Tek Bir Rengin Sesi

Cırnaklarını geçirmemiş bir kök bile kalmamış etrafımda

kaynağı yapay erdemin kalıntıları ve onun evcil hayvanı engereğin elma kurdu 

görengerekler tarafından

 

etraf tek bir rengin soluğunu almış parmakları arasına

siyah kenef aralanınca onu kaburgalarca 

kıkırdatmakta…

Heybetli görkemli bir kendi başınalık demek isterdim buna

ama için hiçliğinde var olmaya ruh arayan bir deliliğin

süprüntüleri daha çok tümcülerce

 

Lakin ne görkem ne heybet beni kucaklayan bir armaan

şeyler ardında adımın ortasında

Kan değil akan bu damarlarım arası yolsuzluk yapan

duraksayan arzularımı çıbanlar sarmışken organlarım 

bir neden aramaya can atan yırtılan bir aklın duhulunda kelimeler akmakta

or gan ları mı parçalamaya atan canı parçalamaya

Görünmeden yaşıyoruz görürken kaçtığım benleri

insansarlardan ve babalardan 

borçlu oluyorum kendiliğime

 

Kendine gebe kalmak akışkan bedeninle döllemek kendini

budamak hilal kargılı makinelerden

Ötelemek, doldurmadan doymadan varamamak sona ve 

itelenmek herkeslerden nedensellikten

Yine de ne kıyısındasındır uçurumun, ne de öpecek

bedenini kucaklayan o soğuk betonun yüzünde

 

Etnos, dağıl dillerim arasına örümcek misali

beni babarahmin tohumuna yatırma kulaçkalandırma o

denizin bataklığına kuçaklandırma çarkların cırnaklarına

Bir tarif ver kasıklarının ötesinde olan varlığımın 

varsayımlarına

 

Nefes alışlarım nasıl da cüzdanıma girmiş tek bir 

kelepçeden olma sayısız şehvetli anılarıyla anka tüyünden hatıra

ve biriken nefesi veremez olan patlamaya hazır bir aklın şişliğiyle

eprirken yeniden doğamaz oluşun hafifliğiyle

öncesizlikle

 

Gergadan bir yazarsın sen artık kırık boynuzun o tenrengi

kanından gelme kırık kalbin bozukluğundan gelme

Bir tüy parçasının ağırlığı bana senden kalan arta kalan

Bedenine sürülü kokusuyla yadikar bir anı canınla kanınla

koruduğun

Zaman kadar duyulan saçlarına karışan uzun bir toka

 

Seni hecelemek stradivarius oluşun başında, dilimin yasak

titreşimleriyle ruhunu bana kamçılayan yasaları kırbaçlıyan

Gölgemin gölgelere düştüğü anda anlıklarda kalkmak

düşen gerçekten gerçekliklerden kalkarmış eylemin bitişini

öngörmeden görmeden denetçiler görürken

Kendini al içine senyüzlü bir iç yarat, göklerden ve antik kurguların dışında

seslerin rahminden bedensiz yazarlar harfle

Ve seslerimiz kutsalları kadınlaştırdı kesik başlı tanrıları 

başlarınıza baş olmadan önce

Onları tokalamak lazım yazarın anılarında kaybolanla

Ve öncesi gördüğünüz okuduğunuz kelimelerle 

bağlanmayın dizelerinize ve birbirinize size ne çağrıştırırsa çağrıştırsın

yeter ki unutun var olan bu kelimelerin ruhunu başaramayacak olsanızda

 

Uğurcan Kaçmaz

Görsel: Roberto Ferri-Pietas

Yalnız akış var beni devindiren, beni yolcu yapan bu dikenli yol üstünde. Bir tanım yok adımın altında, bu adın altında yatan gerçeğin peşindeyim lakin bulunacak ve tamamlanacak bir şey değil bu; beni ben yapan doğrular ve gerçek diyemeyeceğim gerçekler...

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: