Zamanın Tanığı: Fikret Kızılok

Melis Çamlıoğlu

 

Fikret Kızılok, belki de kendisine en yaraşır mevsimde, 15 yıl önce bugün veda etti hayata. Sevdiğim sanatçıları ölümleri ile değil, doğum günleri ile anmayı tercih etsem de, vesile ile bu güzel müzisyeni analım istedim.
Durgun sulara benzeyen dingin sesiyle duyguları şelaleye dönüştüren sanatçı, 1946 yılında İstanbul’da doğar. Öğrenimine Galatasaray’da başlar. Müzikle tanışması yine burada, kendisine hediye edilen bir kırmızı akordeon sayesinde olur. Bir 23 Nisan müsameresinde şarkı söyler. İleriki yılarda akordeonun yerini gitar alsa da, elinden çıkan notalar ‘gönül’lerdeki yerini alır.
Lisede de müzikal çalışmalarını sürdürür. Çeşitli gruplarda yer alır. Barış Manço, Timur Selçuk gibi sanatçılarla çalışır. İlham Gencer’in işlettiği Çatı’da Cahit Oben ile aynı sahneyi paylaşırlar. İlk dönem 45’liklerinde Beatles, Rolling Stones gibi grupların şarkılarını yorumlar. Bu dönemde kendi bestelerini de yapar, ailesi ile yaşadığı Kadıköy’de mahalle konserleri verir.
Dişçilik Yüksekokulu’nun son sınıfında okurken çıktığı bir yolculukta Aşık Veysel ile tanışır. ‘ Uzun İnce Bir Yoldayım’ı yeniden yorumlar. 1969 yılında tekrar Aşık Veysel’in yanına gider. Bir süre orada kalır ve Aşık Veysel sözlerini besteler. Plaklarında gitar, saz, tumbanın yanında yeni bir şey deneyerek taş ve tahta kullanılır. Bu şarkılar çok sevilir ve ona ilk altın plağını kazandırır. Sanatçı , değerli ozanları plaklarına konuk eder birçok kez. Karacaoğlan’ın ‘’Güzel Ne Güzel Olmuşsun’’, Ahmet Arif’in ‘’ Vurulurum’’ şiirini de besteler.
Kızılok, 80’li yılların başında tanıştığı Bülent Ortaçgil ile “Çekirdek Sanat Evi’ni” kurar. Buradan maddi bir beklentileri yoktur. Popüler kültürün dışında işler yapmak isteyen müzisyenlere kucak açarlar. Erkan Oğur, Yeni Türkü gibi sanatçıların kayıtlarını yaparlar. İkili ayrıca kendi albümlerini de kaydederler. Bu dönemde Fikret Kızılok diş hekimliğini bırakmış, tamamen müziğe yönelmiştir. Ortaçgil ile ‘’Biz Şarkımızı…’’, ‘’Pencere Önü Çiçeği’’ ne imza atarlar. Dönemin siyasi koşulları içinde albüm yapmaları zorlaşır. Aralarındaki uyuşmazlıklar da artınca, ikili yollarını ayırır.
Söyleyecek sözü olanlardandır Kızılok. Politik tavrını ortaya koymaktan çekinmez. Yadigar albümünde yer alan ‘’Demirbaş’’ şarkısında Süleyman Demirel’in siyaset sahnesinden çekilmesini mizahi bir dille anlatır. 1996’da ‘’Vurulduk Ey Halkım’’ yayınlanır. Kızılok’un son albümü ,,1998’de yayınlanan olan ve çok emek verdiği Mustafa Kemal-Bir Devrimcinin Güncesi’dir. Üretken bir müzisyen olan usta Fuat Güner ile ‘’Sakın Gelme’’ şarkısının sözlerini yazar. Sertab Erener’in yayınlandığı dönemde dikkatleri üzerine çeken şarkısı ‘Kumsalda’yı yazar. Ölümünden sonra da şarkıları ,farklı şarkıcılar tarafından yorumlanır.
Bu güzel sanatçı birçoğumuzun kişisel tarihinde önemli bir yer tutar. Sesi anılarımıza, çocukluğumuza, aşklarımıza fon oluşturur.
‘’Yastığımda düşümde içimdesin
Bir hain bıçak gibi kalbimdesin
Dermanı yoktur bilirim’’
diye şarkıya eşlik ederken zihnimde arabesk günlerimin yanı sıra, Zeki Demirkubuz’un ‘’Masumiyet’’ filmi belirir hep. Benimle birlikte müzmin aşık Bekir de Uğur’a bu şarkı ile seslenir. Belki de bu anlarda Uğur , peşinden kent kent dolaştığı büyük aşkı Zagor’u düşünür sigarasını tüttürürken, kim bilir…
‘Süleyman başbakan, başbakan hep Süleyman’’ diye mırıldanırken poşetten uçurtma yaptığım günlere selam yollarım. Dönemin iktidarlarının eleştirilebildiğini düşünür, gülümserim.
‘’Yarım kalan sevgilerim
Uyanmamış sabahlarım
Perdesiz gecelerim
Paramparça oluşlarım’’ söyleyerek hayata, daha çok kendime sitem ederim.
Daha nice şarkısı ile kendimi bulurum, kendimi ararım…
Bir eylül akşamında kalbine yenilen ama binlerce ‘gönül’de yaşayan bu güzel adamın şarkılarını daha çok dinleyeceğim bugün, anısına şükranla…

1988 yılında Çorlu'da doğdu. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Klasik Arkeoloji mezunu. Okur,düşler,yazar,izler. Sabahattin Ali'nin şu cümlesini tekrarlar:''Ben dünyadan ziyade kafamın içinde yaşayan bir insanım.''

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: