Tanrı Misafiri

Sevgilisini sevişmek istemediğine inandıramamış, ailesini tecavüze uğradığına ikna edememişti. Sonra her şey karman çorman olmuştu. Önce hamile kalmıştı. Ağlamaktan ertesi gün haplarından almayı unutmuştu. Ardından ailesi öğrenmişti. İlk işleri okuldan almak olmuştu. Hakkındaki dedikoduların fısıltıdan kahkahaya dönüştüğü göz önüne alınınca yerinde bir karardı. Sevgilisi bebeği öğrenince delirmiş, aldır demişti. Ama kıyamamıştı o günahsız yavrucağa. Kabullenen sevgilisi adamlık yanılsaması içinde evlenme teklifi etmişti. Bunu duyan ailesi havalara uçmuştu. Torunları piç doğmayacaktı.“Karadeniz’de gemilerin battı herhâlde,” dedi arkadaşı. Kadın kafasını kaldırdı, gözündeki yaşları sildi. “He ya, battı. Nasıl batmasın?” dedi umutsuzluk içinde. Karnını ovaladı, kocaman olmuştu. Arkadaşı kocasını sordu. “Sen gelmeden çıktı, az kalsın karşılaşıyordunuz.” Kocasından bahsetmesinin verdiği tiksintiyle ama daha çok korkuyla titredi. Kocası arkadaşını öğrenemezdi. Öğrenirse görüşmesine izin vermezdi. Hayır, yapayalnız kaldığı bu günlerde onu da kaybedemezdi. “Gül yüzlüm, asma suratını,” dedi arkadaşı elini omzuna koyarak. Birilerinin kendisine hala gül yüzlü dediğini bilmek sevindirdi. Eskiden babası da derdi. “Nasıl asmayayım?” Kendine kahve koymak için mutfağa geçti. Arkadaşı sevmezdi. “O adam bana tecavüz etti. Şimdi kocam adı altında her gün etmesine engel olacak şey ne?” Anlayamıyordu. Ne ailesi ne kocası eğitimsiz insanlar değildi. Kocasının bir kadın sevişmek istemediğinde bunu anlaması, ısrar etmemesi gerekirdi. Ailesininse polise gidelim diye ısrar etmesi. “Demek olayın eğitimle ilgisi yok,” dedi kadın. Arkadaşı kendine sandalye çekerken sordu: “O halde neyle ilgisi var?”

Kahve güzeldi. Köpüğü, şekeri tam kıvamındaydı. Kadın düşünürken bir yudum daha aldı. “Belki de nefisle ilgisi vardır. Belki uçkuruna sahip çıkacak kadar güçlü değildir. Benim anlamadığım ailemin nasıl bu kadar acımasız davrandığı. Kendi kızlarına inanmaları gerekmez miydi?” Arkadaşı güldü. Mutlu gülüşlerden değildi. Hayır, her şeyin mahvolacağını söyleyen bir gülüştü daha çok. “Toplumsal dogmalarla gözleri bağlanmış,” diye devam etti kadın. “El alem ne derde tıkanıp kalmışlar.” Başını iki yana salladı. Sözü arkadaşı devraldı. “Aileni bırak da kendinle yüzleş sen asıl. Hiç mi suçun yok sence?” Kadın hışımla ayağa kalktı. “Ne suçum olacakmış? Sevdim sadece, onun da beni sevdiğine inandım. Çığlık atmadım ama kaçmaya çalıştım. Boğazına sarılmadım ama ağladım. Tecavüze uğradım işte. Sevdiğim adam da olsa istemediğim halde sahip oldu bedenime. Tecavüz değil mi bu şimdi? Hem kuralı mı olurmuş tecavüzün?” Saman alevi gibi parladı, sözü bitince yerine oturdu. Bir yudum daha aldı kahvesinden. “Anladık, suç sende değilmiş.” Arkadaşı iç çekti. O da üzülüyordu kadının haline. Ama onun kadar değil. Kimse yaşamadan bilemezdi tecavüzcüsüyle evlenmenin, her gün aynı yatağı paylaşmanın verdiği acıyı. “Peki şimdi ne yapacaksın?”

Kadın umutsuzlukla iç çekti. “Ne yapacağım canım? Her gün yabancılar, tanıdıklar, akrabalar, kocalar tarafından tecavüze uğrayan o kadar kadın var ki. Ben de onlardan biri olacağım. Belki bir gece kalbine meyve bıçağı saplamanın hayalini kuracağım. Ayakta kalacağım. Kadınım ben, kaderim böyle herhâlde.”

Sözünü bitirdiği gibi kapı çaldı. Arkadaşı hala evdeydi. Kadın panikledi. Kapı bir kez daha çaldı. Buraya kadardı. “Tanışma vaktiniz geldi,” dedi kadın. Kapıyı açtı. Kocası selam bile vermeden salona geçti. Çoraplarını bir kenara atıp televizyonu açtı. “Ayıp, misafir var,” dedi kadın. “Nerede?” dedi kocası çoraplarını tekrar giyerken. Kadın mutfağa baktı, tuvalete baktı hatta ardiyeye bile baktı. “Hayret, az önce buradaydı,” diye mırıldandı salona dönerken. “Deli midir nedir?” dedi adam. Kadın üzüntüyle kendine sarıldı. Adam çoraplarını yeniden çıkarttı.

 

Ezgisu Karakaya

BU İÇERİK BİR KONUK YAZAR TARAFINDAN ÜRETİLMİŞTİR. Yayınlanmasını istediğiniz eserlerinizi yenipapirus@gmail.com ‘a göndermeniz gerekmektedir. Editör onayından geçen eserler Yeni Papirüs okurlarına sunulacaktır.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: