Uğuldanış

 

Rüyadan Uğuldayan Uğultu:

 

 

Ben

Silahtan kurşun

Kurşundan silah

Beyinlerden

Beyinlere

Yürürüm

Kurşuni ayaklarla

Titretirim mermerden Yunan heykellerini

Medeniyetleri parçalarım bir bakışımla

Kirpiklerimin arasında gezinir durur Ovid

Göğüs kafesini limelerim Virgil’ın

Yaylaların binlerine uzanır avuçlarım,

ve vadi

boşluklarca erir.

 

Ben

Aslında

Bizler olmak uğruna

Kanatlara konmak uğruna

Roma merdivenlerine varmak uğruna

Soğudum bedenden

ve

kapanlı gün denizinin pembeliklerine karıştım

Şaire kalem olmak uğruna

Sessiz

 

 

Ben

Akış içerisindeki kendilik üzerinde gezinen

Ve köklere yayılan

Akışın

Derinliklerinde gezinen

Ateşten bir böceğim

Fısıldanmaya geldim

Kulaksızların kulaklarına

Sarı devlet parşomeni

Yahut

Düz beyaz kağıtlar olarak

Yakacağım Kubilay’ın Coleridge saraylarını

Kocaman kubbeden yayılır ışık

Askerin kılıcına parıltı misali

Cılız

Konar

 

 

Ben

Solucanlarla

Döşek oluyorum artık

Camdan bir tabutun içerisinde titriyorum

Dalgalar soğuk asya kıtaları misali çarpar dudaklarıma

Parçalandı bacaktan kollar

Parçalandı koldan bacaklar

Endülüs kayalarına çoktan çarpmıştı kabuk

Ve saçıldılar bir kıvılcım misali Milton’dan

O noktaya dokunmakta artık saçlarım

O noktaya dokunmakta artık

O noktaya dokunmakta

O noktaya

Noktaya

O

 

 

 

Uyandım

Avuçlarımda gezinen tek şey

Senin kokundu.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: