Türkiye’de Vejetaryen/Vegan Olabilmek

Evet, vejetaryenim. Hayır, bu bir hastalık değil. Kendi tercihim. Hayır, canım hiç et çekmiyor. Evet döner de balık da yemiyorum. Evet sucuk, sosis, salam, köfte de yemiyorum. Hayır, canım hiç iskender çekmiyor. Hayır, şimdi şurada bir kuzu çevirme olsa yemem! Siz böyle etli yemek isimleri saydıkça canım çekmiyor, aksine midem bulanıyor. Yok hayır, ben vejetaryen olmadan önce de zayıftım. Hayır, sosyetik görünmek için seçmedim vejetaryenliği, hayvanların öldürülmesine karşıyım. Ayy siz vejetaryen olamaz mısınız? Zaten olun demedim ki.

Evet, bu ülkede vejetaryenseniz bu cümlelerden en az birini duymuşsunuzdur mutlaka. Sahi, bunları söylüyorlar da, ciddi anlamda vejetaryenliğin ne olduğunu biliyorlar mı? Sorsanız, “Canım et yemeyenlere vejetaryen deniyor işte.” diyecekler. Ancak durum bu denli basit değil. Tüketim toplumunun geldiği nokta da “hayvan sömürüsü”. Damak tadı için, şık görünmek için yüzlerce hayvan canice öldürülüyor. Kürk, omuzlarınızda daha canlı dursun diye öldürmeden derilerini yüzüyorlar hayvanların, zaten o esnada acıdan ölüyorlar. İşte vejetaryenlik, tüketim toplumunun geldiği bu nokta olan “hayvan sömürüsü”ne karşı duruşun adı. Öyle sanıldığı gibi “sosyetik görünmek” için tercih edilen bir şey değil, asıl vejetaryenlik. Asıl sosyetik görünmeye çalışan ve bu uğurda şuursuzluğun son raddesine ulaşmış olanlar; omuzlarına attıkları hakiki kürkle gezinirken, pet shoptan bilmem kaç bin liraya aldıkları cins köpeklerini de kucaklarında gezdirmeyi ihmal etmeyenlerdir. Bir yandan “Ayy ben de çok severim hayvanları.” derken öte yandan hakiki yılan derisi ayakkabılarıyla dolaşır bu insancıklar. İşte bu gibi insancıklar hayvan sevgisini dillerinden düşürmezken, sizin vejetaryenliğiniz “sosyetik görünme çabası” olarak algılanır bu ülkede.

Yeri gelmişken, vejetaryenliğin çeşitlerine de değinmek istiyorum. Balık yiyebilen vejetaryenler (Pesketeryan), kırmızı et yemeyen vejetaryenler-Sadece hayvansal gıda olarak kırımızı et yenmez. Ama süt, süt ürünleri, yumurta, tavuk ve balık yenebilir. – yumurta yemeyen ama süt tüketen vejeteryanlar, süt tüketmeyen ama yumurta yiyen vejetaryenler gibi vejetaryenlik türleri bulunmakta. Doğrusunu söylemek gerekirse, balık yiyen ve sadece kırmızı et yemeyen insanları vejetaryen olarak nitelendiremiyorum. En çok balıklara üzülürüm ben. Doğal ortamlarından alınarak ve kandırılarak öldürülüyorlar çünkü. Aslında tek amaçları karınlarını doyurmak. Benim nazarımda vejetaryenlik, türlü hayvansal eti yememektir. Zaten hiçbir hayvansal gıda tüketmeyenler de vegan olarak anılmakta.

Gelelim bir başka mevzuya; vejetaryen olmanızı aile bireylerinizin kabul etmemesi. Aileniz masada et ürünleri yerken cani gibi görünmeleri yetmezmiş gibi sizin de yemeniz için ısrar ederler. Kendileri balık yerken masadaki salatayı yiyen size acıyan gözlerle bakarlar. Oysa siz, böyle mutlusunuzdur.
Vejetaryenliğinizin birinci yılını tamamladığınızda, “Tamam, bunu denedin şimdi et yemeye devam edebilirsin,” diyen bir anneyle de karşılaşabilirsiniz. Yahut misafirliğe gittiğinizde vejetaryen olduğunuzu bildiği halde hiç etsiz yemek yapmayan; “Yemeğin etlerini ayıklarsın, bezelyesinden yersin diye düşündüm.” diyen bir ev sahibiyle de karşılaşmanız, geceyi aç geçirmeniz oldukça muhtemel. Etle birlikte pişmiş, etin tüm kokusu ve tadı üzerine sinmiş olsa da bezelyedir sonuçta o, et değildir, onlara göre. Zaten bu tercihinizin de elle tutulur mantıklı yanı yoktur onların gözünde. Hayvanlara olan sevginizden bahsedecek olsanız, “Allah onları biz yiyelim diye yarattı, onlar olmasaydı biz öldürülecektik.” şeklinde cümlelerle karşılaşır, çaresiz susarsınız yine. Anlam veremezler hayvanları bu kadar sevmenize. Onlar da severler, ama “gerektiği kadar”.
Sonra, zamanla birtakım özlü sözler duymaya başlarsınız: “Et giren eve dert girmez,”, “Et yemeyen insanın kafası çalışmaz.” Vesaire vesaire…

Uzun sözün kısası, karşılaştığım pek çok olumsuz tepkiye rağmen; vejetaryenliğin hayatımda verdiğim ender doğru kararlardan olduğuna inanıyorum. Et ve et ürünleri yemeyi bıraktığım ilk günden beri sadece midemin, vücudumun değil; ruhumun arındığını hissediyorum ve bu da huzur veriyor. Bir hayvanın öldürülmesine yol açmıyor, onu doğrayıp pişirip yemiyor, vicdan azabı hissetmiyorum artık. Bir hayvanın başını okşarken “seviyorum ama yiyorum da” şeklinde bir vicdan muhasebesine düşmüyorum. Tüketim toplumuna, tüketim toplumunun geldiği nokta olan hayvan sömürüsüne karşıyım ve bundan dolayı da huzurluyum.

“Madem hayvan sömürüsüne bu kadar karşısın, neden vegan olmadın/olmuyorsun?” gibi pekala mantıklı bir soru gelebilir hatırlarınıza. Vegan olmak, çok istediğim şeylerden biri. Ancak vegan olmayı tercih etmiş birinin çok dikkatli beslenmesi, soya sütü, soya kıyması gibi birçok ürünü tüketmesi gerekiyor. Aksi takdirde sağlığından olur. Ve ben bir öğrenci olarak, bir litre soya sütünün 7,5 lira olduğu bu ülkede vegan olamıyorum. Sonsuz saygı duyduğum veganların zamanla sayılarının artması, vejetaryenler ve veganlara saygı duyulması dileğimle…

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: