Yapay Mutluluklar

yapay mutluluklar

James Bulger vakasına ithafen…
Yapay mutluluklar yarattık kendimize. Diziler, programlar, bilgisayar oyunları…

Aslında biz olmayan, gerçek hayatımızdan izler taşımayan hayatların içinde kaybettik kendimizi. Sanal hayatın bizden ne kadar uzak olduğunu anlayınca da, içimizde tarifi güç boşluklar oluştu. Artık ne o saçma diziler, ne de gereksiz televizyon programları dolduramıyor içimizdeki boşlukları… Aslında çok masum görünen ,sadece birer eğlence aracı gibi duran o sert şarkılar, savaş oyunlarıyla geleceğin katillerini hazırlıyoruz. Sonra 10-12 yaşlarındaki iki çocuk, 3 yaşındaki bir başka çocuğu öldürünce, aile kurumunun bozulduğundan bahsediyoruz. Evet, aile kurumu bozuldu. Evet, ey çizgi film, oyun yapımcıları, kendi tabirinizle o ‘çocuk şeytan’ları biz yarattık! Bunu siz istemediniz mi? Çocukların düş kurma yeteneğini geliştirmesi gereken çizgi filmlerin içine o iğrenç mesajları yerleştiren siz değil miydiniz? Siz var ya siz, dünyayı yönetme, daha fazla para kazanma hırsı uğruna çocukların kanına girenler! İnsanlık sizi affetmeyecek.

1 Comment

  1. Muharrem Soyek

    30 Eylül 2016 at 15:07

    Yapay mutluluk değil de, sanal mutluluk daha anlamlı oturuyor. Mutluluk sanısı. İnsan uygarlığı çoklukla yapay unsurlar üzerine kurulu olduğundan mutluluk da yapay nedenlere bağlı olabiliyor. Fakat somut bir nedenseli olmayan sadece sanılan mutluluklar paylaşımlı içsel hazda özlenen bir geçmişe dönüşemeden soyut âlem yalnızlığında püfleyip yok olamsıyla çok can sıkıcı ve depresif olabiliyor.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: