum.”

Kısa bir görüşmeydi. “Senatörün korumalarından biri bombayı bulmuş ve etkisiz hale getirmiş,” dedi Gary’e. “Bunu onlar mı yaptı?”

Gary omuz silkti. “Size haber geleceğini söylemişti ve geldi.” Bundan sonra olacakları tahmin ediyordu. O koruma sorgulanacak, serbest bırakılsa bile sürekli gözlenecekti.

“Ayrıca suikastçının da artık ortalarda olmayacağını söyledi efendim,” dedi. Marina Obserk senatörün kaderini de söylemişti ama bilerek kendine sakladı. “Hak etti,” demişti kadın ve ona inanıyordu.

Teklifi kabul etmesinin sebebi de geleceğin ABD başkanı adaylarından Ted Lebnon’u kurtarmak değildi. Onlar her şeyi izliyordu. Böylesi güçlü bir organizasyonun derdi para veya suçlular değildi. İşte bu nedenle içlerine girmesi gerekiyordu; amaçlarını öğrenmek için.

Emekli olduktan birkaç gün sonra balığa çıktı Gary. Teknesi gölde boş halde sürüklenirken bulundu. Boğulduğu tahmin edildi.

 

Orkun UÇAR

Yazarın izniyle yayınlanmıştır. http://orkunucar.blogspot.com.tr/ http://www.bilimkurgukulubu.com/author/orkunucar/

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: